Hep onlar...

Cumartesi, 05 Haziran 2010 - 18:35

Öyle bir kesim var ki....
Haritada Gazze’yi gösteremez ama bir uzman gibi konuşur durur.
Dinde ulema, hukukta allâme, ekonomide ukalâ, futbolda bile evliya’dır.
Bunlar kanal kanal gezerler.
Çoğu da profesör. Ne zaman okurlar, ne zaman okuturlar bilinmez.
*
Gerçekten uzman olanları tenzih ederim.
Ama insaf.
Bu kadar bol uzman olur mu?
Hem de her dalda uzman.
Tarih, coğrafya, siyaset, sanat, mimari, şehircilik, hatta trafik.
Bunların ortak terimleri vardır. Bazı cümlelerin altını çizerler.
Sık sık oldukça derler.
Ötekileştirme derler. Kırılma noktası falan gibi müthiş saptamalar yaparlar. Ben sizi dinledim, siz de beni dinleyin türünden uyarılarda bulunurlar.
İstiskale uğramalarına rağmen hiçbir programdan geri kalmazlar.
*
Hep bir ağızdan konuştukları hâlde, biribirlerini duyarlar.
Gürültüde siz hiçbir şey anlamazsınız ama onlar pekâla anlaşırlar.
Tam ambale olduğunuz sırada, bereket bir telefon bağlantısı imdada yetişir. Bunları ancak o telefondaki ses susturur. Kuzu kuzu dinlerler. Telefon kapandıktan sonra haydii, yine hep bir ağızdan...
*
Ekrana bakmaya lüzum yok.
Onları artık seslerinden teşhis ediyoruz. En güzeli de kimin ne söyleyeceğini önceden biliyoruz.
Münevver cahiller.
Ne demek o yahu?
Hem münevver, hem cahil olur mu? Olur... Hiçbir entellektüel “ben entellektüelim” der mi? Derse işte böyle olur.