“Hepimiz Çipras'ız” oluverdik

Pazar, 01 Şubat 2015 - 17:00

Komşuda adeta devrim niteliğinde bir seçim yaşandı. Seçimi Radikal Sol Koalisyon kazandı ama tek başına iktidar olamayınca, gitti sağcı ANEL’le koalisyon yaptı. SYRİZA’nın lideri Babaeskili yeni başbakan, ateist olduğu için de dini yemin töreni yapmadı. Başbakan Aleksis Çipras ve kabinesinin erkekleri kravat da takmıyor. Daha ne olsun. Farkındaysanız, Yunanistan’da seçim barajı yüzde 3 olduğu için Meclis’e 7 parti girdi.

Bu da cabası. Kısaca özet bu. Uzunu ise şöyle: Aman Allahım, meğerse Türkiye’de ne çok Yunanistan uzmanı varmış. Yorum üstüne yorum. Bitmek bilmiyor. SYRİZA’lılar bile şaşırmış, Türk solunun ve sosyal medyanın bu ilgisi karşısında. Çipras da “Bu yoğun ilgi çok sevindirici” diyor. Dilerim iyi ilişkiler içinde olacağımızın işareti olur ama, ağabeyler, ablalar yahu durun hele. Dün bir, bugün iki. Su akmaya başlasın müsaade edin de. Kendine bir mecra yaratsın önce. Ya da yaratabilecek mi? AB’ye, IMF’e yani dünyaya kafa tutmak kolay bir iş değil.

Herkesin harcı da değil. Bir tarafta kemer sıka sıka iyice zayıflayan Yunanistan diğer tarafta öncelikle Avrupa devleri. Hele hele Merkel Abla. Seçim öncesi vaadlere eyvallah. Şimdi sıra programda, sonra da pazarlıklarda. Sen iste. Rest de. Peki diyen, resti gören olmazsa ne olacak? Ne olacak, komşu kaderi ile baş başa kalacak. Dedim ya su, ya kendine zar zor bir mecra yaratacak, ya da taşıp sele neden olacak. Peki, bizde de 4 ay sonra seçim var. SYRİZA’nın seçim stratejisinin bize etkisi olur mu? Yani CHP’ye. Zor. CHP’de sol mu kaldı? ‘Kim olursan ol gel’ sevdası ile bu iş olmaz.

SYRİZA, kadro seçimi ile seçim kazanmış. Bizde daha kadrolar belli değil ama, AKP’nin ılımlı İslam politikasının peşine takılarak bu işin olmayacağı apaçık ortada. Kılıçdaroğlu, “Aynı dünya görüşünü paylaşıyoruz” dese de. Bekleyelim. Göreceğiz. Hem Yunanistan’da neler olacağını, hem de Türkiye’de. Bu arada Papandreu hanedanının çöküşünü de unutmadan.

BÜYÜMÜŞ DE KÜÇÜLMÜŞ DERLER YA...

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Davos sonrası Zürih’te gurbetçilere seslendi. Hani bazı çocuklar vardır, bazen öyle laflar ederler ki, herkesi şaşırtırlar. Halk arasında da bunlara “büyümüş de küçülmüş” denir ya, işte aynen öyle sözler söyledi Davutoğlu.

* İslam Avrupa’nın asli dinidir. Öyle de devam edecektir.

* Her türlü engele rağmen, Türkiye AB yolunda kararlıdır.

* Türkiye Avrupa’da büyük bir eksikliktir.

* Yalvarmadan, dilenmeden mutlaka bir gün AB’ye gireceğiz.

* Başımız dik, onurla, dinimizle, dilimizle, örfümüzle.

* Avrupa ancak Türkiye ile küresel bir güç olabilir.

* Türkiye Avrupa için şifadır. Ancak bizimle ayağa kalkabilirler. O konuştu, gurbetçiler dinleyip alkışladı. “Helal olsun, bravo, en büyük Türkiye” dediler. Hepsi bu. AB’den kimse bu laflara yorum bile yapmadı. O çocuklara benzedi o kadar. Bu lafları taa Cibuti’den duyan Cumhurbaşkanı Erdoğan da, öteki cumhurbaşkanı ile yaptığı ortak basın toplantısında neredeyse tekrarladı. Cibutilileri çok ilgilendiriyor (!) ya.

* NATO’dayız, OECD’deyiz. Bizi niye AB’ye almıyorsunuz?

* Türkiye güçlüdür. Kapınıza gelip dilenmez.

* Bizi alın ki, Hıristiyan birliği tezi çürüsün.

* Aslında biz AB’yi test ediyoruz haberleri yok.

* Alırlarsa alırlar. Yoksa biz kendi yolumuzu çizeriz.

Ne diyelim, ağzına sağlık Sayın Cumhurbaşkanımız.

İşte bu kadar.

ISMET PAŞA KIYMETE BİNDİ

Bir İsmet İnönü sevgisi depreşti geçen hafta. Hem Cumhurbaşkanı, hem bakan sözleriyle onu yadetti. Nedense? Erdoğan muhtarlar toplantısında, “Hapse girdiğim zaman, benim için sizleri aşağılayarak, ‘artık muhtar bile olamaz’ demişlerdi ama bu millet kardeşinizi Cumhurbaşkanı yaptı” diyerek başladı söze.

Sonra da daha önceleri “İki ayyaştan biri“ diye tanımladığı İsmet İnönü’nün bir sözünü hatırlattı: “Namuslu insanlar da, en az namussuzlar kadar cesur olmalı.” Ne denir, doğru söze can kurban. İki gün sonra da Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi andı İsmet İnönü’yü. Meşhur lafıyla. “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye o yeni dünyada yerini alır.” Ama Zeybekçi daha iddialıydı.

Dedi ki: “Türkiye o yeni dünyayı kuranlardan olacak.” Dileriz dediği gibi olur. Hangi Türk istemez. Yoksa Zeybekçi evrende yeni bir ışık gördü de bizim haberimiz mi yok?

DAVUTOĞLU DÖRTLEYECEK

PKK’nın gençlik kolu Cizre’de aylardan beri güç gösterisi yaparken, diğer Kürt oluşumlarını da açık açık kendilerine biata zorluyor. Neredeyse devleti yok sayıp silerek. Diyarbakır’da da 100 bin kişinin katıldığı bir miting vardı. Paris katliamını yapanları desteklemek için. Bunu da Hizbullah organize etmiş. İşte iki ayrı olay. İki gün sonra da Başbakan Davutoğlu gitti Diyarbakır’a. AKP il kongresi için. Konuşması boyunca mavi boncuk dağıttı durdu.

* Kürtler bize Osmanlı’nın emanetidir.

* Varlığınız, varlığımızdır.

* Diyarbakır’da omuz omuza yürüyeceğiz.

* Canımız Diyarbakırlılar’a emanet. (Yanlış anlaşılmasın koruması Diyarbakırlı olduğu için)

* Türkçemizle, Kürtçemizi kardeş kılacağız.

Dedi ve bağladı Davutoğlu: Kürtçe öğrenmeye başladım bile. (Kendisi İngilizce, Almanca ve Arapça biliyor)

KARDEŞ ACISI UNUTULUR MU?

Davutoğlu kongrenin ardından Diyarbakır Valiliği’nde, 6-7 Ekim olaylarında hayatını kaybeden 5 kişinin aileleri ile görüştü. Ölen Yasin Börü’nün kardeşi Furkan’ın elini sıkarken, delikanlının yüzündeki ifadeye bakar mısınız?

Anlaşılan o ki, saçılan mavi boncuklar onun ilgisini çekmemiş. Bunu fark eden Başbakan da, bu görüntüyü yumuşatmak için, başka bir görüntü yarattı ve Furkan’ı kendisine çekip alnından öptü. İnşallah faydası olmuştur.

BİR DE POSTA'DAN

Bizim gazetenin kapısından girdiğiniz anda, karşınıza devasa cam bir kutu geliyor. İçi onbinlerce zarf dolu. Şiir köşesine gönderilen ama anlam veya Türkçe açısından yetersiz bulunan şiirlerin zarfları.

Tabii bir o kadar da gönderenin fotoğrafı. Başka bir odada ise bir bu kadar daha okunmak için bekleyen zarf varmış. Onları görmedim. Uzun bir süredir şiir köşesine göz gezdiriyorum.

Gönderenler hep erkek.

Dikkatimi çekti Rıfat Ababay’a sordum.

“Maalesef” dedi. Erkekler bu konuda daha duyarlıymış.

Şaşılası bir durum değil mi sizce de?

Kadınlar aşk, sevgi, evlilik, çocuk ve hatta şiddet üzerine yazsalar, erkeklere o köşede yer kalır mı? Ama demek ki, erkekler daha duygusalmış. Bir süredir köşede kadınları da görmeye başladım. Sevindirici.

Haydi hanımlar beni mahcup etmeyin.

DÜR MEHMET DÜR

AKP’nin daha doğrusu Türk siyasetinin mikserlerinden Mehmet Metiner, yine sahnede. Yüce Divan oylamasında kabul oyu kullanan AKP’lilere “hain” demekten çekinmeyen Metiner, son olarak 17 Aralık savcısı Celal Kara’ya gürledi. Bildiğiniz gibi Kara, “Eninde sonunda bu yargılama olacak. Ne yani tapeleri inkar mı edeyim?

Ama bence işin içindeydi Erdoğan” demişti. Metiner durur mu? “O savcının defterini dürmezsek, bize de namerd desinler” deyiverdi. Daha önce “haddini aşmış” diyenler dahil partisinden kimse “dur artık sus” demedi. İşte size seçkin bir ‘seçilmiş’ portresi. Defter düren cinsinden. Hedef gösteren cinsinden. Dür Mehmet dür. Meydan senin ve senin gibilerin...

MERAK BU YA...

* Türkiye istihdam yaratmada dünya rekoru kırmış. Artık Avrupalılara iş verebilirmiş. Gelsinler işleri hazırmış. At bakalım başbakanım. Tutan mı var? Ama Türkler niye işsiz? Niye anketlerde en büyük sorun işsizlik olarak çıkıyor? Ah bir de buna cevap bulabilse.

* Türkiye, Afrika’daki cemaat okulları kapatılırsa eğer, oralara Milli Eğitim Bakanlığı bizim ödediğimiz vergilerle okullar kuracakmış. Anadolu’da tek sınıflı okullarda öğrenciler soba başında okumaya çalışırken, Afrika’ya modern okullar. İyi de, neden?

* Her şeyi bir gün öncesinden bilen adam Fuat Avni, kapatılan sitesini yine takipçileri ile buluşturdu. Hemen de 13 ildeki son operasyonları ve Saray’a başdanışman olan alternatif tıp uzmanı profesörü daha olmadan duyurdu. Ve bütün bunlar sadece bir ‘f’ harfi ilavesiyle oldu. İnsan tekrar tekrar sormadan yapamıyor. Kim bu adam?

* İstanbul, trafikteki dur-kalk endeksinde yılda 32.520 kez durup kalkmakla dünya ikincisi oldu. Endonezya’nın başkenti Cakarta ile aramızda sadece 720 fark var. Haydi İstanbul dur-kalk. Seneye birinciyiz İnşallah.

* Polis müdürleri tutuklanıp duruyor. Niye suç işlenmeye başladığında değil de suç oluştuktan sonra harekete geçtiniz diye. Suçu biliyorsunuz. Rüşvet ve yolsuzluk. Hani yoktu. Bu sadece bir darbe girişimi değil miydi?

CIZZZ...

Başbakan bir attı ki; algı operasyonu filan kalmadı berhava oldu. Kabataş’taki başı kapalı bacımız bile şaşmıştır bu işe inanın. Meğerse 28 Şubat’ta birileri bayrağımızdaki hilali kaldırmak istemiş. O hilal İslam’ı temsil ediyormuş. Vay vay vay. Ama bu iş söylemekle bitmiyor. İddiasını kanıtlamak zorunda. Biliyor ki söyledi. Şunlar diyecek. Bizler de öğreneceğiz. Yoksa operasyon başına bela olur.

Yandex.Metrica