Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Her partinin ayrı sınavı

Salı, 28 Haziran 2011 - 05:00

TBMM, tutuklu milletvekili kriziyle başlarken partilerin hangi tavrı göstereceği de merak konusu. BDP günlerdir sokakta. İmralı’dan gelen mesaj da Meclis’e gitmemeleri, yemin etmemeleriydi. MHP ise anayasal düzeni korumak adına Meclis’e girip yemin edeceğini ama tutuklu milletvekillerini unutmayacaklarını açıkladı. Hangi yöntemle? Belli değil. CHP ise kararını bugün öğleden sonra açıklayacak.

[[HAFTAYA]]

Çünkü iki arada bir derede kaldı! “Yemin etmeyeceğiz” dese, Apo’nun çağrısına uymuş gibi olacaklar. Hiç bir şey yokmuş gibi girip yemin etseler MHP’den farkları kalmayacak! E ne yapacaklar? Hem farklı hem tavırlı nasıl olacaklar? Vallahi ben de merak ediyorum. Bugün göreceğiz. Belki yemin ederken tek ayaklarını kaldırırlar!

TBMM umut vermiyor

Seçim sürecinin heyecanında gözardı edilen husus, tutuklu milletvekili adaylarının ne olacağıydı. Oysa Ankara’dan uçurulan kimi haber, bunların öyle kolay kolay salıverilmeyeceği yolundaydı. Geçen zaman içinde mahkemelerin, tek elden yönetiliyormuşcasına birbiri ardına verdiği tahliyelerin reddi kararları, TBMM’nin her zamanki umut veren açılışına gölge vurdu. Hiç biri mahkumiyet kararı almamış, dolayısıyla henüz sadece sanık olan bu kişiler, milletvekili olamayacak durumdaysa, aynı ülkenin yargısı onlara nasıl oldu da seçime girme izni verdi?

Seçime girmiş, seçilecek oyu almış seçilmiş, ama mahkeme bırakmadığı için gelip yemin edemiyor, çalışmalara katılamıyor. Hangi gerekçeyle? Delil toplanamamış. Toplasaydınız!.. Dün tutuklanmadı ki bu insanlar, yıllardır yatıyorlar! Yargının, şu duruma verebilecek hukuki ve mantıklı bir yanıtı yoktur. En acıklı olanı da hükümet üyeleri ya da yanlılarının “tutukluluk sürelerinin uzunluğundan ve yargının bazı kararlarından” şikayet etmesidir. Sanki yargı bağımsız ve tek başına karar veriyormuş gibi!

Her tür yeni operasyon olabilir

Geçen gün Silivri Mahkemeleri’nden çıkan bir talep, günün siyasi yoğunluğunun içinde kaynadı gitti. Gizli tanık “EFE”, herkesin bildiği gerçeğiyle İlhan Cihaner’i hapse attıran Erzurum Savcısı, yeni bir iddia atmıştı ortaya: “Balyoz Davası’nın temelini oluşturan Harp Akademileri’ndeki plan semineri hiç bir şey. Asıl Erzurum’da yaptıkları plan seminerinde darbe planladılar” demişti. Mahkeme buna istinaden Genelkurmay Başkanlığı’na başvurarak 2003’den beri yapılan bütün plan seminerlerinin tutanaklarını ve bunlara katılan subayların isimlerini istedi! Yani yüzlerce subay, kimisi artık emekli, kimisi muvazzaf... Sonuç? Muhtemelen bu bilgiler hazırlanıyor.

Ve çok yakında yeni tutuklamalar başlıyor! Hep aklıma Mümtazer Türköne’nin lafı geliyor: “Ordu lağvedilmelidir!” Kendisine de söylediğim gibi ordu bir anlamda lağvediliyor. Gözaltı ve tutuklamalar sürüyor. Karargah sessiz. Kimi emekli üst düzey komutan ise kamuoyunda gittikçe belirginleşen kuşkulara, tutuklu subayların çağrılarına rağmen sessizliğini koruyor. Dün toplanan MGK’da ise gündem ağırlıklı olarak Suriye’deki karışıklıklarmış. Oysa tutuklu BDP milletvekilleri serbest bırakılmazsa Güneydoğu da karışabilir. Şimdiden şehit haberleri gelmeye başladı. Terörle mücadele TSK ile değil, Apo’yla müzakere ile yürütülecekse, gerçekten de orduyu lağvetmek değilse bile küçültmek yararlı olabilir. Ama bunun tutuklamaktan başka yolu yok mu yahu? 

Yandex.Metrica