'IMF ile alışveriş sürüyor büyüme için anlaşacağız'

Başbakan Yardımcısı Ali BabacanIMF ile anlaşmanın bu kez büyüme esaslı olacağını söyledi

a
a
Çarşamba, 24 Şubat 2010 - 05:00


'IMF ile alışveriş sürüyor büyüme için anlaşacağız'

ANKARA'DAYMIŞ GİBİ

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, IMF ile görüşmelerin sürdüğünü belirterek, “Dört beş aydır sanki Ankara’dalar gibi veri paylaşımı yapıyoruz” dedi. Önceki gece gazetelerin ekonomi yöneticileriyle bir araya gelen Ali Babacan, IMF anlaşması konusunda istekli görünmekle birlikte ne imza tarihi, ne de böyle bir anlaşma sonucu gelecek kredi miktarı konusunda bilgi verdi. Ali Babacan, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘Anlaşma gün, hafta meselesi’ şeklindeki açıklamasıyla ilgili olarak da şunları söyledi:

BİTECEK NOKTAYA GELMİŞTİK

“31 Aralık 2009’da masadaki tüm konularda IMF ile anlaşacak noktaya gelmiştik. Ancak son iki ayda hem IMF’nin dünya ile ilgili tahminleri, hem bizim projeksiyonlarımız değişti. Yeni duruma göre görüşmeleri sürdürmeyi biz istedik. Ondan uzadı.”

IMF ile bir stand-by’ın bu kez farklı olacağını söyleyen Başbakan Yardımcısı Babacan, “Ekim 2009’da İstanbul’da düzenlenen IMF-Dünya Bankası yıllık toplantılarında yeni anlaşmanın ‘büyümeyi destekleyici’ olacağı konusunda IMF ile mutabakata vardık” dedi.

KAYNAK MERKEZ BANKASI'NA

Ali Babacan, “IMF’den gelecek kaynak Merkez Bankası’na aktarılacak ve Hazine’nin iç borç ihtiyacını azaltacak. Hazine, borç için piyasaya daha az gireceğinden, bankalar kaynaklarını tüketici ve sanayiciye kredi olarak verecek” diye konuştu.

Kredi miktarıyla ilgili rakam vermeyeceğini söyleyen Ali Babacan, krizi IMF ile anlaşma yapmadan da götürdüklerini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Ancak IMF ile yapılacak bir stand-by anlaşması Türkiye’nin büyümesine ek destek yapar."

'TÜRKİYE ZORDA' DERLERDİ

“Krizin en derin noktasında anlaşma yapsaydık Türkiye’nin zora düştüğünü düşüneceklerdi” diyen Ali Babacan, ‘Şimdi de Yunanistan’ın durumundan paniğe kapıldı, IMF’ye koştu gibi yorumlanmaz mı?’ sorusunu, “O noktayı çoktan geçtik. Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomisi olduğu kanıtlandı” diye yanıtladı.

Ali Babacan, IMF Başkanı Domienique Strauss-Kahn’ın da verdiği bir demeçte, ‘Türkiye’nin stand-by anlaşmasına acil ihtiyacı yok. Ama yapsa iyi olur’ dediğini hatırlattı.

10 YILLIK YOL HARİTASI MAYISTA BELLİ OLUYOR

Türkiye, Ali Babacan’ın, “Ülkenin uzun vadeli maliye politikası, bütçe hedefleri koyup nasıl ulaşacağını gösteren uygulama” diye tanımladığı mali kurala 2011’de geçiyor. Mali kural için gerekli olan dört uygulama konusundaki çalışma 15 Mayıs’ta bitecek. Bu uygulamalar özetle şöyle:

 Hedef kamu açığı: 10 yıl sonunda kamu açığında ulaşılması hedeflenen değerin milli gelire oranı belirlenecek. Hedef kamu açığı, milli gelirin yüzde 0.5 ile yüzde 1.5’i arasında bir yerde olacak.

Yakınsama katsayısı: Bugünkü kamu açığı milli gelirin yüzde 5’i, hedef yüzde 1’i ise Türkiye bu noktaya hangi hızla nasıl ulaşacağını belirleyecek. Bu hedef milli gelirin 0.20’si ile 0.33’ü arasında olacak.

 Eşik büyüme: Eşik büyüme rakamı belirlenecek. Bu rakam yüzde 3.5 ile 5 arasında olacak. Büyümenin hedefi aştığı yıllarda kamu tasarruf yapacak. Büyüme hedefin altında kalırsa tasarruf kesilecek ve piyasanın açılması için kamu açığının artmasına izin verilecek.

Yansıtma katsayısı: Büyümenin hedeften yüksek olduğu dönemlerde bunun ne kadarının tasarruf olarak kenara ayrılacağını gösterecek. Bu oran yüzde 0.25 ile 0.40 arasında olacak.

TEKEL İŞÇİSİ İÇİN UMUT YOK

Ali Babacan da, 4/C’ye (geçici işçi) geçmek için ay sonuna kadar süre tanınan Tekel işçilerine umut vermedi. Tekel direnişinin işçi eylemi olmaktan çıktığını öne süren Ali Babacan, “8 bin işçinin yıllık maliyeti 480 milyon lira. Son bir yılda birçok insan işini yitirdi. İşsiz sayısı 3 milyonu geçti. Hal böyleyken 8 bin Tekel işçisinin çalışmadan yüksek maaş almasına devam etmek mümkün değil” dedi.

TÜRKİYE NORMALLEŞİYOR

Yargı krizi ve emekli askerlerin gözaltına alınması gibi olayların normalleşme yolunda atılan adımlar olduğunu belirten Ali Babacan, “Bu nedenle biraz toz duman çıkması normal. Eğer Türkiye demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü anlamında bir dönüşüm gerçekleştirecekse korkmamak lazım. Bu, piyasada ufak tefek bir şeylere neden oluyorsa, o piyasanın pek hesap bilmediğindendir” dedi.

2