İmzanın 'ıslak' olduğunu bilen iki adamın sırrı

Cuma, 12 Mart 2010 - 05:00

Taraf Gazetesi’nin 12 Haziran 2009’da yayınladığı ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ ya da bilinen adıyla ‘AKP ve Gülen’i Bitirme Planı’nın üzerindeki imzayı Albay Dursun Çiçek’in atıp atmadığı uzun süre tartışıldı. İmza, Adli Tıp’ta incelendi. Albay Çiçek’e ait olduğu kanısına varıldı. Belgenin fotokopisinin yayınlandığı 12 Haziran’dan bugüne kadar kafamı kurcalayan önemli bir soru var: Belgeyi ele geçiren Taraf muhabiri Mehmet Baransu bile o günlerde, “Savcının elinde, belgenin fotokopisi var” diye açıklama yaparken, Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, 19 Haziran 2009’da nasıl oluyor da “Belgenin ıslak imzalısı savcının elinde” diye yazabiliyordu.

Anlayamadığım şeylerden birisi de şu: Bir konuşma yapmadan önce enine boyuna düşünen Fethullah Gülen, belgenin fotokopisi yayınlanır yayınlanmaz kesin yargıya varmış biçimde ‘Kirli Tezgah’ isimli video açıklamasını yapabildi?

Bunları bir araya getirince Albay Dursun Çiçek’in imzasını taşıyan belgenin ıslak imzalı olduğunu herkesten önce bilen, öğrenin en az iki kişi olduğu sonucu ortaya çıkmıyor mu?

İsterseniz şimdi başa dönüp olaya gün gün bakalım.

8 Haziran 2009: Belgenin fotokopisi Ergenekon sanığı Avukat Serdar Öztürk’ün Ankara’daki bürosuna yapılan baskında ele geçti.

12 Haziran 2009: Taraf, belgenin fotokopisini haber yaptı.

13 Haziran 2009: Fethullah Gülen, Amerika’dan internet üzerinden ‘Kirli Tezgah’ isimli video kaydı ile belge üzerine açıklama yaptı.

16 Haziran 2009: NTV’de ‘Yazı İşleri’ adlı programa katılan Mehmet Baransu, savcının elinde de belgenin fotokopisi bulunduğu tahmin ettiğini söyledi.

18 Haziran 2009: Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, ‘Doğru belge dışarıda ne geziyor?’ başlıklı yazısında şunları vurguladı: “... Ayrıca, belgedeki imzanın ‘ıslak imza’ olması, yani belgenin fotokopi ya da bilgisayar çıktısı olmaması da başka bir kuvvetlendirici unsurdur.”

26 Haziran 2009: Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, fotokopi belge için ‘kağıt parçası’ dedi.

15 Ekim 2009: Belgenin orijinalini yanı ıslak imzalısını ‘meçhul bir subay’ Ankara’dan, İstanbul’daki savcılara yolladı.

27 Ekim 2009: İstanbul Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı, belgenin ıslak imzalı örneğinin ellerinde olduğunu açıkladı. Fethullah Gülen’e ‘Kirli Tezgah’ isimli video açıklamayı yaptıran, Zaman yazarı Hüseyin Gülerce’ye belgenin orijinalinin elde olduğunu yazdıran bu rahatlık nereden kaynaklanıyordu? Bu iki kişi herkesten farklı olarak neler biliyorlardı?

Haklı değilsiniz!

Albay Dursun Çiçek imzalı ‘İrticayla Mücadele Planı’nı ilk haber yapan Taraf muhabiri Mehmet Baransu iki gazeteciye çok kızmış: Uğur Dündar ve Ertuğrul Özkök. Mehmet Baransu belgenin dört ay sonra ıslak imzalısının ortaya çıkmasından sonra duygularını şöyle ifade etmiş: “... En çok Uğur Dündar’a kızıyorum... Arena’da Yılmaz Özdil ve Nedim Şener ile birlikte benimle dalga geçtiler. ‘Sahte belge üretti’ dediler. Her şeyi unuttum. Bir, Uğur Dündar’ın o TV programını, bir de Ertuğrul Özkök’ün ‘Küçük adam özür dile’ diye haberi vardı, onu sakladım...”

Şimdi gelelim gerçeklere: Yılmaz Özdil’in konuk olduğu Arena’da ‘Sahte belge üretiyorlar’ diye bir cümle sarf edilmedi. Yalnızca ben, Hüseyin Gülerce’nin 19 Haziran 2009’da Zaman’da çıkan yazısındaki “Savcının elinde belgenin ıslak imzalısı var” cümlesini gündeme getirdim. Çünkü o tarihte savcının elinde belgenin fotokopisi olduğu söyleniyordu. “Köşe yazılarıyla toplumu ikna için belge üretiyorlar” dedim.

Ayrıca Mehmet Baransu’nun ve Taraf'ın gazeteciliğini şöyle eleştirdim: “Muhabir gazeteye böyle bir belge getirdi mi, yazı işleri önce o belgenin sağlam olup olmadığına bakar. Karşı taraftan, yani Genelkurmay’dan görüş alır. Bunlar yapılmış mı? Hayır.” Dolayısıyla o eleştirimi dün olduğu gibi bugün de tekrarlıyorum. Dört ay sonra belgenin ıslak imzalısının ortaya çıkması ‘mesleki eksiklik taşıyan’ gazeteciliğinizi haklı çıkarmaz!