Mehmet Çoşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

İnternetin mutlu aşkları

Pazar, 07 Mart 2010 - 05:00

Yazıya dün için özür dileyerek başlamalıyım. Kendimi iyi hissetmediğim için dünkü yazımı yazamadım. “Zaten haftada 2 gün yazıyorsun. Onun da birini yazmazsan biz seni nasıl okuyacağız?” diyen tüm okurlarımdan tekrar özür diliyorum. Ama işte, insan bazen elinde olmayan sebepler yüzünden yazısını aksatabiliyor. Gelelim “İnternette mutlu aşk var mı?” sorusunun cevabına. Hatırlarsanız, geçen hafta internette başlamış ve mutlu bitmiş aşk öykülerini yayınlayacağımı düşürmüştüm. Evet sizden öyküler gelmeye başladı. Lütfen yazmaya devam edin. Kimbilir belki de sadece 1 ay değil, daha uzun süre de yayınlayabilirim. İlk öykümüz bir kadın tarafından yazıldı. Adı tabii ki bende saklı...

Bizimkisi bir aşk hikayesi

İnternetin mutlu aşkları 2003 yılının sonlarıydı. Hayatımın dönüm noktası olan bir yıl içindeydim. O yıl büyük bir rahatsızlık geçirmiş ve ameliyat olmuştum. İnterneti de o dönemler keşfetmeye başladım. Çok ünlü bir arkadaşlık sitesine ben de üye oldum ve çok güzel arkadaşlıklar edindim. Zamanım daha güzel geçmeye başladı, orada biri ile tanıştım, herkesten çok farklıydı. İnsan hiç bilemiyor kaderin kendisini hangi yöne çekeceğini. O insan benim için daha bir önem kazandı sitede... Konuştukça konuşmak istediğim birisiydi. Onunla yazışırken başka bakıyordum artık, başka görüyordum hayatı bulunduğum pencereden, o da beni bıkmadan usanmadan dinliyordu. Hastalığımda çok büyük destek oldu, yazışmalarımız 3 ay sürdü. Düşünsenize hiç tanımadığınız, hiç görmediğiniz birisi ile konuşuyorsunuz...
İkimiz de birbirimizin görüntüsü ile ilgilenmiyorduk, zaten uzun sürede birbirimizi görmedik. Bana ilgisi, beni merak etmesi daha da hoşuma gidiyordu. İnternette olmadığım zaman beni daha çok merak ediyordu. İşlerim dolayısı ile internete fazla vakit ayıramıyordum. Sonra birbirimize telefonlarımızı verdik, artık daha çok haber alıyordum ondan, yazıştığım insanın sesini duyuyordum, insanın içini titreten bir duyguymuş. Bir hafta sonu moralim çok bozuktu onu aradım “Haydi yemeğe çıkalım” dedim. İnanabiliyor musunuz, bunu söyleyen ilk ben oldum. Nasıl da tanımadan güvenmişim de bu sözcükler ağzımdan çıkıvermişti? Biz şimdiye göre daha şanslıydık. Güvenin daha çok olduğu bir dönemdi bizimkisi, her yazdığımız yalansızdı, her kelimemiz anlamlıydı. Belki de bu yüzden daha çok bağlandık birbirimize...
İlk buluşmamızda çok heyecanlıydım. İçten içe “Acaba yanlış mı yapıyorum?” diye kendimi sorguladım. Ama ayaklarım hiç geri geri gitmiyordu, aksine daha da hızlanmak istiyordu. Sonra buluştuk, biraz klasik olacak ama sanki uzun yıllar birbirimizi tanıyor gibiydik, uzun süredir görüşemeyen iki dost gibiydik. Buluştuğumuzda sanki yarım kalan bir şeyleri devam etmek için buluşmuştuk. İlişkimiz 7 ay sürdü bu dönem tekrar bir ameliyat daha geçirdim. Onun desteği daha da güçlendirdi, daha da bağladı beni ona. 7 ay sonunda ilişkimizi farklı bir aşamaya dönüştürmeye karar verdik. Zor olan işte bu kısımdı. Soranlara ben ne diyebilirdim? İnternetten tanışmak bir çok insanın hoş karşılamayacağı bir durumdu. Ama işte aşk bunları bile unutturuyor insana, mantık ortadan bu dönemde tamamen kayboluyor. Tamam bizim aşkımız Leyla ile Mecnun aşkı gibi unutulmaz falan değildi ama aslında her aşkın kadını Leyla, erkeği ise Mecnun değil midir? 2004 yılında sevdiğim insan ile evlendim şimdi 6 yaşında bir çocuğumuz var... Tabi arada bazen sorunlar yaşıyoruz ama hangi ilişkide böyle sorunlar yaşanmıyor ki?