İsviçre'den getirilen paralar Varlık Barışı'ndan yararlanamaz

Salı, 17 Kasım 2009 - 05:00

Soru: Maliye Bakanı İsviçre’den getirilen varlıkların da Varlık Barışı’ndan yararlanabileceğini açıkladı. Yaralanamayacağı görüşünde olanlar da var. Bu işin doğrusu nedir? Varlık Barışı kapsamında İsviçre veya off-shore bankalardan döviz getirilebilir mi? Kazım KEÇELİ

Cevap: Varlık Barışı kapsamında yurtdışından getirilen varlıklara 1 Haziran 2009 itibarıyla sahip olunduğunun ‘kanaat verici bir belge’ ile ispat edilmesi gerekiyor. 5811 sayılı ‘Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun’un 2’nci maddesinde ve 1 seri no’lu genel tebliğin 2.2 ayrımında, yurtdışından getirilen varlıklara sahip olunduğuna ilişkin kanaat verici belgenin tanımı, “Bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa ilgili ülkenin Türk menfaatini koruyan aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgeleri, ifade eder.” şeklinde yapılmıştır. Gerek yasa, gerekse tebliğdeki bu tanımlara göre, bilgi değişimi yaptığımız 69 yabancı ülkeden getirilen döviz vb. varlıklar, Varlık Barışı’ndan yararlanmakta, bilgi değişimi yapmadığımız ülkelerden getirilen varlıklar Varlık Barışı avantajlarından yararlanamamaktadır. İsviçre bilgi değişimi yaptığımız bir ülke değil. Bilgi değişimi düzenlemeleri, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının içinde yer alıyor. İsviçre ile aramızda çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması yok.

Her ne kadar 4 Kasım 2009’da bir bilgi değişimi anlaşma metni Bern’de parafe edilmişse de çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları her iki ülkenin meclisinden çıkartılacak yasanın Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra yürürlüğe girecek. Bu açıdan İsviçre’den getirilen varlıklar, yasaya göre Varlık Barışı avantajlarından yararlanamaz. Ancak, Maliye Bakanı ve Bakanlık tarafından yapılan açıklamalarda, özellikle son yapılan basın açıklamasında özetle: Devlet tarafından tutulan kayıtların, banka, banker, aracı kurum, posta idaresi, noter, defter kayıtları, şirketlerin ortaklık ve kooperatiflerin üyelik kayıtları kanaat verici belge olarak tanımlanmakta ve bu belgelerin bilgi değişiminde bulunan ülkelerden alınıp alınmamasının bir önemi bulunmadığı belirtilmiş, verilen örnekte de İsviçre’de bir banka veya aracı kurumdan alınan ‘banka dekontu’ gibi belgelerin kanaat verici belge olarak kabul edileceği ve bu belgelerin herhangi bir tasdik zorunluluğu olmadığı açıklanmıştır.

Yapılan açıklama ile yasa hükmü birlikte incelendiğinde, bilgi değişimi yapılan ülkeleri kurumlar (banka, aracı kurum vb.) güvenilir olmadığından, bu kurumlardan alınan belgelerin Türk elçilik ya da konsolosluklarına tasdik ettirilmesi gerektiği, buna karşın bilgi değişimi yapmadığımız ülkelerden örneğin, İsviçre ve vergi cenneti ülkelerdeki off-shore bankalar çok güvenilir olduğundan, buralardan alınan belgelerin tasdikine gerek olmadığı gibi saçma bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Tabii ki kanun koyucunun bu görüş ve düşüncede olduğu düşünülemez. Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk devletlerinde vergi uygulamaları yasa hükümleriyle yönlendirilir. Madem Bakan ve Bakanlık basın açıklamasındaki görüşteler, yasayı söz konusu görüşleri doğrultusunda değiştirmelerinde fayda var. Aksi takdirde, ileride bir vergi inceleme elemanı, örneğin bir maliye müfettişi veya hesap uzmanı, bilgi değişimi yapılmayan ülkeden gelen varlığın, inceleme sonucu bulunan matrah farkından mahsubunu, yasada yer almadığı gerekçesiyle kabul etmez ve mükellef zor durumda kalabilir.

Prim borcunun ödenmemesi çalışanı ilgilendirmez

Soru: SSK’dan sorgulamaya girdiğimde, çalışma günlerim görünüyor. Ancak, işverenin SSK beyannamelerini verdiğini ancak ödemediğini biliyorum. Bu durum beni nasıl etkiler? Özcan BÜTEV

Cevap: Sigortalı için çalıştığı sürelerin işverence SSK’ya bildirilmesi önemlidir. Bildirim neticesinde tahakkuk eden prim borcunun ödenip ödenmemesinin çalışan açısından önemi yoktur. Prim borcunun ödenmesi kurum ile işveren arasındaki konudur. Rahat olun, ödenmeyen borçtan dolayı olumsuz etkilenmezsiniz.

5400 gün prim ödeme ve 61 yaş şartlarına tabi olarak emekli olabilirsiniz

Soru: Ben 48 yaşında bir kadınım. Sigortada daha önce hiç girişim yok. Acaba şimdi sigortaya girsem kaç yıl prim ödemem gerekir? G.ERTAN

Cevap: Bugüne kadar sigortanız yoksa, sigortalı bir işte çalışarak veya 4/b sigortasına (eski adıyla Bağ-Kur) isteğe bağlı prim ödemeye başlayarak 5400 gün prim ödeme ve 61 yaş şartlarına tabi olarak, prim ödemenizi 5400 güne tamamlayacağınız tarihte emekli olabilirsiniz (1 Aralık 2009’dan itibaren prim ödemeye başlarsanız 1 Aralık 2024’te emekli olabilirsiniz).

İnşaatçı da KDV iadesi alabilir

Soru: İnşaat malzemelerine yüzde 18 KDV ödeyen ve inşa ettiği daireleri yüzde 1 KDV ile satan müteahhit, yüklendiği ve indirime konu edemediği KDV’leri iade olarak geri alabilir mi? Ömer ULUDAĞ

Cevap: İndirimli orana (yüzde 1) tabi konut satan müteahhit, inşaatının tamamını bitirdikten sonra, yüzde 1 ile teslim ettiği konutlar nedeniyle yüklenip indiremediği KDV’nin Bakanlar Kurulu’nca her yıl için belirlenen tutarı aşan kısmını talep etmesi halinde, 99 seri no’lu KDV tebliğinde belirlenen esaslar çerçevesinde geri alabilir.

Yaş haddinden emeklilik için 60 yaşını beklemeniz gerek

Soru: 10 Haziran 1960 doğumluyum. İşe giriş tarihim 10 Ocak 1987. 600 gün olan askerlik süremi borçlanarak bedelini ödedim. Yaştan emekli olma durumum nedir? Normal emeklilik durumu hakkında bilgi verirseniz çok sevinirim. Askerlik borçlanmasından sonraki işe giriş tarihim 1987’ye çekildi. Borçlanma yapmadan önceki tarih ise 1989. Kenan YAZGAN

Cevap: Emekli olmak için, 25 yıl sigortalılık süresi 5300 gün prim ödeme ve 49 yaş şartlarına tabisiniz. 5300 gün prim ödemeniz şartıyla, 25 yıllık sigortalılık sürenizi dolduracağınız 10 Ocak 2012’de emekli olabilirsiniz. Yaş haddinden emekli olmak için, 15 yıl sigortalılık süresi, 3600 gün prim ödeme ve 60 yaş şartlarına tabisiniz. 3600 gün prim ödemiş olmak şartıyla, 60 yaşınızı dolduracağınız 10 Haziran 2020’de emekli olabilirsiniz.

Babanız prim ödemese de 59 yaşında emekli olur

Soru: Babamın doğum tarihi 20 Ocak 1958, SSK’lı olarak işe başlama tarihi 18 Nisan 1993, bugüne kadar toplam 3922 gün prim ödemesi var. 3600 günden emekli olabilir mi? Bundan sonra prim ödemese dahi 58 yaşında emekli olabilir mi? Elife ÇELİK

Cevap: Kısmi yaşlılık aylığı ile emekli olmak için aranan 15 yıl sigortalılık süresi, 3600 gün prim ödeme ve 55 yaş şartlarını babanız gibi, 24 Mayıs 2011 ile 23 Mayıs 2014 tarihleri arasında yerine getirenler, 59 yaşını doldurduğu tarihte emekli olabiliyor. Babanız bundan sonra prim ödemese dahi, 59 yaşınızı dolduracağı 1 Ocak 2019’da emekli olabilir.

 

Yandex.Metrica