Kabul edilemez

Cuma, 24 Haziran 2011 - 05:00

Eşimden ayrıldım. Bir çocuğumuz vardı, velayeti bana verilmişti ancak benim yanımdan annesine kaçtı. Sonra nafaka talep etti, nafaka bağlandı. Şimdi üniversiteyi bitirmiş ama nafaka kesilmeye devam ediyor. Bunun bir sonu yok mu?  H.A.

Reşit olan biri için nafaka yoksulluk nafakası olarak verilir. Çocuğunuz şimdi hem reşit hem de okulunu bitirmiş. İhtiyaç durumu son bulmuşsa bu halde mahkemeden nafakanın kesilmesi talebinde bulunmanız gerekecek. Nafakalar sonsuza kadar bağlanmaz. Nafaka alacaklısının ve nafaka borçlusunun durumu göz önüne alınarak bağlanır. Sizin olayda da başvuracağınız hakim çocuğunuzun ihtiyaç durumuna bakarak nafakayı kaldırır veya devamına karar verir. Nafaka konusunda bazı tereddütlerim de yok değil. Zira yanlış uygulandığı kanaatini taşıyorum. Örneği şudur: Boşanan eşlerden ihtiyaç sahibine erkek kadın ayrımı yapılmaksızın nafaka bağlanması mümkündür.

[[HAFTAYA]]

Yani kadınlar da erkeklere nafaka verebilir. Ancak bu iş 2002 yılından beri böyle. Ancak buna bakılmadan, boşanma davası açılmakla erkeğin kadına nafaka ödemesine, boşanmadan sonra da nafakanın devamına karar verilmektedir. Oysa nafaka alacaklısı eş, genç yaşta çalışma gücüne ve imkanına sahipken sırf nafakayı da almak için ya hiç çalışmamakta veya kaçak çalışmaktadır. Oysa kesinkes hiç tartışması olmadan uygulanması gereken şudur: Boşanan ve nafaka talep eden eş şayet çalışmıyor ama çalışma gücüne sahip ise bir tek gün bile nafaka tayin olunmamalıdır.

Ancak önümde öyle olaylar var ki çok kısa süre evli kalmış olmalarına rağmen erkek eski karısına yıllardır mahkeme kararı ile nafaka ödemektedir. Böyle bir adalet olmaz, bu husus hem mantığa hem de yasaların ruhuna aykırıdır. Baştan sona yanlıştır. Çalışma gücü olup da çalışmayan biri bunun sonuçlarına katlanmalıdır. Bu tutumu ile de karşısındakini cezalandırma yoluna gitmek kabahatinin ödüllendirilmesi anlamını taşır. Üstelik bu cezalandırma adaleti yanıltarak olmaktadır ki vicdanların kabul etmeyeceği bir durumdur.

Davacı kim

Aydın’ın Nazilli ilçesinde 140 metrekare hisseme düşen bir arsa payı var. Bizler bu arsa üzerinde 27 ortağız. Benim payımı ucuza kapatmak isteyen biri benim ve diğer ortaklarım hakkında dava açmış. Bizler ise arsanın satılmasına karşı olup paylaşılmasını istiyoruz. Arsa 4628 metrekare. Satışını önlemek mümkün mü? E.M.

Size yanıt vermeden önce dava açan kimsenin sıfatını bilmek isterdim. Anlatımınızdan sanki davayı açan ortaklar dışında biriymiş gibi bir ifade var. Böyle ise ortaklar dışında biri böyle bir dava açamaz. Husumet ehliyeti yönünden dava reddolunur. Ancak yanlış anlamış olma ihtimaline binaen, davayı açanın ortaklardan biri olduğunu kabul ederek ikinci ihtimali anlatayım. Bu halde mahkeme talebe göre önce arsanın bölünebilir olup olmadığını araştırır. 4628 metrekare arsa eşit hisseler arasında bölüşülürse kişi başına 171 metrekare düşer.

Bu halde arsanın bulunduğu yerdeki imar planlarına bakılır. Şayet bu yerde bir parsel 171 metrekare veya daha küçük olabiliyor ise arsa ortaklar arasında paylaştırılır. Ancak bu kadar küçük parsele pek imkan verilmez. Dolayısı ile imar durumuna uygun bu ebatta parsel oluşturulamayacağı için neyazık ki arsanın satışına karar verilir. Bu durumda da arsa açık artırma ile satılır ve en yüksek bedel teklif edene ihale edilir, sonra da parası ortaklar arasında hisseleri oranında paylaştırılır. Böyle satışlarda ortakların zararı olabilir, bunu önlemek için birkaç ortak birleşip ihaleye girebilir ve arsayı yine kendileri alabilir.