Mehmet Çoşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Kadınları sevmek

Pazar, 06 Haziran 2010 - 05:00

Bana gelen postalarda erkekler genellikle iki konudan yakınıyor. Ya birini seviyorlar ama cesaret edip duygularını açıklayamıyorlar ya da yakışıklılar ama yalnızlar. Cesaret konusuna daha önce defalarca değindiğim için onu geçiyorum. Bugün, eline yüzüne bakılır, başarılı, sosyal, çevresi geniş erkeklerin neden yalnız kaldığını anlatacağım.

Ankara’dan yazan 27 yaşındaki Murat K. adlı okurum şöyle diyor: “Dostlarım tipime ve kariyerime bakınca diyor ki, ‘Senin heralde üç-beş sevgilin vardır.’ Ama yok. Benim sevgilim yok. Hiçbir ilişkim uzun sürmüyor. Üstelik hep terk ediliyorum. Beni terk edenler gidip şekilsiz, eline yüzüne bakılmayacak erkeklerle birlikte oluyor. Ben bir yerde hata yapıyorum ama nerede olduğunu bulamıyorum.”

İzmit’ten yazan 32 yaşındaki Devil rumuzlu okuyucum da derdini şöyle anlatmış: “Önce bakıyorlar ve beğeniyorlar. Çoğunlukla ilk adım onlardan geliyor. Kabul ediyorum ve çıkmaya başlıyoruz. Ama ilişkimizin daha ikinci ayında gidiyorlar. Mehmet Bey, delireceğim. İş yerinde alay konusu oldum. Bu kadar sevgili değiştirince adım çapkına çıktı. Oysa ben öyle biri değilim. Sadece uzun bir ilişki istiyorum, beceremiyorum. Hata ben de mi yoksa kadınlarda mı?”

***


Sevgili hemcinslerim. Artık bir gerçeği kabullenmek zorundasınız. Kadınlar, kendilerini seven erkek istiyor. “E ben onu deli gibi seviyorum” dediğinizi duyar gibiyim. Ama ‘seven erkek’ deyimi bu kadar basit değil. Bir kadının “Bu adam beni gerçekten seviyor” diyebilmesi için çok ama çok uğraş vermeniz gerekiyor. Yargılamadan, sorgulamadan, olduğu gibi kabullenip değiştirmeye çalışmadan, bıkmadan, dinleyerek, keşfederek, isteklerine saygı duyarak, zaman ayırarak sevmelisiniz bir kadını.

Hiçbir kadın bir erkeğin sahip olunacak malı değildir. Bir kadına sahip olmakla bir otomobile sahip olmak arasında çok fark var. Evet, kadınlar sahiplenilmeyi sever ama bunun bir ölçüsü var. Eğer kadına sahip olma duygusunun içine şefkati katamıyorsanız başarısız olursunuz. İktidar gösterileri, aşırı kıskançlıklar, astığım astık kestiğim kestikler kadınları etkilemez, boşuna uğraşmayın. Kadını korkutarak oluşturduğunuz ilişki sağlam temellere dayanmaz, yıkılır gider.

***

Bir kadının size bağlılığını ilişkinize verdiğiniz emek ölçüsünde sağlayabilirsiniz. “Ne kadar ekmek o kadar köfte” yani. Dikkat etmeniz gereken bir nokta daha var. Bir kadını severken erkek duyarlılığınızı kaybetmeyeceksiniz. Yani kadını erkek gibi seveceksiniz. Ve fakat, “errrrkek” gibi değil. Tam yerine denk geldi, “Kadınlar ve biz” adlı yazımın girişiyle noktayı koyayım sözüme:

Bir kadın, çocuktur aslında. Çocuk gibi davranmayı sever. Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini de ister. Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını. Ama hiçbir kadın çocuk muamelesi görmek istemez. Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister. Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz.