Kalem darbesi

a
a
Cumartesi, 09 Ocak 2010 - 05:00

Artık bu yıl karar vereceğiz.
Bakalım.
İran’a mı benziyoruz, Malezya’ya mı? Tek Parti Rejimi’ne mi dönüyoruz, yoksa faşizm’e mi yöneliyoruz?
Buna hâlâ karar veremezsek yuh olsun bize.
*
Ben hiçbir seçim sandığından faşizm çıktığını görmedim.
Hiçbir referandumun tek partili bir hayat istediği’ne şahit olmadım.
Ama bize bunları müstahak görüyorlar.
Siyaset erbabı, kendi milletini bu kadar aşağılayabilir mi?
*
Vesayet edebiyatı, buların ruhunu sarmış.
- Askeri vesayet.
- Hayır. Sivil vesayet.
Görüyor musunuz, vesayetsiz yaşayamıyorlar. Normal insan, bunun teleffuzundan bile utanır yahu... Şakasını bile yapmaz.
Şunlara bakın.
Askeri darbe’nin alternatifi olarak sivil darbe’yi görüyorlar.
Çarenin gerçek demokraside olduğunu zerrece hatırlamıyorlar.
- Kardeşim, al sana seçim sandığı... Git oy ver, darbenin her türlüsüne mâni ol... Dilediğin partiyi iktidara getir.
Hayır... Diyorlar ki:
- Seçim sandığı herşey değildir. Biliyoruz, değildir.
Ama söyleyin, ne yapalım?
*
Ben söyleyeyim.
En iyisi Meclis içi darbe.
12 yıl önce olduğu gibi.
Transferler yoluyla Meclis aritmetiğini altüst edeceksin, seçim kaybetmiş hatta seçime hiç girmemiş birilerine mühürü vereceksin.
Darbelerin içinde en güzeli budur. Üstelik çıkıp diyeceksin ki:
- Askeri darbeyi önledim.
Ne güzel günlerdi onlar.