'Kıbrıs'ta altın fırsat yakalandı'

Çarşamba, 13 Ocak 2010 - 05:10

İsrail ve Türkiye arasında tırmanan kriz, Kıbrıs’ta beliren çözüm umudu ve İran’a yönelik Amerikan tehditleri, Türkiye’nin dış politika gündemini hareketlendirdi. Türk diplomasisi oldukça yoğun ve sıkıntılı günler geçiriyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kritik görüşmelerde bulunmak üzere Moskova’da. Ben önceki akşam Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile birlikte İngiltere’ye geldim.Buradan Hırvatistan ve Sırbistan’a geçeceğiz. Devlet Bakanı Egemen Bağış da Avrupa Birliği sürecini hızlandırmak üzere perşembe gününden itibaren dönem başkanı İspanya’nın başkenti Madrid’e gidecek. Ahmet Davutoğlu ile Ankara’dan Avrupa Birliği’nin kilit ülkesi İngiltere’nin başkenti Londra’ya giderken uçakta sohbet ettik. Davutoğlu, şu günlerde Kıbrıs konusunun Türk dış politikası açısından kritik önem taşıdığını söyledi ve Ada’daki durumla ilgili çok önemli bilgiler verdi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu sorulara şu yanıtları verdi.

Kıbrıs’ta müzakere süreci yeniden hareketlendi. Bu kez elle tutulur bir sonuç çıkacak mı?Türk tarafının üzerinde titiz şekilde çalıştığı paket Birleşmiş Milletler üzerinden karşı tarafa sunuldu. Kıbrıs’ta çok ciddi bir aşamadayız, tarafların barış iradesinin olup olmadığının uluslararası toplum tarafından görülebileceği bir süreçteyiz. Kıbrıs meselesinde çözümü zamana yayma düşüncesinin bir sınırı olması lazım. Türkiye ve KKTC çözüm yönünde her zaman takvimle ilgili ilerlemeyi esas aldı. Rum tarafı ise zamana yaymayı tercih etti.Ya BM Genel Sekreteri’nin 2004’teki gibi aktif rol alması ya da tarafların yaratıcı inisiyatifle aradaki açığı kapatması lazım. Rum tarafı çözüm istiyor mu uygun bir yöntemle yapmaya taraftar mı, yoksa zamana yaymayı mı istiyorlar? Umut ederiz ki Rum kesimi de bu çabayı gösterir. İşte bu tüm taraflar için samimiyet testidir. Türk tarafı bu testi geçmiştir. Zamanlama ve yöntem olarak bu katkıyı sağlamıştır.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile yaklaşık dört saat süren Ankara-Londra uçuşunda Kıbrıs başta olmak üzere dış politikadaki önemli gelişmeleri konuştuk.

Türk tarafının önerdiği pakette hangi konular öne çıkıyor?İçerik kapsamında yönetim, mülkiyet, AB, ekonomi, toprak ve garantörlük konuları var. Çözüm AB müktesebatının bir parçası olmalı. Elimizde İrlanda ve Çek Cumhuriyeti örnekleri var. AB müktesebatının parçası olmazsa çözüm uygulanabilir olmaz. Ekonomi ile ilgili konularda genellikle daha kolay mesafe alınabiliyor. Yönetsel konular, operasyon olarak en rahat müzakere edilebilecek, mesafe alınınca diğer konuların önünü açabilecek bir alan.Türk tarafının paketi dengeli, tarafların önceki pozisyonlarını da gözeten, taleplerini de göz önünde bulunduran bir içeriğe sahip. Bunun altın bir fırsat olarak değerlendirilmesi lazım. Bu çerçeveye dahi Rum tarafından olumsuz tepki gelmesi halinde sürecin geleceği için kaygı duyarız. Kimse tek taraflı taviz beklemesin. Türk tarafı iyi niyetli ve güçlü iradeye sahip olduğunu, geleceğe barış amaçlı baktığını göstermiştir.Dünya ülkeleri sürecin neresinde?Özellikle hangi liderlerin katkısını bekliyorsunuz? KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın paketi sunmasından sonra Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’yle görüştüm, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alexander Downer’la da temas ettim. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Avrupa Birliği dönem başkanı sıfatıyla İspanya Dışişleri Bakanı ile konuştum. Sınır sorunları olan bir ülkenin AB’ye alınmaması gerekiyor. AB bu temel ilkesini çiğnedi.Kıbrıs Türk tarafına yönelik AB taahhütlerinin yerine getirilmemesinin sonuçlarını hep beraber gördük. Barışı reddetmesine rağmen Kıbrıs Rum tarafının elde ettiği AB üyeliğinin onlara avantajlı konum kazandırması müzakerelerin doğasına uygun değil. Uluslararası topluma sesleniyoruz; barış için herkes elinden gelen çabayı göstermeli.Doğu Akdeniz’e istikrar ve barış getirecek çözüme destek verilmeli. KKTC’nin hala izolasyonlara muhatap olması anlaşılamaz. Artık izolasyonların kaldırılmasının vakti gelmiştir. Ruslarla da Kıbrıs konusunu görüşeceğiz. Bu sürece herkes destek vermelidir. Artık barış isteyen tarafla barışa hayır diyen, süreci yavaşlatan taraf arasındaki fark görülmeli.

Çözüm için nasıl bir takvim söz konusu olacak?Barış için bir gün bile gecikmedir. Müzakerelerin hedefe dönük olarak yürümesi önemlidir. İki lider 60 kez bir araya gelmişse artık çözümün de zamanı gelmiştir.

KKTC’de seçimler var, Nisan ayına kadar çözüm bulunmalı mı?Müzakere sürecinin seçim tartışmasına dönüşmesini istemiyoruz. Seçim olsun olmasın kaydedilecek mesafe olumlu mesafedir. Gönül ister ki seçime barış ve çözümle gidilsin. Uluslararası toplumun, zamana yayma anlayışıyla çözüm isteyen anlayış arasındaki farkı görmesi ahlaki sorumluluktur. Rumların tek taraflı olarak AB’ye alınmasının, AB’nin stratejik çıkarlarına aykırı olduğu görülüyor. Basiretine güvendiğimiz Avrupalı liderlerin de bunu görmesi lazım. Tek tarafı tavizler üzerine barış kurulamaz.Yunanistan ciddi ekonomik sıkıntılar yaşıyor. Bu durum bir içine kapanmaya ve Kıbrıs sorununda tıkanmaya neden olur mu?Türk- Yunan ilişkileri olumlu perspektifte yürüyor. İyi komşuluk ilişkilerinin Kıbrıs’ta çözüm sürecine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Papandreu hükümeti de sürece katkı veriyor. Bizim Yunanistan’dan bir tehdit algılamamız yok, Yunanlı komşularımızın da Türkiye’den tehdit algıladığı kanaatinde değilim. Aksine önümüzde parlak komşuluk ilişkileri var ve Kıbrıs sorunun çözümü bu parlak geleceğe daha büyük bir katkı sağlayacak.Türkiye Kıbrıs’tan asker çekmeyi düşünebilir mi?Çözüm olmaksızın Türk tarafının tek taraflı adım atmasını, asker çekmesini kimse beklemesin. Türk tarafı ve Türkiye’nin iyi niyetinin herkes tarafından iyi görülmesi gerekir. Eğer çözüm olursa Annan planındaki gibi bu konular da konuşulabilir.Kıbrıs meselesi çok uzun soluklu bir anlaşmazlık. Bu kez çözümden umutlu musunuz?Kendiniz inanmazsanız başkalarını inandırıp çözüme ulaşamazsınız. Elbette umutluyuz. Bizim Türk tarafı olarak sürükleyici olmamız lazım.

İngiltere’den hangi konularda destek alabiliyoruz?İngiltere bize AB konusunda çok yardımcı oluyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde herhangi bir konu gündeme geldiğinde ilk istişare ettiğimiz ülkelerden biridir. Afganistan ve İran konusunda yoğun temaslarımız var. G-20’de beraberiz. Afganistan konusunda çok senkronize gidiyoruz. Türkiye olarak Afganistan’a komşu ülkeler konusunda üçlü konferans yapacağız. Sonra Londra’da konferans olacak. Kıbrıs’ta İngiltere’nin garantör ülke statüsü ve üsleri var. Kıbrıs’la ilgili birçok konuda paralel bakıyoruz. İran konusunda bazı farklılıklarımız var, onun da faydalı tarafları olabiliyor. Ancak İran konusunda işbirliği yapıyoruz. İran’da gözaltına alınan İngiliz personelin serbest bırakılmasında Türkiye’nin ciddi katkısı oldu.