Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Kılıçdaroğlu kendini ateşe attı!

Salı, 18 Mayıs 2010 - 05:00

Ya şimdi konuş, ya da sonsuza kadar sus denir ya hani. Kılıçdaroğlu, ne erken ne geç, tam zamanında, o Gandi görünüşünden beklenmeyen bir yiğitlik yaptı, Deniz Baykal ve MYK kendisine yeşil ışık yakmadığı halde adaylığını açıkladı! CHP Genel Başkanlığı konusunda parti ve kamuoyunun farklı düşündüğünü son bir hafta içinde net bir biçimde görmüştük. Parti örgütü, Baykal’ın yıllardır özenle biriktirdiği ve ayrık otlarını ayıkladığı bir fanatik grubu görüntüsü veriyor. Elbette, bel altı da olsa, siyasi bir komployla karşı karşıya kalmış genel başkanlarının etraflarında kenetlenmiş olmaları şaşırtıcı değildi ama bunu liderin evinin önünde kamp kurmak, açlık grevleri, mitingler, eve yapılan koşular gibi abartılı törenlerle yapmaları tepkiye yol açtı. Kendisini CHP’ye yakın hisseden, seçmeni olan kamuoyu ise bir an önce bu kaosun bitmesini ve partinin kan değiştirmesini istedi. Bundan sonraki siyasi propaganda sürecinde Baykal Genel Başkan olduğu takdirde bel altından vurulacak olması kimsenin kaldıramayacağı bir gerginlik yaratacaktı. Kılıçdaroğlu, tam da il başkanları toplantısından önce adaylığını açıklayarak icazet almış vekil genel başkan değil, parti liderliğini hedeflemiş siyasetçi olarak ortaya çıkıyorsa bu partinin görmesi gereken bir özveridir. Ve onun hiç de hafife alınmayacak siyasetçi yanını gösterir. Kılıçdaroğlu iyi hatip olmayabilir, ama iyi polemikçidir, halkın içinden gelmiş, onlara sıcak gelen biridir. Siyaset ille de öfkeyle, hitabetle yapılmaz, Kılıçdaroğlu da kılıcını çekmiş bir sakin güç olarak CHP’yi özlenen noktaya çekebilir. Yeter ki örgüt, kamuoyunun bu isteğini dikkate alsın ve gereğini yapsın. Tabii, Baykal ve yakın çevresi, siyasi ihtiraslarını gemleyebilirse!

TÜRKAN SAYLAN’I ANIYORUZ
O güzel insanı, üstelik de hastalığının zor günlerinde, haksız suçlamalar ve polisiye baskılarla canını acıtarak, yitirmemizin üstünden bir yıl geçmiş. Bugün İstanbul Harbiye’de, Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’nde saat 17-19 arasında düzenlenen bir törenle Türkan Saylan’ı özlemle anıyoruz. Sevenlerine duyurmak istedim.

Bursaspor’u kutluyorum!
Bursaspor’un şampiyonluğuna içtenlikle sevindim! Çünkü;

1) Trabzonspor’dan sonra nihayet bir başka Anadolu takımı İstanbul’un üç büyük takımını geçerek şampiyonluk tahtına oturmuş ve bunun olabilirliğini göstermiştir.

2) Beşiktaş’tan hakkı yenildiğini düşünerek istifa edip ayrılmış olan Ertuğrul Sağlam, şampiyonluğun ille de ünlü, pahalı ve yabancı bir hocayla olmayacağını göstermiştir.

3) Büyük transferler ve yabancı oyuncularla değil, altyapıdan yükselmiş ve kendi yetiştirdiğimiz futbolcuların takım ruhu içinde şampiyon olabileceği kanıtlanmıştır. Tamam, futbol, spor olmaktan çok, büyük paraların döndüğü bir şov, bir eğlencedir ama bizim de futbolcu ve antrenör ihraç edebilmemiz Bursaspor’un şampiyonluğu gibi sonuçlarla gerçekleşebilecektir. Ve son bir nokta: futbolda yöneticilik nasıl bir ateşten gömlektir ki birkaç saniye içinde değişecek bir sonuçla ya omuzlarda dolaştırılırsınız, ya yere atılıp çiğnenir, istifaya zorlanırsınız! Ve Fenerbahçe taraftarı bu sonuçta sınıfta kalmıştır. Yönetici haksız olabilir, sporcu, hocaya kızabilirsiniz ama Türkiye’nin en güzel stadının suçu neydi ki yakıyorsunuz?