Kılıçdaroğlu'nu derin CHP devirmek istedi, başaramadı

a
a
Cuma, 05 Kasım 2010 - 05:00

CHP bugün tam anlamıyla üçe bölünmüş durumda.

Kılıçdaroğlu ekibi...

Sav ekibi...

Baykal ekibi...

Genel başkanlığa alkışlarla, delegelerin neredeyse tümünün oylarıyla oturtulan Kemal Kılıçdaroğlu, 5 aylık bir sürede alaşağı edilmek istendi. Bu bir darbe girişimidir. Başkaldıran Genel Sekreter Önder Sav’dır.

Baykalcılar da kenarda durumu seyrediyor ve harekete geçecekleri zamanın gelmesini bekliyorlar.

Aslında bu kavganın temelinde iki neden var: Hem ideoloji hem de güç kavgası...

[[HAFTAYA]]

1) İDEOLOJİ KAVGASI...

İlki ve en önemlisi, Kılıçdaroğlu’nun partinin temel politikalarına ince ayar yapmak istemesidir.

Türban konusuna Baykal’a oranla daha esnek yaklaşması...

Asker konusuna Baykal kadar sıcak davranmaması ve demokratik yönetim açısından mesafeli durması... Köşk’e davetle ilgili olarak, daha uzlaşıcı bir yaklaşım sergilemesi...

Bunlar eskiden CHP’nin kırmızı çizgileriydi. Partinin sosyal demokratlık etiketini dahi tehlikeye sokan bu kırmızı çizgiler önemli oranda değişecekti. İşte bu yaklaşım derin CHP’yi harekete geçirdi.

2) SOPALI LİDER OLAMADI

Bugüne gelinmesinin ve işin darbe teşebbüsüne kadar gitmesinin bir diğer nedeni ise, Kılıçdaroğlu’nun yoğurt yiyiş şekliydi. Baykal’ın yoğurt yiyişine yani otoriter yönetim altında yaşamaya alışmış olan bu parti, karşısında çok farklı bir lider buldu.

Başından itibaren otoriter olmadı. Eline sopa almadı. Yumruğunu vurmak yerine uzlaşı aradı. Sürtüşmelerden kaçtı, gerektiğinde geri adım attı, gerektiğinde esnek tutum takındı.

Hepsinden de önemlisi gelir gelmez inandığı ve birlikte çalışacağı kendi ekibini oluşturmadı veya oluşturamadı. Kararlı davranmadı. Damgasını vuramadı. Çok inişli çıkışlı davranınca, etrafındakiler de “Kılıçdaroğlu ile bu iş yürümüyor” der oldular. Karşılarında nazik, kibar bir lider buldular. Kılıçdaroğlu, başkaldırabilecekleri korkutamadı.

Bugün kazandı ancak yarın yeni Brütüs’lerle karşılaşabilir...

Bugünkü duruma bakacak olursak Kılıçdaroğlu kazandı. Önder Sav ve arkadaşlarını saf dışı etti. Onlar da, fiili bir direnmeye girmeyecekler. Partinin daha da yıpranmasını istemediler. Yara zaten açıldı, daha da genişlemesine gerek yok. Şimdi davalar açacaklar ve hukuki açıdan mücadele edecekler. Ancak atı alan artık Üsküdar’ı geçti.

Geçmesine geçti de, Kılıçdaroğlu’nun bu Parti Meclisi (PM) ile yoluna devam edebilmesi çok güç. 82 kişilik meclisin 60’ı liderden memnun olmadığını göstermiş durumda. Bu şekilde seçime gidip başarılı olabilmek imkansız denecek kadar güç. Ancak yeni bir kurultay ile PM’yi değiştirip yeniden yola çıkmak da zor. Zaman yok. Seçime yedi ay var. Kılıçdaroğlu şimdilik durumunu sağlama almış gibi görünüyor. Ancak CHP’de hiçbir şey belli olmaz. Yarın başka Brütüs’ler çıkabilir. Partinin tam yıldızının parladığı, anketlerde yükselmeye başladığı bir sırada ortaya çıkan bu kavga tek kelimeyle bir talihsizliktir. Galiba doğru; CHP’nin gerçek düşmanı yine CHP’lilerdir.

AK Parti ve MHP çok memnun

CHP’deki kavga en çok AK Parti’yi memnun etmiştir. Nasıl memnun olmasınlar ki... Seçimlerdeki tek ciddi rakibi olan CHP’nin durumuna baksanıza. Üç parçaya bölünmüş, birbirlerinin boğazını kesen bir parti konumunda. Bu halde etkili bir kampanya yapmalarına imkan var mı? Başbakan Tayyip Erdoğan’ın keyfi yerinde olmalı. Eğer CHP bir mucize gerçekleştirip birden bire dirilmezse, AK Parti’yi kimse durduramaz. Haziran seçimlerini yüzde 40 civarında alabildikleri taktirde de, Anayasa değişikliğinden başlayıp başkanlık sistemine kadar yepyeni bir Türkiye kurabilecekler. Başbakan’ı da Köşk’te görebileceğiz demektir. MHP de memnun olmalı. CHP’nin yükselmesi daima MHP’nin oy kaybına mal olmuştur. Bu defa da böyle olur mu, bilinmez. Bilinen bir şey varsa, o da CHP’siz bir muhalefetin hiçbir etkinliğinin olmayacağıdır. Bu olayı sadece CHP içi güç mücadelesi olarak görmemeliyiz. Bu olayın, Türkiye’nin geleceğini de etkileyecek kadar önemli ve derine inen yansımaları olacaktır.