Kitap bomba değil, peki örgütsel doküman mı?

Çarşamba, 06 Ağustos 2014 - 05:00

Başbakan’ın “Bazı kitaplar bombadan tehlikelidir” sözleri tarihe mal oldu. Onun bu sözlerine en anlamlı cevaplardan birisi 8 Temmuz günü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden Türkiye’yi cezalandıran kararı ile geldi. Karar, kitap yazmanın suç olamayacağını ve benim ve Ahmet Şık’ın yargılanmasının hak ihlali olduğunu belirtiyordu. Başbakan’ın bu sözlerine hem hapishaneden hem de çıktıktan sonra defalarca tepki gösterdik. Dedim ya sözler tarihe geçince tekrar tekrar gündeme geliyor. Gazeteci dostum Ruşen Çakır, dün gazeteci arkadaşım Cenk Başlamış’ın internet sitesi www.medyagunlugu.com sitesine bir röportaj vermiş. Çakır konuyla ilgili çok doğru bir açıklamada bulunmuş;

***

“Ahmet’in (Şık), Nedim’in (Şener) içeri girmeleri Cemaat’in doğrudan medyaya müdahalesidir. Özellikle Nedim içeri girmeden önce medyalarında yayınlar yaptılar. Psikolojik harekatı, dezenformasyonu, manipülasyonu kullanarak Türkiye’de medya ortamının çölleşmesinde, gazetecilere korku salmada bayağı bir fonksiyonları oldu. Başbakan “Bazı kitaplar bombadan tehlikeli” dedi ve sorumluluğu üstüne aldı ama kendisi de çok iyi biliyordu ki bu olayın ( Nedim Şener’in tutuklanması) müsebbibi kendisi değildi, kucağında bulmuştu. Başbakan’ın bu sözüne dayanarak, “O yaptı” diyorlar halbuki o yapmadı.” Elbette Başbakan’ın kitabı bombaya benzetmesi hep karşı çıktığımız ve çıkacağımız sözlerdir. Ruşen Çakır, burada Başbakan’ın bu benzetmeyi yapmasına yol açan sebeplerin olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bunun sebebini anlamak için Odatv iddianamesine bakmanız gerekir. Ahmet Şık ve Hanefi Avcı’nın kitapları için yalnızca bir ifade kullanılır, “Örgütsel doküman.”

***

Evet hepimiz cemaatçi polislerin ve savcılar Zekeriya Öz’ün ve Cihan Kansız’ın “örgütsel doküman” olarak gördüğü kitaplar nedeniyle hapsedildik ve halen yargılanıyoruz. Dolayısıyla kitap eğer “örgütsel doküman” ise bunda Fethullah Gülen cemaatine bağlı, polis, savcı, hakimlerin payı büyüktür. Zekeriya Öz, Ahmet’in internette bulunan yayınlanmamış kitabının toplatılması için karar bile çıkarttı. Ahmet’in evine ve Radikal gazetesine polis gönderdi. Öyle ki bu “örgütsel dokümanı” internetten indirenler hakkında bile işlem yapacağını açıkladı. Şimdi aynı savcı haktan hukuktan söz edebiliyor. Tetikçi gazetecileri de unutmayalım, polisin kitap hakkında “örgütsel doküman” diye hazırladığı 50 sayfalık raporu iştahla yazıp ekranlarda anlatıyorlardı. Gerek AİHM kararı ile gerek yaşanan gelişmeler bize kitabın bomba olmadığı gösterdi. Yargılama sonunda da “örgütsel doküman” olmadığı anlaşılacak. Ama Ruşen Çakır ve onun gibilerin verdiği destek, ne bomba benzetmesi ne de “örgütseldoküman” denilmesi unutulmayacak.