Kolay açılımları hızlandırmak hükümetin elini güçlendirir

Cuma, 13 Kasım 2009 - 05:00

Halkın kısaca “Kürt açılımı” diye adlandırdığı “Demokratik Açılım Süreci” partiler arasındaki ağır hakaretler ve küfürleşmelere rağmen belli bir olgunluğa ulaştı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın konuşması ve liderler arasındaki iletişimde hassas aşamaya gelinmesi nedeniyle bugün yaşanacaklar çok önemli. Türkiye’nin önünde bu konuda ilerleme sağlanabilmesi için zaman daralıyor. Haftalar ilerledikçe açılımı yapmak güçleşecek. Daha seçime epey zaman var gibi görünse de bundan sonra atılacak her adımın doğrudan sandığa etkisi olacak.

Hükümet yakında diğer zorlu açılım konularında da seçimin baskısını üzerinde hissetmeye başlayacak. Türkiye’nin çıkarı için bu kritik zamanda izlenebilecek en doğru yol nispeten kolay konularda adım atarak güven kazanmak olmalıdır. Örneğin Alevi yurttaşlarımızın beklentilerine yanıt vermek yönünde atılacak her adımın Demokratik Açılım Süreci’ne olumlu etkisinin olacağını düşünüyorum. Üstelik Alevi vatandaşların makul talepleriyle ilgili adım atmak Kürt meselesinde ilerlemekten daha kolaydır.

Aynı şeyi Kıbrıs’la ilgili olarak da söyleyebilirim. Zira bu konuda da çok önemli bir fırsat oluştu ancak zaman hayli dar. Ankara’nın Rumlara limanları açmamasından ötürü Avrupa ile ciddi bir tıkanlığın eşiğindeyiz. Diğer taraftan Nisan 2010’da KKTC’de cumhurbaşkanlığı seçimi var. Yapılan anketler, Ada’nın birleşmesiyle sonuçlanabilecek bir çözümü destekleyen şimdiki Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın bugünkü koşullarda seçimi kaybedeceğini gösteriyor. Kıbrıs’ta kalıcı bir çözümü yıllar boyunca askıya alacak yeni bir cumhurbaşkanının Ankara’nın da elini kolunu bağlama riski yüksek. Başbakan Erdoğan da yaklaşan bu tehlikeyi gördüğü için çok doğru bir adım attı ve Yunanistan’ın yeni seçilen Başbakanı Yorgo Papandreu ile hızlı bir diyalog sürecine girdi.

Heybeliada motive eder

Papandreu, ülkesindeki iç politika hesaplarını bir kenara bırakarak başbakan olduktan sonra ilk dış temasını yapmak için İstanbul’a geldi. Zeytin dallarıyla İsmail Cem’in mezarına giden Papandreu, Türkiye ile iyi ilişkiler kurmayı birinci öncelik olarak belirlemiş bir lider. Öyle ki Papandreu Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olabilmesi için hiçbir Avrupalı liderin telaffuz etmeye cesaret edemediği 2014 yılını hedef gösterdi.

Kıbrıs konusunda bir başka kritik girişim Londra’dan geldi. İngiliz hükümeti Kıbrıs’ta kalıcı barış sağlanması halinde bugün sahip olduğu toprakların yarısını terk edeceğini ilan etti.

Bu gelişmeler Kıbrıs’ta şu sıralarda cesaretli bir adım atılması durumunda bunun olumlu meyvelerini hep birlikte toplayabileceğimizi gösteriyor. Türkiye’nin burada bana göre kendisini çok zorlamadan atabileceği en önemli adım Heybeliada Ruhban Okulu’nu hemen açmaktır. Erdoğan bunu yapabilecek güce ve kararlılığa sahip.

Bu adım Kıbrıs ve Ege’deki sorunlar da dahil olmak üzere önemli meseleleri aşma yönünde Ankara ve Atina’da motivasyon yaratacaktır. Türkiye bu yolla Papandreu’nun Kıbrıslı Rumlara çözüm baskısı yapmasını kolaylaştırır. Ayrıca yıllardır Türkiye’nin AB çevrelerinde sözcülüğünü üstlenen Rum Patriği Bartholomeos’un önemli bir beklentisi yerine getirilmiş olur.