Köprü güzergahı kesinleşmeden talan başladı

Cumartesi, 06 Şubat 2010 - 05:00

Karayolları Genel Müdürü Cahit Turhan’ın, üçüncü köprü için ağırlık kazanan iki güzergahtan bahsetmesiyle bu konudaki tartışmalar yeniden alevlendi. Üçüncü köprü için üzerinde durulan hatların “Beykoz-Tarabya” ve “Sarıyer-Yuşa Tepesi” olduğunu belirten Turhan, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kararı doğrultusunda bu seçeneklerden birinin imar planlarına işleneceğini söyledi.

CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin de kısa süre önce bir basın toplantısı düzenleyerek üçüncü köprünün Avrupa yakasında Tarabya otelinin üzerinden, Anadolu yakasında Beykoz’daki Devlet Su İşleri Arazi ve Marmara Üniversitesi arazisini içine alan bölge arasında yapılacağını öne sürmüştü. Hatta Tekin daha da ilginç bir ayrıntı vererek ünlü bir işadamının villasının planlanan köprünün altında kalacağını da söylemişti.

İstanbul’un geleceğini ilgilendiren bu çok önemli konuyla ilgili nihai açıklamayı Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ya da Başbakan Tayyip Erdoğan yapacak. Başbakan olmadan önce Büyükşehir Belediye başkanlığı yapan ve İstanbul’a özel bir ilgisi olan Erdoğan kısa bir süre önce olası güzergahların üzerinden helikopterle geçerek incelemelerde bulunmuştu.

Daha önce defalarca yazdım, ancak tekrar etmek istiyorum: Ben bir vatandaş ve bir İstanbullu olarak yeni bir köprü yapılmasına karşıyım. Bu konuda bir referandum yapılıyor olsaydı benim oyum “hayır” olurdu.

Köprüyü destekleyenlerin görüşlerine saygı duyuyorum ve çok büyük çoğunluğunun köprüyü trafik sorununu çözecek bir yöntem olarak gördüklerini biliyorum. Ancak köprünün neden trafik sorununu çözmeyeceğini hatta bunun ötesinde İstanbul’a nasıl zarar vereceğini somut verilerle sıralamak istiyorum:

Kontrolsüz büyümeyi tetikleyecek

* İstanbul’un bugün yaklaşık 13 milyon olan nüfusunun 2020’li yıllarda 20 milyona dayanması bekleniyor. Araç ve insan trafiğindeki bu artış hesaplanacak olursa trafiği akıtabilmek için en az dört yeni köprüye daha ihtiyaç var.

* Karayollarını ve şeritleri genişletmenin trafik sorununu çözmeye yetmediğinin en iyi örneğini İstanbul’da görüyoruz. Çünkü her genişletilen yol kendi trafiğini yaratıyor.

 * İstanbul’a yapılması planlanan köprünün geçeceği yol İstanbul’un kuzey ormanlarının zaman içinde tamamen talan edilmesine yol açacak. Daha köprünün kesin güzergahı bile belli olmadan Sarıyer-Zekeriyaköy-Tarabya- Demirciköy kuşağında akıl almaz yapılaşma başladı. Yeşil alan tıraşlanıp yerine akıl almaz hızla konutlar yapılıyor. (Merak edenler gidip görebilir!)

* İstanbul’a yapılacak yeni bir köprü yan yolları ve yeni konut alanlarıyla birlikte birkaç milyon yeni nüfusun şehre eklenmesine neden olacaktır. Şehrin kuzeyi yeni cazibe ve yaşam alanı haline geleceği için alınan yasal önlemler bile konutların yeşili yok eden bir çekirge sürüsü gibi kuzeye yayılmasını engelleyemeyecektir

* İstanbul trafiği için kesin çözüm raylı sistem ile kombine edilmiş deniz yolu ulaşımıdır. İstanbul’da bugün deniz yollarından sadece yüzde 8 oranında yararlanıyoruz.

* Yollarda trafik hareketini bozan unsurların akılcı şekilde ele alınması ve akıcılığın sağlanması gereklidir. Mevcut yolları verimli kullanmak, taksi ve minibüslere çeki düzen vermek, tekerlekli otobüs güzergahlarını yeniden ele almak trafiğin akış hızının artmasını sağlar.

Bence kalıcı çözüm Başbakan Erdoğan’ın yıllar önce “vize” formülüyle ifade etmeye çalıştığı gibi İstanbul’un büyümesinin bir an önce önüne geçmektir. İstanbul bu haliyle bile afetler ve depremler konusunda kırılgan bir haldedir ve büyümesinin mutlaka durdurulması ya da kontrol altına alınması gerekir. Başbakan İstanbul’daki plaka sayısının belirlenmesini ve dondurulmasını istemişti. Bence bu çok iyi bir fikirdi. Umarım buna benzer önlemleri ciddi olarak tekrar düşünmeye başlarız.

Her konuda kavga eden Türkiye’nin böylesine önemli bir meseleyi akıl ve bilimin ışığında ele almasını, konuşup tartışarak en doğru çözümü bulmasını diliyorum.