Ayşe Mine Yaman

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Köşede kalan hayaller

Cumartesi, 26 Aralık 2009 - 05:00

Tam da düşlediğimiz yerdeyiz. Yeni hayallerin başlayacağı bir yılın eşiğinde. Bu başlangıç öncesi, köşede kalan hayallerinizi bir kez daha gözden geçirmeye ne dersiniz?

Yeni umutlarla başlayacak bir yılın kıyısındayız. Geçmişe dönüp baktığınızda geride bıraktığınız, yapmak isteyip de yapamadığınız hayallerinizi bir düşünün. Vitrinde gördüğünüz pembe bir kazağı çok renkli diye almaktan vazgeçtiniz mi hiç? Ya da çocukluğunuzu özleyip bir oyuncak almak istediniz belki de... Bedeniniz kadar üzerinde söz sahibi olduğunuz, istediğiniz şekle sokabildiğiniz bir sığınakta bu hayallerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Neresi mi? Tabii ki eviniz. Mesela renkli tasarımlar konusunda tedirginseniz yastık, vazo, fotoğraf çerçevesi gibi aksesuarlarla sevdiğiniz renkleri evinize taşıyabilirsiniz. Artık ev dekorasyonuna yönelik tasarımlara baktığımızda gülümseten neşe veren renklerde esprili ürünlerle karşılaşmak mümkün. Trend otoritelerine göre objelere, desenlere ve grafik dekorlara karşı duyulan duygusal bağ, resmi olmayan bir tasarım yaklaşımına yol açıyor.

 

Belki nostaljik ağırlıkları bir kenara bırakmak ve değişmeye başlamak gerek. Dünyada yaşanan durgunluk değişim için bir fırsat olarak algılanabilir. Ölü ağaçları keserek sistemi yeniden başlatabiliriz. Çünkü yaşanan sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir kriz.

Evinizi doğaya duyduğunuz özlemi yansıtacak şekilde de dekore etmek isteyebilirsiniz. Ağaçların formunu üzerinde taşıyan bir duvar kağıdı ya da ahşap mobilyalar seçmek gibi. İnsanoğlunun verdiği en büyük darbe XVII.yy.’da sanayileşmeyle başladı. Bilim ve teknolojinin doğadan üstün görülmesi anlayışı insanı doğadan uzaklaştırırken, artan nüfusun besin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yeni tarım ve barınma alanları açmak ilk anda doğaya yapılan iyi niyetli müdahaleler olarak görüldü. Bu ilk adım tüketim toplumunun bitmeyen ihtiyaçlarının karşılanması için doğanın hep sonu gelmez bir kaynak gibi görülmesini de beraberinde getirdi.

 

Doğa faturayı XX.yy.’ın ikinci yarısından sonra kesmeye başladı. Doğal değerlerin tükenmeye yüz tutması gibi kabul etmesi güç bir gerçek ile yüzleşen insanoğlu, doğa ve çevreyi yavaş yavaş düşüncenin, eylemin, bilimin, politikanın, felsefenin ve yaşamın temel konusu haline getirmeye, dünyanın bozulan dengesini korumak, gelecek kuşaklara daha yaşanılır bir çevre bırakmak, küresel ısınma gerçeğine karşın gerekli önlemleri almak konusunda önemli çabalara girişmeye başladı. Zamanla ekolojik kaygılar mimari söylem ve eylem biçiminin en önemli temasını oluştururken sürdürülebilirlik kavramı yüzyılımızın en önemli mimari arayışlarından biri haline geldi.

Yeni yıl kararlarınız içinde daha ‘yeşil’ yaşama alanlarına kavuşmak varsa ikinci el malzemelerle üretilmiş ahşap mobilyaları tercih edebilir, bambudan üretilmiş tasarımları kullanabilirsiniz. Ayrıca geridönüşümlü ürünlerden vazgeçmeyin, kullanılmayan ürünlerinizi satın ya da paylaşın. Bambu, keten, organik pamuk ve doğal bitki liflerinden üretilen kumaşlar, yatak odası ve banyo tekstilinde yoğun bir biçimde tercih edilmeye başlandı. Üretici firmalar, tüketicilerin sesine kulak verip koleksiyonlarında hem doğaya saygılı hem de sağlıklı kumaşları kullanıyorlar. Bunlar arasından da bir seçim yapabilirsiniz. Kararlarınız, düşünceleriniz ne yönde olursa olsun mükemmeli aramaktan vazgeçip yeni hayallere yelken açın.