Kudüs

Perşembe, 07 Aralık 2017 - 05:00

İran, Suudi Arabistan’la Suudi Arabistan, Katar’la İsrail, İran’la Suriye, İsrail’le Yemen-Suudi Arabistan’la savaş hâlinde.

Irak ve Suriye çatışmalardan paramparça durumda. Lübnan’da yeni bir iç savaş tehlikesi var...

Mısır’da kısa süre önce camiye düzenlenen bombalı saldırıda 300’den fazla insan hayatını kaybetti.

Mısır, Suudi Arabistan, Yemen ciddi iç istikrarsızlıkla boğuşuyor.

Türkiye’de PKK terörünün yarattığı kanlı bilanço ortada.



Ortadoğu işte böyle bir coğrafya… Her yerde etnik ve mezhep kökenli çatışmalar yaşanıyor. Neredeyse hiçbir ülkede istikrardan söz etmek mümkün değil.

Amerika Birleşik Devletleri, bölge bu haldeyken çatışmaları daha da derinleştirecek bir adım atarak Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ilan etti.

ABD Başkanı Donald Trump onlarca ülkenin uyarısına rağmen bu konuda geri adım atmadı ve Kudüs’le ilgili kararını açıkladı.

Bu konuda ilk ve en sert tepkiyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gösterdi ve bu meselenin Müslüman ülkeler için bir kırmızı çizgi olduğunu vurguladı.

Erdoğan bir adım daha atarak, liderliğini yaptığı İslam İşbirliği Teşkilatı üyelerini 13 Aralık’ta İstanbul’da olağanüstü toplantıya çağırdı.

Katoliklerin dini lideri Papa Francis, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Birliği Yüksek Temsilcisi Federica Mogerhini bu girişime karşı çıkanlar arasında.

ABD ve İsrail dışında neredeyse bütün dünya ülkelerinin ayağa kalkmasının çok somut ve haklı nedenleri var. Kudüs sadece Yahudiler için değil, Müslümanlar ve Hıristiyanlar için de kutsal ve çok önemli bir şehir.

Dolayısıyla burada sadece bir din ve inancın mensuplarını destekleyen bir adım atıp diğerlerinin hassasiyetlerini yok saymak elbette çok tehlikeli.

Kudüs’ün statüsü ancak Filistinli Araplar ve İsrail arasında kalıcı bir uzlaşma sağlandıktan sonra gündeme gelmeliydi.

Amerika bu hamlesiyle yukarıda adını saydığım ülkeler arasındaki düşmanlık tohumlarını bir kat daha güçlendirdi.

Bu coğrafyada Amerika ile köklü ilişkileri bulunan Türkiye ile İsrail arasındaki tansiyon da yükseliyor. Hâlbuki Mavi Marmara trajedisi sonrasında normalleşmede belli bir düzeye gelinmişti.



Amerika, Ortadoğu’da barış ve istikrarın oluşmasına hiçbir katkı sağlamadığı gibi mevcut kırılgan durumun daha da kötüleşmesine yol açtı.