Kurtulmuş uyardı: 70'lere dönebiliriz

Cuma, 06 Şubat 2015 - 05:00

Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’la Ankara’da akşam yemeğinde buluşup güncel konularda sohbet ettik. Kurtulmuş, başkanlık sistemiyle ilgili tartışmalardan Bank Asya konusuna çözüm sürecine ve seçim barajına kadar bir dizi konuda görüşünü paylaştı. Özetle aktarayım:

Bank Asya: Arkasında siyasi bir karar yok. Teknik şartları ve şeffaflık koşullarını keşke yerine getirmiş olsaydı. Ortaklık yapısını bu belgeler istendiği zaman net bir şekilde ortaya koyabilseydi ve bu iş bu noktaya gelmeseydi... Maalesef başından itibaren bu noktaya geleceği anlaşılıyordu.

[[HAFTAYA]]

Başkanlık Tartışması:
Bu yeni bir konu değil. Meseleyi de şahıslar üzerinden ele almamak gerekir, nihayetinde bir sistem tartışmasıdır, anayasa reformu olarak bakmak gerekir. Bugüne kadar devlet ve millet hep başka telden çaldı, devlet ideolojik bir yapılanmanın merkezi haline geldi. Bu nedenle “devlet” ele geçirilmesi gereken bir mekanizma olarak görüldü. Millet artık bütünüyle yönetime hakim olmalı, kurumlar milletin hizmetine verilmeli. Parlamento ve milletvekilleri güçlendirilmeli. Bugün bir vekilin yazışma yapma yetkisi bile yok! Mevcut sistemde ise cumhurbaşkanı çok güçlü. 1982 Anayasası güçler ayrılığı ve güçler çatışması üzerine kurulu. Oysa önerdiğimiz “yönetimde birlik modeli” başkanın yetkilerini ciddi şekilde sınırlıyor. En doğrusu başkanlık sistemine geçmektir. Kozmetik değişiklik değil, millet iradesini ortaya koyacak cesur bir çıkış gerekli. Gücü devlet mekanizması üzerinden tahkim edilmesini engellemek için imtiyaz millete yönlendirilmeli. Olayı sadece başkanlık tartışmasına indirgemek hata olur. Bugün varız, yarın yokuz. Türkiye kişiler üzerinden tartışma yapmamalı, Erdoğan da bu konuyu kendi siyasi ikbaliyle ilgili görmüyor. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey demokratik anayasadır. Bugün şikayet edilen pekçok konu bunun noksanlığıyla ilgili. Türkiye bu sorunları görüp çözme iradesi gösteremezse 1970’li yıllara dönme tehlikesi söz konusu olur.

HDP ve
Baraj Sorunu: Tayyip Erdoğan’ın önerdiği dar bölge veya daraltılmış bölge modellerinden biri benimsenmiş olsaydı, bugün bu sorun yaşanmayacaktı. Ben gelecekte barajın düşürüleceğine inanıyorum, gidişat bu yönde. HDP’nin parlamentoda bulunması çözüm sürecinin devamı açısından avantaj sağlar. AK Parti başka partilerin zaafları üzerinden siyaset yapmaz. Selahattin Demirtaş, cumhurbaşkanlığı kampanyasında barış dili kullanınca oylarının arttığını gördü. Bu yaklaşımın sürmesi HDP açısından da yeni bir imkan getirecektir. Diğer taraftan çözüm süreci tek partinin tekelinde de değildir. Dışarda kalsalar bile bu atmosfere uygun hareket edeceklerine inanıyorum.

Ana Muhalefet: CHP iktidara gelmemek için elinden geleni yapıyor! Türkiye’de büyük bir ana muhalefet boşluğu var.