Laporta ile 1 dakika

Perşembe, 21 Ocak 2010 - 05:00

Barcelona’daki otelimize giriş yapmadan kapıda bekliyoruz Gökmen Özdenak ile. Gazetecilik biraz da şans işidir, derler ya... Aynen öyle oluyor. Bir bakıyorum kapıdan Barcelona Başkanı Joan Laporta çıkıyor. Kısa boylu, ama öylesine kaliteli bir takım elbise giymiş ki, buralar benim havasında... Zaten de öyle Barça’nın Başkanı, Katalunya Başkanı ile eşdeğer! Hemen elimi uzatıyor, “Merhaba, nasılsınız” dedikten sonra fotoğraf çektirmek istediğimi söylüyorum. “Şehrimize hoşgeldiniz” cevabının ardından hemen yanımda yerini alıyor.

Ardından Gökmen Abi çektiriyor bir fotoğraf, ki o sırada Laporta’nın kravatı biraz yana kaymış onu da düzelttikten sonra. Vakit dar, etraf kalabalıklaşıyor bu ünlü simaya yaklaşmak için. Tek bir soru şansım var. “İnter Başkanı Moratti, ne yapıp edip Messi’yi alacağım, diyor” sorusuna gülerek, “Tabii gelsinler, görüşsünler. Ama onu alacak bir para yok ki” cevabını verdikten sonra hızla arabasına gidiyor. Audi A8 marka siyah arabasını kendi kullanıyor. Ne koruma ne bir yardımcı...

Pazar günü şehir turunu Barcelona takım otobüsüyle geziyoruz. Medyatava’da kaleci Valdes’in koltuğunda oturduğum yazılmış. Üç ayrı koltukta oturdum, her pozisyonda oynayabildiğimi kanıtlamak adına! Türk Hava Yolları’nın davetlisi olarak gittiğimiz Barcelona’nın sponsorluk anlaşması ile ilgili haberleri zaten okudunuz gazetemizde. Müthiş bir avukat olan Joan Laporta’nın Frank Rijkaard ile Rüştü Reçber’i övmesi, THY’yi göklere çıkarması güzeldi. Benim esas dikkatimi çeken, Laporta konuşmasını dünyanın ortak lisanı İngilizce olarak yapmasıydı. Ama konuşma bittiği anda Barcelona Medya Direktörü hemen başkanı ikaz ederek Katalanca olarak konuşmayı tekrarlamasını istedi. O da yaptı.

Bildiğiniz gibi Barcelona’nın bulunduğu Katalunya bölgesi, özerk olmak ve İspanya’dan ayrılmak istiyor. Tören boyunca İspanyolca konuşulmadı. Lisanlar İngilizce ve Katalanca idi. Zaten Laporta da Katalunya vurgusunu hemen hemen her yerde yapıyor ve “Biz Katalanız” sözlerinin altını kalın şekilde çiziyor. Neyse bu onların sorunu, bizim zaten işimiz başımızdan aşkın! Sonra gezdiğimiz yer ise Barcelona müzesi idi. Geçen sezonu 6 kupa ile kapatan Barcelona’nın tarihi hakikaten inanılmaz. Eğer Barcelona’ya yolunuz düşerse mutlaka gezmenizi isterim. Çünkü sanatseverlerin Picasso müzesi varsa, biz futbolseverlerin de bir Barcelona müzemiz var bu şehirde.