Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Malatya mutfağı damak çatlatıyor!

Pazar, 24 Kasım 2013 - 05:00

Geçtiğimiz hafta sonu, Malatya Belediyesi’nin davetlisi olarak Valilik tarafından düzenlenen Film Festivali’ni de bahane ederek kenti tanımaya gittik. Bir kenti tanımanın bir yolu da mutfağını tanımaktan geçiyor. Konuk olduğumuz muhteşem sofralardan anladık ki Malatya’da kahvaltı kültürü Van’ı geçmiş! Petek bal, yoğurt kaymağı, taze Malatya peyniri, incecik hamurdan kıtır kıtır gözleme, kavurmalı yumurta, tabii ki gün kurusu kayısı ve ceviz, bu güzel kahvaltıların beni benden alan tatlarıydı.

İncecik kiraz yaprağı dolması da çok ilgi çekici. Ama kaşarlı alabalık bu kadar mı lezzetli olur! Valilikte içtiğimiz Reyhan çayı ve çarşıda satılan her türlü meyve kurusu ise tamamen buraya özgü. Sabahları yapılan o muhteşem kahvaltı o kadar geç acıktırıyor ki öğle yemeği hayli sarkıyor, haliyle akşam yemek yenmiyor, böylece gecenin bir saati çorbacıya gidiliyor, kelle paça, mercimek, ne bulursa içiliyor. Kadınların pişirdiği tandır ekmeğinin en bayıldığımız yiyecek olduğunu söyleyelim ama bir de eksiği dile getirelim: bölgenin muhteşem kühne üzümlerine ve geçmiş kültürüne rağmen maalesef şarap da yok, içilebilecek bir yer de. Muhafazakar Türkiye’de benim nefret ettiğim deyimle “alkol almak” o kadar kötü görülüyor ki istemeye bile utanıyorsunuz!

Alevi köyleri

Malatya’da kendimizi kırsala vurduk, Alevi ve Kürt köylerini gezdik. Dağlara çıktık, mağaralara girdik, muhteşem vadileri, kanyonları, ovaları gördük. Yaban bitkilerini toplayıp yedik, kaynak sularından içtik. İnsanlarla konuştuk, kaymakamları takdir ettik. Halay çektik, davul zurna duyduğumuzda kalkıp oynadık, tabii oralarda ortalıkta hiç kadın yok, bir grup kadın, rahat, konuşuyor, soruyor, gülüyor, dikkat çektik, çok iyi ağırlandık, umarım hoş karşılandık!

*[[HAFTAYA]]


Öğretmene bir değil, bin dokundular!

Siz Malatya izlenimlerimi okurken ben Urfa’yı geziyor olacağım. Kazı çalışmasını ilgiyle izlediğim, dünyanın en eski yerleşim yeri olan Göbeklitepe gezisi bu yazının yazılma saatinden sonra olacağı için size yetişmiyor; zaten Öğretmenler Günü’nü de atlamaya gönlüm razı olmaz.

Başımızın tacı öğretmenlerimizin son yıllarda gündeme gelme nedeni, atama beklemeleri, atamalarının yapılmaması, eş durumundan ailelerinin parçalanması, müdür atamalarında yeni uygulamalar, şimdi de dersanelerin kapanmasıyla işsiz kalacak on binlerce öğretmen! AKP iktidarının hedeflerinden biri olan dindar ve kindar nesil yetiştirme projesi içinde ne yazık ki eğitimle ilgili İYİ hiç bir şey yok! Eğitimciler kafayı çocuklarımızı ‘dişi ve erkek’ olarak ayırmaya takmış durumda.

Bir yandan 5 yaşında okula başlat, bir yandan zorunlu din derslerini arttır, bir yandan matematik, yabancı dil, spor gibi dersleri azalt, seçmelik yap, onları da seçtirme.

Hangi birini yazayım, felsefe gibi işlerine gelmeyen dersleri iyice kaldır. Bu branşlardan mezun olan binlerce öğretmen beş, on yıl beklesin atama diye, bunalıma giren, intihar edenler olsun. Yüzlerce eğitim fakültesi açıp sonra da her okuldan mezun olan öğretmen olacak diye bir şey yok de. Sonra da o parlak öğretmen adayları kendilerini Fethullah’ın dersanelerine atıp yaşama şansı bulunca onu da kapat. Kamuda başörtüsü özgürlüğü çıkınca birden bire kapanıveren öğretmenlerle, çalışanına, öğrencisine cinsel tacizde bulunan yöneticisiyle eğitim parlak bir tablo çizmiyor maalesef.

Onun için mi acaba parası olan herkes çocuğunu dışarıda okutmaya çalışıyor? Bizi yönetenler dahil!