Yazgülü Aldoğan

Medya asıl şimdi alet oldu

Perşembe, 19 Kasım 2009 - 05:00

Propaganda savaşı ihbar mektuplarıyla medya hava sahasında sürüyor. İmzası, kimliği gizli, kendini subay olarak tanımlayan, ancak yazının biçimi ve içeriği itibarıyla subay olması mümkün görülmeyen ihbarcının yazdıkları, Genelkurmay tarafından külliyen yalanlansa da kullanmak isteyenlere bir şey fark etmiyor.
İhbar mektubunun içindeki bilgilerin doğru olmak bir yana, mantıklı bile olmadığı ortadayken, kimi kül yutmaz köşe yazarları tarafından bu kadar makbul bulunup, inanılıp da yazılarına konu edilmesinin gerçek nedeni ne olabilir? “TSK’nın içinden yollandığı anlaşılan son CD” diyor birisi. Nereden anlamış TSK’nın içinden yollandığını? Son CD, medyanın psikolojik savaşta nasıl kullanılacağı üzerine. İçinde öyle büyük yanlışlar var ki adı geçen bir başka köşe yazarı, ironik bir yazı kaleme alarak askerlere teessüflerini bildiriyor yandaş gibi gösterildiği için. Peki neden acaba aklına, “yahu beni yanlış tarafa koyduklarına göre bu mektup düzmecedir” demek gelmiyor da bir sütun yazı yazıyor?
Bir başkası, “bunlar ne biçim cuntacı, Güzin Abla’yla, Sinan Çetin’le cunta mı olur?” diye dalgasını geçmeyi biliyor da, niye gerçek cuntacılar böyle ıvır kıvır zırvalamaz demiyor?
Ciddiye alıp ciddi ciddi eleştireni de, gırgıra alıp kafa bulanı da ayıplıyorum! Hadi içlerinde cezaevlerinde yatmış, canı yanmış, öfkesi, nefreti geçmemiş olanlar var, bir parça anlaşılabilir de, hiç kuyruk acısı olmayanlarda bile bu ne nefret? Türk Silahlı Kuvvetleri, Çaldıran Ovası’nda yabancı düşmanla meydan savaşı verse bu kadar yara almazdı! Teknoloji ve psikoloji ne bela silahlarmış

Öcalan hobi odasında!
Türkiye’nin en çok korunan ve en pahalıya mal olan mahkumu Öcalan’a yeni “arkadaş”lar getirildi. AB’nin, “tecrit koşullarında” tutulduğu için Türkiye’ye yaptığı baskı sonucu alınan bu yeni karar sonrasında İmralı Adası’na yeni bir F tipi cezaevi yapıldı. Öcalan, adaya getirilen yeni mahkumlarla birlikle buraya nakledilecek, havalandırmaya çıktığında ve hobi odasında onlarla birlikte olacak. Her ne kadar “güneş ışığı saçan önder”lerini bir an önce başlarında görmek isteyen PKK’lıları kesmeyecek olsa da bunun da “açılım”ın bir parçası olduğu malum.
Şimdiye kadar sadece radyo, o da TRT dinleme hakkı olduğu halde, dünyadaki bütün gelişmelerden haberdar olarak örgütünü yöneten Apo, şimdi yeni olanaklarıyla yapacağı yol haritalarıyla hepimizin tozunu attıracak herhalde! Baksanıza yanına gelen öteki mahkumlar da sıkı mı sıkı. Biri Apo yakalandı diye kendini yakmış, biri ona af çıkmıyor diye ölüm orucu tutmuş, biri örgütün teorisyeniymiş, biri Tuzla’da beş yedek subayın ölümünden sorumlu tutulmuş! Şimdi hobi odasında birlikte boncuk mu dizecekler? Bir tek önerim var, boncuklar kırmızı beyaz olsun! Bakalım AB bunu da “yeni model bir işkence” olarak değerlendirecek mi?

Barış elçileri...
Açılım çerçevesinde dağdan inen 5 PKK’lı, karşılanma törenleri gürültü koparınca biraz “dinlendirildi”. Ortalığın yeterince yatıştığı düşünüldü herhalde ki önceki gün, asli görevlerine döndüler. Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir’i ziyaret ettiler ve çiçeklerle karşılandılar. Bir toplantıya katıldılar, orada mehdi muamelesi gördüler, konuşmalar yaptılar. Aman ne konuşmalar: Apo’dan “ışık saçan güneş” diye bahsederlerken bir zamanlar “sayın” diyene ceza kesildiğini düşündüm. Neleri aşıyoruz!
Buraya kenara çekilip oturmak için değil, görev yapmak için geldiklerini söylediler. “Kamuoyu” yaratacaklarmış! Ondan şüphemiz yoktu zaten. Ama o kamuoyu ters yönde oluşuyor, ona ne diyecekler? Bir de hakikaten şu merak konusu: Bu arkadaşlar, silahlı eyleme karışmadıkları, terör suçu işlemedikleri gerekçesiyle serbest kaldılar. Peki bu kanaate nereden varıldı? Kendi beyanlarından! Bu gerçeğin terör mağdurları ve yakınlarını ne kadar rahatsız ettiğini düşünen var mı acaba?