Mihrimah Sultan gönülleri fethetti

Cuma, 17 Haziran 2011 - 05:00

Muhteşem Yüzyıl’da (Show TV) ligin son haftaları gibi bir bölüm izledik. Bir sürü strateji, ayak oyunu, ofsayt filan vardı... İyiydi, bu kez Hatice Sultan ağlamadı. Kötüydü, Nigar Kalfa çuvalladı. Sıkıydı; Sultan Süleyman, Fransua’ya kartvizitini tüm unvanlarıyla takdim ederek ezip geçti... Tartışmalıydı; Sultan’ın mektubunda geçen Kürdistan tanımlaması ertesi günü sosyal medyaya damgasını vurdu. Saçmaydı; Valide Sultan “Haremde aşk olmaz” dedi. Erotikti; Pargalı eniştemiz hamam sahnesinde zevcesiyle pek bir buharlandı...

[[HAFTAYA]]

Ve sevimliydi; doğumundan beri kara kuru gösterilen Mihrimah Sultan ekranın en güzel kız çocuğu olarak hayatımıza girdi... Haftaya sezon finali yaparak yaz tatiline girecek olan dizide hâlâ “Hürrem’in başına neler gelecek?” diye merak edenler varsa kendilerine yaz boyunca kumsallarda okuyabilecekleri Hürrem Sultan kitaplarından gönderebilirim...

CANAN’SIZ CANAN!

Canan (Fox TV) isimli diziden ayrılan Gamze Özçelik gelecek sezon yıldızının parladığı Arka Sokaklar (Kanal D) dizisine dönüyor. Elbette ki bir başrol değil... Beni ilgilendiren de bu değil. Lale’siz bir Lale Devri (Fox TV) yaparak diziyi zirveye oturtan zihniyet, Canan’sız bir Canan yaratarak aynı başarıyı yakalayabilecek mi; onu merak ediyorum...

Dur bir dakika Alişan!

Alişan’ın askerlik anılarından fenalık geldi. Hangi magazin bültenini açsam Alişan biraz da erotik göndermeler içeren askerlik anılarını anlatıyor... Askere gitmeden önce ekrandaki zarafeti ve efendiliğiyle ilgi ve övgü toplayan Alişan kardeşimin derhal o eski haline dönmesi lazım... Terbiyeli, sunumda başarılı, örnek bir genç olarak kalbimizdeki yerine yani. Yoksa mikrofonların gazına gelerek askerlik fantezilerine abanırsa, meseleden sıkılan sadece ben olmayacağım... Tırnaklarıyla geldiği yeri mikrofonlarla yitirmesine gönlüm razı olmaz...

Mönüde neler var?

Şanslı Masa’da (Kanal D) dikkatimi çeken bir şey var. Garson, yarışmacılar masaya oturduklarında kendilerine mönü listesi veriyor. Mönülerden birinin içinde de “şakaya çağrı” niyetinde bir yazı var... Kimisi kabul ediyor bu daveti, etmeyenleri zaten göremiyoruz. Ama ne tür bir metin yazıyor içinde o davetin, onu kaçırdım sanırım... Görenin gözleri parlıyor. Hakikaten sıkı bir davet mektubu olmalı. Bunun yanında bir de davetli mönüyü kime vereceğini nasıl biliyor garson acaba? Onda da kulaklık var mı, yoksa “olsa olsa bu yapar şakayı” diyen bir öngörüye mi sahip?

Çevirmenlere geçmiş olsun...

Amerikalı talk şov ustası Conan O’Brien, CNBC-e’de gösterilen şovunda “Amerikan’ın en komik adamı” seçilen bir elemanı ağırladı. Adam, iki dakikalık bir performans yaptı sahnede... Sanırım oraların RTÜK’ü şov programlarını patlamış mısır yiyerek izliyor. Bizim çevirmenlerin bile kafasını bulandıran ucuz ve pornografik bir mizahla o iki dakika içinde büyükannesini öldürdü, babasını eşcinsel yaptı, annesini fahişelikle suçlayıp eski kız arkadaşının üstüne işedi adamımız... Conan bile utandı bu performans karşısında, uzatmayıp hemen kapattı programı. Geçmiş olsun diyorum CNBC-e çevirmenlerine...

Dükkan kepenkleri indirdi!

Ve “Yolun Sonu” yazısını görünce anladım ki Komedi Dükkanı (Star TV) için yolun sonu göründü. 4 yıldır hayatımızda olan bir kişisel performansı hiç bozmadan devam ettirebilmek önemli bir işti. Bu bile takdire şayan... Ama asıl takdir, teslim edersiniz ki zirvede bırakabilmek. Komedi Dükkanı sahneler yoluyla seyirciyle buluşmaya devam edecek. Yoğun bir yolculuğu var önünde... Belki o sahnelerden birinde yeniden karşılaşırız, belki de aradan işgüzar menajerleri çıkarırlarsa sevenleri adına özel bir röportaj bile düşebiliriz POSTA’nın çok okunan sayfalarına. Tercih dükkan sahiplerinin...

Balıkçı’nın kitabı...

Orhan Alkaya ismi kimin için ne ifade eder bilemem. Ama Öyle Bir Geçer Zaman ki’nin “Balıkçısı” olarak kitlelerin hafızasında önemli bir yeri var artık... İyi bir oyuncu ve yönetmen olmanın yanı sıra sıkı bir şairdir kendisi. Ve son kitabı hafta sonundan itibaren raflarda olacak. Kitabın adı “Altı”... Hani birbirine “Bihter’in kitabı çıkmış, aldın mı? Yaprak Dökümü’nün kitabını yazmışlar, okudun mu?” diye sorarak klasik yazarlarını mezarında döndüren ilginç bir kitle var ya, kendilerine “Balıkçı’nın kitabı çıktı, alın” diye daha yerinde bir öneri yapıyorum. Seçim kendilerine kalmış...