Muhabire tuzak kurulmuş

Cuma, 19 Mart 2010 - 05:00

Bu cemaat gazetecilerinin ilişkileri nerede başlıyor nerede bitiyor belli değil. Size bununla ilgili olarak başka bir örnek sunayım: Erzincan’daki Ergenekon soruşturmasının kilit isimleri olan gizli tanıklarla görüşmek üzere buluşmaya giden Radikal gazetesi muhabirlerinden Hasan Benli’nin fotoğrafları cemaatlere yakın internet siteleri ile gazetelerde yayınlandı.

Radikal gazetesi muhabiri Hasan Benli’nin (solda siyah montlu) Davut Konıg ile görüşmesi sırasında kim tarafından çekildiği bilinmeyen fotoğrafı.

Görüntüler öyle bir haberleştirildi ki, gazeteci Hasan Benli sanki gizli tanıkların ifadelerinin değiştirilmesi için onlarla buluşmuştu. O haberler işini yapmak üzere yola çıkan bir gazeteciye nasıl tuzaklar kurulduğunu göstermesi bakımından çok önemliydi. Şimdi üzerine senaryolar kurulan bu olayı Radikal muhabiri Hasan Benli’den dinleyelim:

Telefonla AŞTİ’ye çağırdılar

“Birisi beni 5 Mart günü cep telefonumdan aradı. İsmini söylemedi. ‘Erzincan soruşturmasının gizli tanıkları sizinle konuşmak istiyor, ifadelerini değiştireceklermiş, şu numarayı arayın’ dedi. Ben de ismi verilmeyen kişiyle telefonda konuştum. Adının Davut olduğunu söyleyen kişi ‘Biz Ankara’dan, Erzincan’a dönüyoruz. Sizi AŞTİ’de (Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmesi) bekliyoruz’ dedi. Üç gizli tanığın da yanında olduğunu söyledi. Haber müdürüne gittim durumu bildirdim ve görüşmek için yola çıktım. AŞTİ’ye gittiğimde yukarıdaki bekleme salonuna çağırdılar. Beni Davut denilen şahıs karşıladı. ‘Sen kimsin?’ diye sordum, ‘Halen tutuklu olan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in eşinin akrabasıyım’ dedi. Peki ‘Ankara’da ne arıyorsunuz?” diye sordum. ‘CHP Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe ile görüştük. Ayrıca basınla görüşmek istiyoruz, hatta Uğur Dündar ekibi bizimle görüşmek istedi ama televizyona çıkmak riskli olur diye düşündük’ dedi. ‘Gizli tanıklar nerede?’ diye sorduğumda ‘Polis peşimizde onları Kızılay’a gönderdim’ dedi. O anda tedirgin oldum ve ‘Şimdi gidiyorum eğer konuşmak isterseniz Radikal gazetesinin bürosuna gelin’ deyip ayrıldım. Gazetede yaşadıklarımı haber müdürüne anlattım. CHP Milletvekili Erol Tınastepe ile görüştüm. Erol Tınastepe de, ‘Gizli tanıklar ifade değiştirecekmiş’ deyince bunu haber yaptık. Haberin çıktığı gün bir internet sitesinde benim Davut isimli kişiyle AŞTİ’de yaptığım görüşmeye ilişkin fotoğraflar çıktı. Davut denilen kişinin Kızılay’da dediği gizli tanık de sırtı dönük olarak önde oturuyormuş. Anlayamadığım fotoğrafı kim çekti ve servis etti. Bu her gazetecinin yapması gereken bir iştir. Suçmuş gibi gösterilmesi neden?”

Zaman’ın haberine dikkat

Aslında Hasan Benli’nin anlayamadığı nasıl bir tuzağa düştüğüydü. Gelin birlikte 7 Mart 2010 tarihli Zaman gazetesine göz atalım. Bakın, Hasan Benli’nin anlattığı o görüşme Zaman’da nasıl analiz edilmiş: “Radikal 11. sayfasında çıkan 'Gizli tanıklar ifade değiştirecek' başlıklı haberini CHP Milletvekili Erol Tınastepe'ye dayandırıyordu. Muhabir Hasan Benli imzalı haberde, iddianamede gizli tanık olarak ifadeleri yer alan üç kişinin Ankara'ya gelerek CHP Erzincan Milletvekili Erol Tınastepe ile görüştüğü ve 'İfadelerimiz baskı altında alındı, değiştirmek istiyoruz' dediği aktarılıyor. Habere göre, milletvekili gizli tanıklarla görüşmüş, muhabir de milletvekilinden bilgi almış. Ancak olayın hiç de öyle olmadığı fotoğraflarla kanıtlandı. Zira, Radikal muhabiri Hasan Benli gizli tanıklarla yüz yüze görüşmüş. 'Sonsayfa' internet sitesinde yayınlanan fotoğraflarda gizli tanık ‘Munzur'la, onu Ankara'ya getiren Davut Konıg ve muhabir Hasan Benli aynı karede yer alıyor. Sonsayfa'nın haberine göre görüşme Ankara Şehirlerarası Terminali'nde (AŞTİ) kuytu bir bölümde gerçekleşti.”

“Gördüğünüz gibi Zaman durumu gazeteci Hasan Benli’nin anlattığının ne kadar dışında kaleme almış. Zaman gazetesi, Sonsayfa.com’un haberini bu şekilde analiz edeceğine, CHP Milletvekili Erol Tınastepe ve Radikal muhabiri Hasan Benli’yi arayıp olayın nasıl cereyan ettiğini sorsaydı doğru sonuca ulaşırdı. Ama niyetin bu olmadığı çok açık.

Yürekli gazeteciler işini yapamaz hale getirildi

Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün hastalığının ciddi ve ağır olduğu imajını vermek için avukatı Ali Rıza Dizdar ile bir plan yaptıkları ortaya çıktı. Plan şu: Levent Ersöz’ün hastalık görüntüsü televizyon kanallarına verilecek. Böylece, Levent Ersöz hakkında acıma hissi uyandırılarak mahkeme heyeti etki altına alınacak. Avukat Ali Rıza Dizdar’ın planına göre Levent Ersöz’ün hapse girmesi de bu hastalık planıyla önlenecek. Ancak bu plan döndü dolaştı gazetecilerin üzerinde baskı unsuru haline getirildi. Çünkü Levent Ersöz’ün avukatı Ali Rıza Dizdar, ortam dinlemesine takılan ses kaydında, “NTV'deki arkadaşlar benim ismimi vermeden yayınlar, CNN Türk de oradan alır” şeklinde sözler sarf ediyor. Avukat Ali Rıza Dizdar’ın ne amaçla söylediği belli olmayan bu sözler yüzünden, NTV ile CNN Türk acımasızca ve haksızca Ergenekon ile ilişkilendiriliyor.

Cemaatlere yakın gazete ve internet siteleri, NTV ve CNN Türk yönetiminin tümüyle dışında olduğu bu planı sanki onlar da işin içindeymiş gibi haber yapıyorlar. Başka bir deyişle Avukat Ali Rıza Dizdar’ın planı, NTV ve CNN Türk’ü işin içine bulaştırıp televizyoncular üzerinde baskı unsuru haline dönüştürülmeye çalışılıyor. Cemaatlere yakın gazete ve televizyonlarda çalışanlar kendilerinden olmayan herkesi ya susturmak ya da yok etmek üzere yemin etmişler sanki. En hassas oldukları konu da Erzincan soruşturması! Davanın üzerine oturtulduğu gizli tanıklar, gazetecilerin üzerine sürülüyor. Birileri bunu görüntülüyor, ardından da malum yayın kuruluşlarına servis edilip üzerine senaryolar yazılıyor. Kutlarım, yaptıkları bu çalışmadan sonuç aldılar. Gerçeğin peşinde koşacak gazeteciler bu olaylardan uzak durmayı tercih eder hale geldiler. Yıldılar. Çünkü bu yayınlarla, senaryolarla, servis etmelerle ciddi anlamda “Dokunanı yakarız” havası yaratıldı.