Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Muhalefet dediğin iktidara destek olur!

Perşembe, 11 Ocak 2018 - 05:00

Devlet Bahçeli, önce gazetecilere, sonra partililere, daha kendisi bile açıklamamışken Erdoğan’ın Başkan adaylığını destekleyeceğini açıkladı. Böylece tam da AKP’nin istediği gibi bir “muhalefet partisi” oldu.

Makbülü bu, iktidara karşı çıkan muhalefetin ise kökü dışarıda! Bir akıl tutulması yaşıyoruz ve bu akıl tutulmasını strateji ve akıl diye yutturuyoruz ya, hala et yeme hayalleri kurarken yer sofrasında çorbaya ekmek banan halkımız da yiyor!

Bunların suçu okulda yatacak yer olmamasıydı

Orduya astsubay almak için sınav yapmış, ince eleyip sıkı dokumuş, 300’ünü almışlar. İzmir Gaziemir’de eğitime, bina küçük diye önce 150’sini almışlar.



Onlar eğitimlerini bitirip, rütbe takıp astsubay olmuş, ikinci grubu yerleştirmişler. Bunlar da eğitim yapmış, diplomalarını almış, maaş bağlanmış, orduevi giriş kartları verilmiş. Ağustos’da nasp denilen askeri girişleri yapılacakmış. Bak sen şu işe, darbe teşebbüsü olmuş!

Bunlar o gece sabaha kadar okuldaymış. Sonrasında da uzun bir süre çıkarmamışlar, kantinde yiyecek bitmiş, aç kalmış çocuklar. Sonra ifadeleri alınmış, siz şimdi gidin demişler ama iki ay sonra önce süresiz izne çıkarmış, sonra da sizin henüz atamanız yapılmamıştı, getirin üniformaları teslim edin, hadi güle güle diyorlar!

Niye? Belli değil. İlk grup hâlâ görevde. O grupta olsalardı bunlar da görevde olacaktı. Bu nasıl bir mantık, nasıl bir adalet? İyot gibi açıkta kalmışlar. Devlet bir iş yapmış, içinden çıkamıyor. Adalete başvuruyorlar, aynı hakim, dosyanın birini Danıştaya, birini komisyona, birini idari mahkemeye yollayıp, birininkini reddediyor! Komisyon başvuruyu kabul etmiyor.

Bir KHK yeter Ne polis olabiliyorlar, ne asker, ne resmi bir işe başvurabiliyorlar, ne deve ne kuş. Bu 150 gence kılıf uyduramamışlar, hani ellerinden gelse, yok edecekler!

Halbuki yapılacak iş basit: Bir KHK ile göreve iade. Zaten içlerinden bir 30- 40’ını eleyip almışlar. İnsan ya, insan, insanın hiç mi değeri yok?

Adalet’te pişmanlık ve öz eleştiri bitmiyor

 Memlekette ne yoksa onun şurası yapılıyor. Demiyorum ki adaletin kötü işlemesi yenidir, bizim bu konuda karnemiz hep kırık. Tahkikat Komisyonlarıyla bütün muhalifleri cezaevlerine doldurduğumuz Demokrat Parti iktidarını darbeyle indiren 27 Mayıscılar ne yazık ki adaleti gerçekleştiremedi.

Menderes ve arkadaşları köpek, bebek davası gibi sulandırılmış davalarla yargılanıp bir de üstüne idamla cezalandırıldı. Sonra çok utanıp anıt diktik astıklarımıza! Mecliste intikam için, ‘üçe üç’ çığlıklarıyla idam cezası verip astığımız üç genç adam, Deniz Gezmiş ve arkadaşları ise kahraman oldu. Adalette geri dönüşü olmayan, idam gibi insanlık dışı cezayı neyse ki kaldırdık.

Yoksa Balyoz ve Ergenekon kumpas davalarında beşer onar müebbet verilen suçsuz Atatürkçü subayları, Allah korusun, birer birer sallandırırlardı, neyse ki FETÖ’cülerle kapıştılar da şimdi onları yargılayanlar yargılanıyor! Oysa onları Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun başına getirmek için referandum bile yapmışlardı!

Şimdi en büyük adaletsizlik, adaletin geç işlemesi: 15 Temmuz davaları bir buçuk yıllık tutukluluklarla hâlâ sürüyor. Savunmalara yeterli imkan ve zaman verilmiyor.

Sanıklara ise kötü muamele ediliyor. Sözüm ona müştekiler salonda bağırıp çağırıp, hatta sanık dövüyor! Hakimler, başlarına bir şey gelecek korkusundan ne hukuku, ne vicdanlarını dinleyemiyor, tahliye, beraat kararı veremiyor.

Hiçbir suçu olmayan öğrenciler, erler müebbet istemiyle yargılanıyor. Oysa bu ülkede adaletin herkese lazım olduğunu o kadar çok deneyimledik ki.

Pazar sabahı namaz buluşması düzenleyen Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, adaletle ilgilense ne iyi olur.