Muhteşem Türk

Salı, 10 Kasım 2009 - 05:00

Televizyonla pek tanışmamıştı. Bilgisayar görmemişti.

Cep telefonu kullanmamıştı, internet nedir bilmezdi.

Asma köprülerden geçmemiş, plazalara ve gökdelenlere girmemiş, 50 binlik 100 binlik stadlarda hiç maç seyretmemişti.

Ama muasır medeniyet’i hedef seçecek kadar ileri görüşlüydü Atatürk...

O’nu, Orhan Seyfi Orhon şöyle yolcu etmişti:

Gidiyor, rastgelemez bir daha tarih eşine,

Gidiyor, on yedi milyon kişi takmış peşine.

Gidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla,

Gidiyor, göğsünü çepçevre saran bayrakla.

***

Fotoğraflarına bakar mısınız?

Şimdiye kadar dünyada O’ndan şık bir erkek gördünüz mü?

Atatürk, bugünkü Fransız Cumhurbaşkanları’ndan daha centilmen, İtalya Cumhurbaşkanları’ndan daha modern, ABD Başkanları’ndan çok daha zarif.

Kafası, Kopenhag Kriterleri’nden daha önde, Paris Şartı’ndan, Helsinki Mukavelesi’nden daha taze... Dünyada hâlâ yaşayan tek lider o.

Beşeriyetin gördüğü göreceği en büyük adam.

Muhteşem Türk.

***

Ne mutlu bize ki, biz de Türk’üz.

Ve O’nunla vatandaşız.

“Gidiyor” adlı şiir, bakın O’nu son iki mısrada ne güzel anlatmış:

Büyüyor gökten inip toprağa yaklaştıkça,

Büyüyor, gitgide gözlerden uzaklaştıkça.

Not: “Ayrımcılığa karşı Eşit Yurttaşlık Hakkı” mitingine yüzbinlerce Alevi katıldı.

Ve bu tarihi mitingte tek olay çıkmadı. 50 kişilik gösterilerde bile İstanbul’un huzuru kaçarken yüzbinlerce Alevi’nin kurallara uygun ve disiplinli tutumu, her şeyden önce şu demektir:

Alevi = Medeni.