Mümkün değil

Cumartesi, 20 Mart 2010 - 05:00

Nasıl geri döneceksiniz?
Nasıl yargılayacaksınız?
Ve kimi yargılayacaksınız?
12 Eylül Konseyi’nden hayatta kalan sadece 3 generali mi? Evren, Tümer ve Şahinkaya... Hepsi o kadar mı?
Olmaz.
Binlerce subay, emir ve kumanda zinciri içinde aynı eyleme katıldığına göre, bu kadar kalabalığı hangi yöntemle sorgulayacaksınız?
Bitmedi... Bitmez.
12 Eylül Valileri, 12 Eylül Polisleri, 12 Eylül Belediye Başkanları var. Bütün icraatlarının kadük olması lâzım. Bunu nasıl sağlayacaksınız?
*
Tam bir komedi.
Mesela, silah zoruyla oradan indirilmiş Demirel’e şimdi Başbakanlığını iade mi edeceksiniz?
Silah zoruyla Anayasayı değiştiren, üstelik onu halk’a onaylattıran, sonra da çıkıp Çankaya’da oturan Evren Paşa’nın “7. Cumhurbaşkanı” sıfatını nasıl iptal ettireceksiniz?
Zincirin halkaları birbirine bağlı.
Otomatikman Turgut Özal’ın Başbakanlığı da hükümsüzdür, öyle değil mi? Hele Cumhurbaşkanlığı iyice hükümsüzdür. Bunları nasıl feshedeceksiniz?
Olmuş bir darbeyi olmamış gibi gösterebilir misiniz?
Yapabiliyorsanız buyurun.
Taa Cemal Gürsel’e kadar yolu var. Albümden 4. Cumhurbaşkanı’nı da kaldırıp atabilir misiniz?
Bu hesaba göre, Cumhuriyet dönemi, sadece 3 Cumhurbaşkanından ibaret.
Atatürk, İnönü ve Bayar.
Gerisi iptal.
*
Yani, 15. Madde’nin kalkması, psikolojik anlam dışında hiçbir şey ifade etmez. Tamamen göstermeliktir.
Kaldı ki dava bile açılamaz. Esasen bir ülkenin yarısı diğer yarısıyla mahkemelik olamaz.
Zaman aşımı’ndan ibaret değil. Başka engeller de var.
İyi okuyun yasaları.
Diyecekseniz ki.
- Peki, 15. Madde orada öylece kalsın mı?
Hayır. Kalmasın.
Silinsin gitsin.
Ama 12 Eylül’den hesap sorulacağını kimse zannetmesin. Üniversiteden dışlanan değerli hocalarımızın bize geri döneceğini falan da kimse beklemesin.
- Sembolik bir operasyon bu.
Tamam, öyle söyleyin.
Ama çocuk kandırmayın. 15. Madde’nin kaldırılması, 12 Eylül’e yargı yolunu açmıyor. Sadece ayıplı bir maddeyi, çirkin bir belgeyi hayatımızdan silip atıyor.
Ona da şükür.