'Museviler her cumartesi bana dua ediyor'

a
a
Cumartesi, 13 Kasım 2010 - 05:00

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İsrail ile sorunlar nedeniyle Türkiye’de Musevi karşıtlığının yükseldiği iddialarının kesinlikle doğru olmadığını, Musevi vatandaşların her cumartesi sinagogda kendisine dua ettiğini söyledi. Türkiye’de CHP’ye ve diğer siyasi partilere eşit mesafede olduğunu kaydeden Gül, çok yakında Ermenistan ile ilişkiler konusunda yeni adımlar atılacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte çıktığımız bir günlük Türkmenistan seyahatinin ardından dönüş yolculuğunda gündemdeki önemli konuları konuşma imkânımız oldu. Cumhurbaşkanı Gül, Türkmenistan’da yatırım yapan Türk müteahhitlerini, sadece inşaat işiyle sınırlı kalmayıp başka alanlara da kaymaya çağırdı.

Türkiye’nin bugün artık kabına sığamayan bir ülke haline geldiğinin altını çizen Gül, siyasetteki kısır çekişmeler ve düşük üsluptan ise çok rahatsız olduğunu söyledi. Ermenistan ile ilişkiler konusunda yakında önemli gelişmeler olacağını ilk kez açıklayan Gül, Kafkaslar’da devam etmekte olan fiili durumun hiç kimsenin çıkarına olmadığını vurguladı.

[[HAFTAYA]]

Cumhurbaşkanlığı süresi bittikten sonra kendisine yeni uluslararası görev arandığı yolundaki iddialarla ilgili olarak da “Bilgim ve ilgim dışında konular” ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Gül, farklı konulardaki sorularımız üzerine şu açıklamaları yaptı:

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile iyi başlamıştınız, sonra ne oldu?

Ben bütün parti başkanlarına tabii ki aynı mesafedeyim. Görevim icabı bu böyle. Hiçbiri arasında bir ayrım yapmam.

Siyasette giderek sertleşen dili nasıl buluyorsunuz?

Mülakatımda da söyledim, Meclis’te de... Daha açık ne kadar söylenebilirdi? Daha fazla da söyleyemem ki. Söylesem etkisi de olmaz. Artık herkesin kendi değerlendirmesi lazım. Bunlar hoş değil. Bakıyorum da Türkiye çok partili siyasi hayata geçtiğinde de aynı tartışmalar olmuş, bugün hâlâ aynı şeyleri aynı üslupla tartışıyoruz.

Cumhurbaşkanı olarak görev süreniz bittikten sonra sizin için “yurt dışında yükek düzeyli bir görev”araştırması yapıldığı konuşuluyor. Bu iddialar doğru mu?

Bunların hepsi bilgimin ve ilgimin dışında konular. Benim yaptığım şey, kendi işimi iyi yapmak.

(Büyükelçi Hüseyin Avni Karslıoğlu, tam Ağrı Dağı’nı gösterirken soruyorum) Siz önemli bir inisiyatif almıştınız. Oysa şu an bir ilerleme olmuyor. Ermenistan ile açılım dondu mu?

Bugünkü defacto (fiili) süreçte kimse karda değil. Bölgedeki statüko kimsenin çıkarına değil. Güzel bir işbirliği olsa, sorunlar çözülse ve kuşkular gitse çok büyük ekonomik işbirliği doğar. Batılıların “boom” dedikleri gibi kısa sürede patlama olur Kafkaslar’da. Bunlardan mahrum olmak bile herkesin aleyhine. Ben soğuk savaş döneminin mantalitesi ile düşünmüyorum. “Şunun bugünkü durumu şu ülkenin lehinedir” diye düşünmüyorum. Kaybettiğimiz alternatife bakıyorum. Bu süreç, benim Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan’a yazdığım mektupla başladı.

Peki, bu konuda yine inisiyatif alır mısınız?

Doğrusu üzerinde çalışıyoruz. Kafkaslar’la ilgili bir çalışma yapıyoruz. Üstünde en çok durduğum işlerden biri. Bununla ilgili kurumlara görevler de veriyorum. Bakanlıklar ve bağımsız kurumlar var, onlara da çeşitli çalışmalar yaptırıyorum. Bütün ilgili taraflarla; Sarkisyan, Aliyev, Medvedev ve Putin ile sıcak temas halindeyiz.

Sürece Rusya da katkı sağlıyor mu?

Donmuş problemlerin ilerde daha büyük maliyetleri oluyor. Bu gerçeği herkesin bildiğini sanıyorum. Bu nedenle süreç ölmüş değil.

Amerikan Kongresi’nde özellikle Yahudi lobisinin Türkiye karşıtı bir tutumu var, bu nasıl aşılabilir? Türkiye yalnız mı kalıyor?

Evet, gördüğüm kadarıyla Yahudi lobisi ile ilgili böyle bir durum var. Ancak bu olağanüstü bir durum değil. Böyle dönemler hep oldu. Ben Türk- Amerikan ilişkilerine fazla bir etkisinin olacağı kanaatinde değilim. İki ülke ilişkilerinin oturduğu sütunlar önemli sütunlardır. Bunun değerini biz de biliriz, onlar da bilir.

Avrupa Birliği ‘Kıbrıs’ta tren kazası’ uyarısı yapıyor? Ne yapacağız?

Avrupa ülkeleri artık yavaş yavaş gerçekleri görüyor. Aslında daha önce de görüyorlardı ama gerçekleri dile getirmiyorlardı. Fakat şimdi sabırları taşıyor. Kıbrıs konusunda kendilerinin zayıf duruma düştüklerini görüyorlar. Kıbrıs Türklerinin ve Türk tarafının bu konuda haklı olduğunu biliyorlar. Ama bizim için zaten önemli olan vicdanlarda haklı olmaktır. Avrupalı liderlerle başbaşa olduğumuz anlarda bize çok farklı şeyler söylüyorlar. İngiltere eski Dışişleri Bakanı Jack Straw’un açıklamasını görmediniz mi?

Basın özgürlüğü ile ilgili sıkıntılara ne diyorsunuz? Nasıl aşılacak?

Daha önce de söyledim. Bu konuların TBMM’de çözülmesi lazım. İfade hürriyeti konusunda açıkçası herkes istediğini şiddet olmadığı sürece yazar, çizer. En aykırı fikirler bile konferanslarda dile getiriliyor.

Kimi kişilerin uzun tutukluluk süreleri kamuoyunda rahatsızlık yaratıyor. Siz nasıl görüyorsunuz?

Yargı kararlarıyla ilgili söyleyecek bir şey yok. Fakat daha önce söylemiştim; tutuklamaların cezaya dönüşmemesi gerekiyor. Tutukluların sayısı, mahkûmların sayısından fazla olmaya başladı. Bu hoş bir şey değil. Yargının da hızlı çalışması gerekiyor.

Azınlık ve cemaat temsilcileri sizden davet beklediklerini dile getirdiler. Onları Çankaya Köşkü’ne davet edecek misiniz?

Zaten ediyorum. Hatay’da Musevilerin ibadethanesi olan sinagoga gittim. Kiliseye gittim. Kilisede çok büyük kalabalık vardı. Yaşlı bir kadın “Allah’a şükür bu günleri gördük” diye konuşuyor. Baktım, Türkçe konuşuyor. Katolikmiş. Senin kendi vatandaşınÖ Museviler de her cumartesi bana dua ediyor. Rutin dualarını yaparken devletin başı olarak bana da dua ediyorlarmış, kendileri söyledi.

İsrail ile olan sorunlar Türkiye’deki Musevi yurttaşlarla ilişkileri olumsuz yönde etkiledi mi?

Bizim için İsrail ayrı, Türkiye’deki Museviler ayrıdır. Onlar kendi vatandaşımız. Ayrıca bizim problemimiz İsrail hükümetiyle, halkıyla değil. Hatta İsrail hükümeti bile denemez. Onların takip ettiği politikayla problemimiz var. Eğer Türkiye’de antisemitizm (Musevi karşıtlığı) var derlerse, bunu şiddetle reddederim.

Kuzey Irak’tan Türkiye’ye tehditlerin bertaraf edilmesi konusunda daha olumlu bir hava var mı?

Sorumluluklarının farkında olmaya başladılar. Bazı şeyler yapıyorlar ama etkileri henüz tatmin edici değil. Amerika- Irak- Türkiye arasında üçlü mekanizma var ama neticeleri şimdilik beklentilerin altında.

Cumhurbaşkanlığı’ndaki Pembe Köşk’ün de onarımını yapacak mısınız?

Restorasyon için ben de eşim de çok istekliydik. Birisi kalkıp “Cumhurbaşkanı Atatürk’ün odasını tuvalet yapıyor” diye asılsız bir yazı yazınca iyice hevesimiz kaçtı. “Bırakın öyle kalsın” dedik. Türkiye bir büyük devlettir. Bir yabancı, ülkenize geldiğinde ilk gördüğü yer havalimanı, sonra sizin evinizdir. Biz ‘şaşaa gösterme’ niyetinde değiliz. Ama misafiri ağırladığınız yer çok önemlidir. Bakın Köşk’ün mutfağı üç yıldır kapalıydı, bütün yemekler aşağıda yapılıp yukarıya çıkarılıyordu.

Devlet makamlarına neden yeterli sayıda kadın ataması yapmıyorsunuz?

Yüksek bürokratlar arasında kadın sayısı çok azaldı. Bu konuyla ilgili ne yapayım ki? Oxford’daki konuşmamda da altını çizdim. “Kadınlara 1934’ten bu yana seçme seçilme hakkı verdik ama meclisteki oranları yüzde 10’u geçmiyor” dedik. Bu konudaki eleştiriler doğru ama sadece kadın olsun diye de karar veremem.

Twitter’daki mesajlarınız çok konuşuluyor. Gerçekten bütün mesajları siz mi yazıyorsunuz?

Evet, kişisel olarak yazdığım herşey kesinlikle bana aittir. Hiç kimse benim yerime yazamaz.