Nasıl başardı?

Cuma, 08 Ağustos 2014 - 05:00

Pazar günkü cumhurbaşkanlığı seçimi bir çok yönüyle olduğu kadar Erdoğan’ın siyaseti şekillendirme becerisiyle de tarihe geçecek.Erdoğan’ın, farklı eğilim ve fraksiyonları barındıran AK Parti’yi 12 yıl boyunca bölünmesine, dağılmasına izin vermeden buralara kadar getirmesi mucize gibi bir şey. Erdoğan siyasete atıldığı ilk günden bu yana kariyer grafiğini hep yükselterek yoluna devam etti. Özellikle Refah Partisi’nde siyaset için kolları sıvadığı dönem kendisi için dönüm noktası oldu. Girdiği her kavgadan güçlenerek çıktı.

[[HAFTAYA]]

İlk ve en büyük savaşını askeri vesayete karşı verdi, mutlak zafer elde etti. Eskiden Milli Güvenlik Kurulu (MGK) ve Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantıları tamamen askerlerin inisiyatifinde yapılırdı, siviller adeta gözlemci gibi katılıp alınan kararların altına imza atmakla yetinirdi. Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) askerlerin idare ettiği bir kurumdu ve milyar dolarlık silah alımlarına komutanlar karar verirdi.

Bu saydığım kurumların tamamı artık sivillerin kontrolünde. Toplantılar öncesinde günler boyunca manşet olan MGK ve YAŞ zirveleri şimdilerde gazetelerin birinci sayfalarına bile zor taşınıyor. Resepsiyonlarda “Askerler siyasetçilere nasıl ayar verecek?” gibi bir beklenti oluşmuyor. Sivil iradenin bu kadar güçlenmesinde Erdoğan’ın kişisel kavgasının büyük rolü oldu. İslamcı referansları güçlü bir siyasi hareketin, Türkiye gibi yüzünü Batı’ya dönmüş ve modernleşmeçağdaşlaşma hedeflerinde Amerika ile Avrupa’yı örnek almış bir ülkede bu kadar başarılı olması doktora tezlerine konu olacak kadar çarpıcı

. Üstelik Erdoğan, ülkenin yerleşik kurum ve anlayışlarıyla -çoğunluklaçatışarak yoluna devam ediyor. Bir önemli faktör de geniş kitlelerin refah beklentisiyle ilgili. İdeolojik olarak AK Parti ile bağı olmayanlar da ekonomik gelişim ve kalkınma umuduyla Erdoğan’ın yanında yer aldı. Erdoğan’ın önemli bir başarısı da Derin Anadolu’yu keşfetmiş ve bu insanların desteğini almış olması. Zamanla bu kesim neredeyse elitler kadar Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi oldu. Erdoğan, buradan aldığı motivasyonun da etkisiyle bugüne kadar parti kapatma davaları, imam-hatipler konusu ve iş dünyasıyla giriştiği mücadelelerden hep güçlenerek çıktı. Üst üste girdiği 8 seçimi kazandı, referandumlardan istediği sonuçları almayı bildi. İslamcı referanslarını terk etmeden merkeze yerleşti ve muhafazakar cenahta başka bir siyasi partinin güçlenmesine olanak tanımadı.

Erdoğan’ın yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla kuşatılmaya çalışılan partisini, Fethullah Gülen cemaatiyle savaştan çıkarış biçimi siyasi tarihe geçecek bir örnek. 30 Mart yerel seçiminin sonuçları bu anlamda bir dönüm noktasıdır. Manevra, taktik ve strateji becerisi Erdoğan’ı bugün Türkiye’nin tek belirleyici figürü haline getirdi.

*

İşte, pazar günkü cumhurbaşkanlığı seçimleri bu siyasi atmosferde gerçekleşecek.