Olmayana ergi

a
a
Perşembe, 18 Şubat 2010 - 05:00

Olup bitenlere ne diyorsunuz? Böyle sorunca iki tür cevap alabilirsiniz.

1) Cüret bu... İki Amiral’i sorgulamak, Başsavcıyı tutuklamak kimin haddine? Ya da:

2) Cesaret bu... Aferin... Demokrasi tıkır tıkır işliyor. Kimseye ayrıcalık yok.

***

Bu farklı görüşler normaldir. Polis’in düğmesini bile koparamazsın terbiyesiyle büyümüş nesillerin yanısıra kimseye dokunulmazlık tanımayan sert kadrolar da yetişti bu ülkede.

Yâni bir tarafta klasik Türk insanı, öbür tarafta ezber bozan bir duruş.

Bu yüzden sürekli şok yaşanıyor.

- Olay, olay, olay.

Elbette.

Zira bir tarafta Devlet Baba diyerek onun paçalarına yapışmış gelenekçi bir yapı, öbür tarafta ise babama bile güvenmem diyerek her tarafa çomak sokan, arayışçı ve şüpheci bir akım.

***

İddialara, suçlamalara, tutuklamalara bakıp:

- Olamaz... Bu kadarı da mümkün değil artık, yalandır yalan diye siz feryadı basarken, berikiler ne diyor:

- Yüzde 90’ı yalan olsa, geriye kalan yüzde 10 bile yetmez mi?

Bütün bu kargaşayı, bütün bu çok bilinmeyenli denklemi, “yargı çözsün” isteniyor. Güzel ama ona da yandaş yargı/ bizdendir/ sizdendir gibi sıfatlar konduruluyor. Başbakan savcıyım diyor, ana muhalefet lideri avukatım diyor. Nasıl olacak bu iş?

***

Yargıya bu kadar ağır yük vurmayalım. Biz bu denklemi olmayana ergi yoluyla çözmeye çalışalım. Her kurum, kendi içindeki çürük elmaları temizlesin önce...

Sonra imkânsızlar’ı bulup açıklasın. O zaman nelerin imkân dahilinde olduğu kalsın geriye.

Temizler eşitlenince, kötülerin tespiti kolaylaşır. Ve yalanlar tasnif olur. Her sabah şok haber’le kalkmak yerine, bağırsaklarını sahiden temizleyen bir Türkiye çıksın ortaya. Bunu kimse yadırgamaz. Bilakis takdir eder.

Zira meselenin kıyma makineleri masalına benzeyen tarafı da var kuyruk denen o insanlıkdışı yaftası da var.

İkisinden de nefret.