Ölünce fotoğrafı çıkan adam

Salı, 08 Eylül 2009 - 17:37

Eşim önceki akşam elinde gümüş kakmalı bir ayna gösterip, “Bunu hatırladın mı”diye sordu. Düşündüm, bulamadım. İlave etti: “Bu Recep Yazıcı’nın evlendiği gün dağıttığı nikah şekerinin aksesuarıdır.” Recep Yazıcı’nın Tuğba Hanım’la evlendiği gün gözümün önüne geldi. Ama asıl önemlisi o Beşiktaş yöneticisi ben muhabirken çalıştığım 25 yılı aşkın dönemdi. Yalvar yakar olmama rağmen bir gün bile röportaj isteğimi kabul etmedi. Yedik, içtik, gezdik, ama iş habere geldiği zaman o bir pundunu bulup kaçardı. Onu vefatına kadar demir tüccarı olarak bilirdim. Vefat ilanları çıktığı gün Türkiye’nin en ünlü iş adamlarından olduğunu öğrendim. Ayrıca halktan, çalışkan ve disiplinliydi. Bu yazıyı kaleme alırken defnedilişinin üzerinden 1 hafta geçti. Bir büyük insan, ekonomiye yön veren müthiş bir Türk pat diye gitti. Çocukları Mustafa, Samim ve Eren beni tanımaz. Eşi Tuğba Hanım da. Ben ise ne büyük bir adamla çeyrek asır geçirmişim... Habersizce ve resmini bile gösteremeden.

ARDA’NIN PASAPORT AÇILIMI

1990’lı yılların başı, Dünya Güreş Şampiyonası için Oslo’daydık. Pasaporttan geçip kafile ile birlikte gümrüğe geldik. Memurlar hepimizi teker teker bir odaya alıp soydu. Don, gömlek kaldık. Hatta ellerindeki sopaları apış aralarımıza sokup esrar ve eroin bile aradılar. O günlerde Hürriyet spor servisinde istihbarat şefiydim. Dönemin Başbakanı Turgut Özal da Türk pasaportunun Avrupa’daki tanınmışlığından söz ediyordu, bizim kıçımızda sopa dolaşırken. Sarı basın kartı sahibi bir gazetecinin pasaportunda JOURNALİST yazarken, değnekle hayalarına ve makatına sopa değdirilmesi dünyada değil ama, Türkiye’de yankı buldu. Ben bunları anlatan bir yazıyla TSYD yarışmasında serbest müsabaka dalında birinci oldum! Yazı Hürriyet arşivinde mevcuttur. Dileyen gidip okuyabilir. Estonya maçından önce Arda’nın pasaport açılımı bana bu yaşadıklarımı hatırlattı. Güçlü Türkiye mensupları beni dönüşte olayları öğrenmek için aramadı. Nota verilmedi. Cep yoktu ama, telefon ve postacı mevcuttu. Onu da kullanmak istemediler. Norveç’te popolarımıza sopa değdiren gümrükçüleri ve ona benzeyen AB’lileri, sınır kapılarından nasıl içeri aldığımızı dünya alem bilir. Adımız misafirpervere çıkmıştır. Olay üzerinden 20 yıl geçmiş. Misafirperverliğimiz olanca hızıyla devam ediyor Arda. Sadece sopalar değişti, pasaportlar aynı. Not: Sıkıysa bir ABD vatandaşının herhangi bir ülkede ceketinin düğmesini kopartın.