Faik Gürses

18 Ağustos 2026, Salı 07:00

Spor kenti Ordu

Ordu, Karadeniz’in dünyaya açılan penceresi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Tek günlük iki yarıştan oluşan Tour of Ordu’yu yerinde izledim. Büyük emek harcanarak gerçekleşen organizasyon, Ordu’ya bir hayli yakıştı. Tabii burada Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin hakkını teslim etmek gerek. Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve halihazırda Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı olan Hilmi Güler, tüm tecrübesini Ordu’nun değişimi ile gelişimine harcamış. Kent, her yönüyle bir yaşam ve doğa harikası haline gelmiş. Başkan Güler, 2019’da göreve geldikten sonra Ordu’yu; spor, yaşam, tabii kaynaklar ve organizasyon olarak üst seviyelere taşımış. Su sporlarından tutun da birçok spor dalı Ordu’da gelişim göstermiş ve şehir, organizasyon düzenleme yeteneğini uluslararası arenada ispat etmiş. Kendisiyle keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. ‘Kıyıdan Zirveye’ mottosuyla düzenlenen Tour of Ordu’nun şehre kattığı değerden bahseden Güler, yabancı sporcuların bu tarz etkinlikler sayesinde kente aşık olduğunu belirtti. Güler, “Burada kimse, kimsenin yaşamına karışmaz. Özellikle gençler ve aileler, yazın sahillerde sabahın ilk ışıklarına kadar vakit geçirir. Yürüyüş parkurları, yaşam merkezlerimiz herkese açıktır. Su sporları için kanomuzu kendimiz yapıyoruz. Yelken sporu ve doğa yürüyüşleri şehrimize olan ilgiyi her geçen gün artırıyor. Ordu’ya bir gelen, ikinci ziyaret için hemen rezervasyon yaptırıyor. Tour of Ordu, başka uluslararası organizasyonlar için bizim referansımız olacak” dedi. Kısaca fındığın başkenti, düzenlenecek organizasyonlarla spor turizminin de başkenti olmak için kolları sıvamış durumda

03 Ağustos 2026, Pazartesi 07:00

Lokal tamam sıra müzede

Her geçen gün daha da artıyor, hem de 16 yılda neler yaptığı gün gibi ortaya çıkıyor. 56 sahası adı verilen arsaya iki kocaman gökdelen dikip, rahmetli Oktay Söl’e bilabedel inşaatını yaptıran, kulübü Sıraselviler’deki iki göz odadan çekip çıkartarak Akaretler’e taşıyan başkandı Süleyman abi. Elbette sadece bu iki gökdelen değil, tesisleşmeyle ilgili ne kadar yapı varsa Beşiktaş’a kazandırıldı onun döneminde. Yeni Divan Kurulu Başkanı Ahmet Ürkmezgil de restore ettirip, farelerin cirit attığı Fulya mağazalarından sonra divan üyelerinin gelip iki laf edeceği eski kulüp lokalini onarıp hizmete açtı. Sadece lokal değil bu mükemmel tesis.

Şimdi 13 Ağustos’ta Süleyman abinin vefatına rastlayan günde müzesinin kurdelasını kesecek. “İnsanlar yaşarken anılmalıdır” diye güzel bir söz vardır. Eski Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal da sağlığında Şairler Parkı’na Süleyman abinin heykelini yaptırmıştı. Ahmet Ürkmezgil, benim 51 yıllık dostum. Divan başkanlığı seçiminde aramıza karakedi girmişti. Darılmadık ama bayağı bir küs kaldık. Neyse Süleyman abi heykelini gördü. Keşke yaşarken divan lokalini ve açılacak olan müzesini de görseydi. Açılışta birbirini günlerdir, aylardır hatta yıllardır görmeyen Beşiktaşlılar her kucaklaşmasında Ahmet Ürkmezgil’e, “Allah razı olsun” mesajı gönderdiler. Ne başkanlar ne yönetimler geldi geçti, hiçbirinin böyle bir lokali kazandırmak akıllarına gelmedi. Ne demişti Süleyman abi: “Beşiktaş için bir şey yapacaksanız kimsenin adamı olmayın.”

09 Temmuz 2026, Perşembe 07:00

Eski dostlar buluşması

Cavit Çağlar, Mehmet Ağar, Sadri Şener, Orhan Keçeli, Metin Keçeli, Erman Toroğlu, Yusuf Namoğlu ve Tolga Ağar gibi ünlü isimler, geçmişi ve geleceği konuşarak tarihten bir yaprak oluşturdular. Eski Devlet Bakanı Cavit Çağlar, Aziz Yıldırım’ın seçilmesi için kongre öncesi tüm imkanlarını seferber ettiğini ve 10 bin oy farkının oluşmasında büyük rolü olduğunu söyledi. Çağlar bir ara Toroğlu’na dönerek, “Keşke bakan olsaydın” deyince Toroğlu, “İşte onu kabul ederdim” yanıtını verdi. Trabzonspor eski başkanı Sadri Şener, masayı gülmekten kırıp geçirirken bordo-mavili takımın iyi yolda olduğunu söyledi.

Şener, Beşiktaş’ın iyi transferler yaptığını dile getirirken Mehmet Ağar da bu görüşe katıldığını söyledi. İki eski MHK Başkanı Yusuf Namoğlu ve Zekeriya Alp, önemli konulara değindi. Namoğlu, ABD’li oyuncu Balogun’ın kırmızı kart cezasının ertelenmesini skandal olarak yorumlarken Dünya Kupası’nda çeyrek ve yarı final maçlarında artık bilinen tecrübeli hakemlerin sahne alacağını belirtti. Namoğlu, İngiliz Anthony Taylor’un tecrübesini ve yönetimini mükemmel olarak yorumladı. Namoğlu bu gelişmelere rağmen finali bir ABD’li hakemin yöneteceğini iddia etti. İlerleyen saatlerde Arjantin’in, Mısır’ı yenmesi büyük bir şans olarak değerlendirilirken Fransa’nın emin adımlarla finale yürüdüğü ve Süper Lig’de yeni sezonun büyük bir çekişmeye sahne olacağı ifade edildi

15 Haziran 2026, Pazartesi 07:00

Oynaya oynaya mağlup olduk

Saat sabahın beşi. Şafak sökmek üzere. Evlerde, meydanlarda, cafelerde büyük bir telaş var. İki saat sonra “Bizim Çocuklar” Avustralya maçı için santrada olacak. Sokaklar hızlı adımlarla maçı izlemek üzere giden insanlarla dolu. Ülke olarak heyecan dorukta. Ve Dünya Kupası için ilk santrayı yapıyoruz. Top sürekli bizde. Montella bol pasla, rakibin savunma dengesini bozmayı amaçlamış. Kornerlerle yokluyoruz kaleyi. Arda’nın enfes plasesi kalecide kalırken hiç de beklenmeyen bir anda Irankunda ağlarımızı sarsıyor. Abdülkerim, Merih, İsmail pozisyonu iyi alamıyor. Yine aynı disiplin ile beraberlik şansı arıyoruz. Abdülkerim’in muazzam şutu kaleci Beach’te kalıyor. Devre sonuna doğru ilk kez hızlı hücumla akıyoruz.

Ancak pas tercihimizi iyi yapamıyoruz. Popoviç beşli defans hattı ile kalenin önüne duvar örmüş biçimde karşılattırıyor Milli Takımımızı. Sonra da savunma arkamızın arkasına atılan uzun paslarla tehlike yaratıyor. Devreyi yenik kapatıyoruz. Son yarıya Kenan Yıldız ile başlıyoruz, Barış kenarda. Beraberlik için çok zorladık. Kanatlar ve göbekten gole uzanmak için ne varsa yaptık. Montella bir hamle daha yaptı, Yunus’u soktu. Yine hücumdayken bu kez ceza sahası dışından avlandık. Bitime 15 dakika kala yıkıldık. Beklemediğimiz, hiç hesaba katmadığımız bir yenilgiyle karşı karşıya kaldık. Golü arayan taraf olmamıza, her türlü varyasyonu devreye sokmamıza rağmen. Olmadı, olmadı. Klasik bir cümle ile bitireyim. Önümüzdeki maçlara bakacağız. Paraguay ve ABD karşılaşmaları gruptan çıkıp, çıkamadığımızı gösterecek.

08 Haziran 2026, Pazartesi 07:00

Montella’nın zor tercihleri

Lucescu bir iskelet kurdu. Kuntz’un milli maç serüveni pek parlak geçmese de idare etti. Her şey Roma’dan kalkıp Adana’ya gelen ve Demirspor’a çıta atlatan efsane bir İtalyan ile başladı. Lucescu’dan kurukafa, bir kol ve tek bir bacakla milli takımı aldı. İşte o iskeleti tüm uzuvları Montella tarafından birleştirilip insanlaştırıldı ve bu BİZİM ÇOCUKLAR doğdu. Ulus olarak cümle içinde sabır olmayan bir kelimeye pek alışık değiliz. Bugün o beş harfli kelimeyi de yüreğimizde millileştirdik. Bir jenerasyona sahiptik, şimdi Montella’nın 32 maç önce işe başladığı kadroda 3 jenerasyon oynuyor. Barış, Kerem, Uğurcan, Hakan, ağabey oldular. Kenan, Can, Deniz, Ersin, Arda ve diğerleri de küçük ağabey. Venezuela maçına bakarken bunlar aklıma geldi. Maç hazırlık ama içinde ileriye dönük çok alternatifli bir oyun izledik. Santrforsuz başladık öyle de gitti. Eleştirdik. Montella aldırmadan devam etti. Tam 51 gol atmışız. Bir de geleneksel santrforumuz olsaydı neler olurdu neler. Maça gireyim.

Mendoza’nın attığı golde savunmanın ders çıkartması gereken yerleşim pozisyonunu bir kez daha gözden geçirmek gerekiyor. Hoca notunu almıştır. Zaten şutunda iyi de yerleşsek topun gittiği yer kalenin tavanı idi. Mesela o Mendoza’yı Arda Turan, Shaktar’a almış bile. Arda Güler öyle bir korner attı ki. Venezuela defansı da topun gol olması için epey çaba gösterdi. Yunus da, Mendoza’nın vuruşunu kıskandıracak golü attı. Baskıyı iyi yapıyoruz ama bir o kadar savunma açığı veriyoruz. Aman dikkat! Uğurcan, Merih, Arda, Hakan, Orkun, Kenan, Kerem, Paraguay maçındaki ilk 11’in kesinleşen isimleri. Sağ bek, stoper tandemi, orta alandaki bir isim için Montella kafa yoruyor. Bu kadar alternatifli bir kadro olunca hocanın kararı o kadar zor olacak elbet. Gruptaki rakibimiz ABD ise Almanya önünde son hazırlığını yaptı. Ve gösterdiler ki her rakip birbirinden dişli. Haydi kolay gelsin çocuklar

21 Mayıs 2026, Perşembe 07:00

Bir Arsenal öyküsü

Derler ya ‘tam da cuk oturdu’ diye... Benimki de öyle oldu. 22 yıl sonra Arsenal’ın şampiyon olduğu sırada ben de Londra’daydım. Arsene Wenger’in namağlup şampiyon yaptığı Arsenal, Premier Lig’de kulüplerimize örnek olacak ve ders niteliğinde bir zafer elde etti. Şampiyon olduktan sonra yıllarca Wenger’le kötü giden talihsizliğine rağmen hocasında ısrar eden yönetim, aynı krizi Mikel Arteta ile yaşamasına rağmen aynı teknik direktörle yola devam etti. Milyonlarca taraftar, Arteta’nın getirip getirip son haftalarda şampiyonluğu adeta hediye edercesine Manchester City’ye kaptırmasına rağmen İspanyol teknik adama güvendi. İngiliz ekibi, 19 Mayıs 2026’ya kadar diken üstünde bir şampiyonluk yarışında nihayet güldü. Sondan bir hafta önce gelebilecek bir beraberlik, yine sezon sonunda ikili averajda üstün olan City’nin şampiyonluğu ile noktalanabilirdi. Hatta 3 hafta önce evinde Bournemouth’a yenilip koltuğu tekrar rakibine kaptırma olasılığı doğmuşken. City 3-1 öndeyken son dakikalarda Everton’la berabere kalıp, bu kez Arsenal’a çelme atan Bournemouth’la da 1-1 berabere kalınca 4 puanlık fark bitime 1 hafta kala Arsenal’ı şampiyon yaptı. Her sezon çorap değiştirir gibi hoca kıyımı yapan Türk kulüpleri biraz Arsenal ve City’yi inceleme altına alır buradan bir sonuç çıkarırsa, biz de istikrar denen o müthiş kelimeyle büyüyebiliriz. Şampiyonluğu son hafta kaçıran Guardiola, yıllardır City’de. Arteta’ya sonsuz prim tanıyan Arsenal da ektiğini biçiyor. Bu ikili görevdeyken, Beşiktaş 7, Fenerbahçe 9 hoca değiştirmiş. Farklara bakar mısınız? Dün sabah İngiltere saatiyle 05.30’da başlayan yürüyüşün sonunda tam da Hyde Park’ın Lancaster Gate çıkışında son derece şık, takım elbiseli ve boynunda Arsenal atkısıyla koşar adımla yürüyen bir İngiliz’le karşılaştım. Onu alkışlarken adam aniden durdu ve “Hangi takımı tutuyorsun” dedi. “Türk’üm ve Beşiktaş” dedim. Sadece gülüp yoluna devam etti. Belli ki gülerken bir mesaj vermeye çalıştı, ya da ben başka manalar çıkardım. Kendi kendime adamın arkasından bakıp, “Keşke seni 22 yıldır tanısaydım” diye hayıflandım.