Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Ordu, yargı derken medya

Perşembe, 04 Mart 2010 - 05:00

Kabul etmeliyiz ki sürdürülen güç ve iktidar savaşında asker ve yargı, henüz nakavt olmasalar da, hayli darbe almış ve hırpalanmış bulunuyorlar. Her ikisi de, son durduğumuz noktada, itibar kaybından muzdarip ve kan kaybetmeye de devam edecek gibi görünüyor. Tam da yaralı aslana vur zamanı, anayasayı değiştirip, reform yapma bahanesiyle iyice dişlerini sökmek ve var olan ya da olabilecek bütün engelleri yok etmek mümkün görünüyor. Öyle ya, savunucuları bile aldatılmışlık psikolojisi içine girmiş ve ne oluyor demeye başlamışken... Ve hatta hatta sıra medyanın boks antremanı için kullanılmasına gelmişken. Aslında hak etmiyor da değiller hani. İnsan hiç olmazsa servis edilen malzemeyi iyi kullanır. O bile yok. Aynı gazetenin yazarları birbiriyle kavga ediyor.

Okuyucunun işi zor

Olanı biteni görsek bile, hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğuna karar veremediğimiz istihbarat akışının, (İmza Dursun Çiçek’e ait deniyor ama belgede parmak izi yok mesela!) casus filmlerini aratmayacak, hayalgücünü zorlayan komplo teorilerinin içinden biz bile çıkamazken sıradan okur nasıl çıkacak? Erzincan’da başlayıp Erzurum’da süren ve ilk davayı açan savcının ikinci davayı açan savcı tarafından içeri atılıp hakkında dava açılmasının yetki tartışmasına yol açtığı ve avukatlarının bile göremediği iddianamenin Zaman Gazetesi tarafından servis edildiği bir ortamda yargıya nasıl güvenilecek? Hükümet yanlısı bir gelişme olduğunda zil çalıp oynayarak meslek sınırlarını aşan yazılar yazanlara Başbakanın isteği doğrultusunda bir maaş ikramiye, tersini yazanlara çıkış mı verilecek? İstenen olmuş, asker ve yargıdan sonra medya da itibarsızlaştırılmış mıdır? Ya da, yandaş medyalığa terfi etmiş Sabah’ın Yenişafak gibi başörtüsü reklamları da almaya başlamış olması, tesadüf mü, kanıt mıdır? TSK’nın Kış tatbikatını yönetecek olan 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk, Erzurum Savcılarına göre terör örgütünün bir numaralı sanığıysa, ordu, silahlı terör örgütü müdür? “Baba bizi okula gönderme!” kampanyası açan İsmailağa Cemaati de kamu yararına sosyal proje yapan sivil toplum örgütü herhalde. Zaten önümüzdeki yıl okul öncesi kuran kursunda eğittikleri 5 yaşındaki öğrencileri konuşacakmış NewYork’ta Birleşmiş Milletler’de! Zaten kış tatbikatı da karsız topraklarda. Bilmiyorum, benim de kafam karışık da...

Yoksa işsizler seçmen değil mi?
Türk gençleri Avrupalı gençler arasında internette, Facebook’ta en çok vakit geçirenlermiş. Türk erkekleri de herhalde kahvelerde en çok pişpirik oynayanlar! İssizlik istatistikleri yapmaya bile gerek yok, bu oranlara bakmak yeter. İnsanlar keyiflerinden değil, işsizlikten aylak aylak dolaşıp vakit öldürüyor. Bir ülkede gençlerin dörtte biri işsiz ve önümüzdeki iki yıl daha iş bulamayacakları ortadaysa, iş garantisi olan meslek kolunun güvenlikçiler olması şaşırtıcı mı? İşsizlik ahlakı da bozar. Aç it fırın duvarı deler! 7 çocuk peydahlayıp 8.sine de hamile bıraktığı karısını yolun ortasında terk edip gidiyor adam, yardım parasını da cebine atarak! İşsiz sayısının çığ gibi arttığı ve kolay kolay da azalmayacağı ortaya konulunca öncelikli olarak yapılması gereken yargı reformu mudur, istihdam projeleri mi? Ne yazık ki geçmiş deneyimler, ekonomide gerileme dursa ve büyüme başlasa bile bunun iş alanları yaratmayacağını gösteriyor. Çin’den gelen bir liralık malları tüketerek istihdam yaratamayız! Özelleştirme adı altında fabrika, kurum kapatarak, yatırımlarda otomasyona yönelik projeleri seçerek de istihdam sağlayamayız. Her ilde bir üniversite açmak güzel de, hepsinde bir gazetecilik okulu açıp bunların mezunlarının işsiz kalmasına yol açarız ancak! Türkiye, ucuz ithalat yerine üretime yönelmek zorunda. Ham madde, yarı işlenmiş mal ihraç etmek yerine sanayi malı üretmek. İstihdam edilenlerin bile yarısı kayıt dışı! Niye kimse bunlara kafa yormuyor? Haftanın en çarpıcı fotoğrafı fabrikası kapanan kadın işçinin gözyaşları içindeki feryadıydı: “İşsiz kalmak istemiyorum, sokakta kalmak istemiyorum!” Tekrar iş bulamayacağını biliyor çünkü. İşin acıklısı çalışanı da patronu sömürüyor, işsizlik var diye hakkını yiyor