Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Ordusunu küçük düşüren ayağına sıkar

Pazar, 16 Temmuz 2017 - 05:00

FETÖ'nün darbe girişimini yaşayalı tam bir yıl oldu! O günden bugüne hepimizin canı yandı. O gece yaşamını kaybeden herkese gani gani Allah rahmet eylesin. Ama köprünün üzerinde öldürülen Erol Olçok, Cumhurbaşkanı'nın iletişim konusunda danışmanı, kampanya ve propagandalarının beyniydi. Onun kaybından sonra AKP'nin propaganda mekanizması, daha hoyrat, daha ayrıştırıcı hale dönüştü. O yaşıyor olsaydı, 15 Temmuz propaganda afişleri, Sovyet dönemini hatırlatan bu kabalıkta olmazdı.

Ordu şehit veriyor

Daha da kötüsü, bir ülkenin kendi ordusu, bu kadar aşağılanmazdı! O ordu ki, dağda bayırda, sıcakta, karda, terörle mücadele ediyor, her gün şehit veriyor. Suriye'de IŞİD'e karşı her gün şehit vererek adım adım şehir teslim alıyor. O ordu mensupları, 15 Temmuz 2016'da, FETÖ'nün darbeci unsurlarına da direndi. Ömer Halisdemir nerede nasıl şehit düştü? O kaba afişlerin hiçbirinde FETÖ'nün bir numaralı sanığı Fethullah Gülen yok! Hocaefendi diye dizi dibinde ağlayanlara ayıp olmasın diye mi?

O gece sokağa çıkanların içinde Silivri, Sincan, İzmir'de FETÖ kumpaslarıyla yargılanmış, tutuklanmış, yıllarca hapis yatmış subaylar vardı. Bir ülke, bir millet, ordusunu küçük düşürürse, ayağına sıkmış olur, hele hele o ordu iç ve dış düşmanla hâlâ savaşıyorsa! Anma etkinlikleri ise ayrı bir tartışma konusu oldu. Anamuhalefet partisine çağrı yapılmadı; tartışma çıkınca yapıldı, konuşma metni önceden istendi.

Bu ayıbı kime şikayet edeceksin? 15 Temmuz anma etkinlikleri bir AKP etkinliği değildir. O darbe, demokrasiye karşı demek ki hepimize karşı yapıldı. Biz ve onlar söylemini bir tarafa bırakın da biz de acımızı yaşayalım değil mi?



Bir yılın bilançosu ağır

15 Temmuz darbe girişimi, gece 22.00'de başladı, sabaha karşı, hepi topu 7-8 saatte bitirildi. Başarısız, lokal (birkaç şehirde) ve irrasyonel bir girişimdi. 20 Temmuz'da darbecilerle mücadele için OHAL ilan edildi.

250 bine yakın

Aradan geçen bir yılda Adalet Bakanlığı verilerine göre 169 bin şüpheli hakkında işlem yapılmış. İçlerinde general, üst rütbeli subay, emniyet mensubu, vali, kaymakam, milletvekili de olmak üzere 50 bin 510 şüpheli tutuklanmış. Yargı mensuplarından tutuklananlar 5 bin kişiyi buluyor. 159 gazeteci hapiste. 100 bin kadar kamu görevlisine KHK'larla işten el çektirildi. Her gün yeni operasyonlarla subay, polis, öğretmen, akademisyen, devlet memuru, öğrenci, işçi, gazeteci, yazar çizer gözaltına alınıp tutuklanıyor. Bu işte bir tuhaflık yok mu? Bu sayılar çok fazla değil mi? OHAL uygulaması bir yıldır sürüyor ve bizzat Cumhurbaşkanı, bundan şikayet eden iş dünyasına, bu sayede grevleri ertelediklerini söyledi. OHAL terörle mücadele içindi, grev ertelemek için değil.

Muhalife tasfiye

Ayrıca işlerinden edilen, tutuklanan bu kadar çok kişinin büyük kısmının FETÖ'cü değil de sadece muhalif olmaları tesadüf mü? Bu darbe girişimi başarıya ulaşsaydı da durum bundan farklı mı olacaktı? FETÖ'cüler yine laik ve muhalifleri toplamayacaklar mıydı? Bu darbe, ülkeyi, karışan görüşen olmadan yönetmek isteyen iktidara ballı börek olmadı mı?

Onlar da mağdur

Bu menfur darbe girişiminin bir mağduru da o gece şu veya bu şekilde sokağa sürülen, başlarına gelenin ne olduğunu halk üzerlerine yürüdüğü zaman anlayan erler, askeri öğrenciler ve küçük rütbeli askerlerdir. Bunların büyük kısmı hâlâ tutuklu. Bir kısmının iddianameleri bile yok.

Adalet Yürüyüşü'nün sembollerinden biri haline gelen Veysel Kılınç, HHO öğrencisi oğlu için gözyaşı döküyor. Rizeli, AKP'li Hacı Veysel Kılınç, şimdi adalet istiyor. Çünkü adalet herkese gerekiyor. Tutuklu olmak da yetmiyor, hak ihlalleri, kötü muamele ve darp iddiaları artık vakayi adiye olmuş durumda. Sonra da birlik beraberlik bekleniyor...
Yandex.Metrica