Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Orgeneral Başbuğ'u, Gül mü tutuklar?

Salı, 03 Ağustos 2010 - 05:00

Anlamaya çalışıyorum: TSK’ya karşı sistemli olarak yürütülen, yürütüldüğü artık herkes tarafından kabul edilen yıpratma, değersizleştirme, tasfiye operasyonunun bir perdesi olan YAŞ toplantısı öncesi verilen tutuklama kararlarının sonuçlarını. YAŞ, ordudaki terfilerin belirlendiği, askerlerin ve hükümetin birlikte katıldığı bir toplantı. Bu toplantıya katılanlardan biri Erzincan Cihaner davasında 1 numaralı sanık Saldıray Berk! Paşa paşa oturuyor, o önemli toplantıda. Tutuklanmadıkları sürece komutanlar terfi ettirilebilir diye bir yorum yapıldığı için ordu, komutanlarını polise kaptırmamaya çalışıyor. Komutanlar kışlada, sotada! Zaten üst rütbeli olanları, ancak daha üst rütbeli olanlar tutuklarmış. Yani bir korgenerali orgeneral tutuklayabiliyor. Daha önce böyle tuhaflıklar yaşamadığımız için bilmiyoruz tabii. Orgenerali kim tutuklayacak, ya da Genelkurmay Başkanını? Ordunun başkomutanı olan Cumhurbaşkanı mı? Olay nasıl sarpa sarıyor görüyorsunuz! Deniz kuvvetlerinin komutanları terfi bekliyor. Balyoz soruşturması en çok onları vuruyor. Niye tutuklama? Niye tam da YAŞ öncesi tutuklama? Amaç bir grup üst düzey subayı tasfiye etmek değilse bu Hollywood senaristlerini kıskandıran fanteziler niye? Şimdi asıl soru: bunları 3-5 savcı yapmıyor herhalde. Dava siyasi diye yırtınıyor herkes. Arınç’a kulak verin, zaten saklamıyor. Peki, tasfiye etmek istedikleri ve bunun için yargıyı kullandıkları belli iken o siyasilerle, tasfiye edilmek istenilen komutanlar aynı masanın etrafında oturup neyi konuşuyor, nasıl konuşuyor, ne kararı alıyor? Pazar günü Anıtkabir merdivenlerindeki yürüyüşlerini gördünüz mü? Başbakan ve askerleri? Suratlarından düşen bin parça, omuzlar düşmüş, ayaklar sürünüyor. Kanlı bir savaştan daha beter bir sinir savaşı bu! Sonunda Türkiye kazanıyor mu, kaybediyor mu anlamaya çalışıyoruz!

PKK, kendi tuzağına nasıl düştü!

Anlamaya çalışıyorum. Anlamaya çalışıyoruz hep beraber. PKK, bir süredir, terör örgütü olmaktan çıkıp kurtuluş savaşçısı mertebesine yükselmek için taktik değiştirmiş, sadece askere ve güvenlik güçlerine saldırıyor. Yani, orası onların toprağı, TSK ve güvenlik güçleri de işgal kuvvetleri ya, bunlar da gerilla olarak yabancı güçlere karşı savaşıyor! Ama oyun nasıl bozuluyor: Batman’la Hasankeyf arasında petrol kuyuları vardır, bozkırın ortasında tek başına, çekiç başlı atlar gibi kafalarını kaldırır, indirir, benim çok sevdiğim bir görüntüdür. İşte PKK’lılar oradaki petrol sahasına gelip, bekçilerin kaldıkları konteynırları ateşe veriyorlar. Yola da antitank mayını döşüyorlar. Amaçları hep olduğu gibi, bir yerde olay çıkarıp, olaya müdahaleye gelen askerleri mayın tuzağına çekmek. Ne ki bu kez, yakın köylerden birinde yaşayan Batman Barosu eski başkanlarından Avukat Sedat Özevin, köylülerin anız yangını çıkardıklarını sanıp olaya müdahale etmeye gidiyor, yanında İHD Batman Şube eski Başkanı Sadi Özdemir, eski HEP’li Salih Özdemir ve kardeşleri Sıddık Özdemir’le birlikte. Tuzağa düşüyorlar, parçalanarak ölüyorlar! Taziyeye gelen BDP’lilere ölenlerin yakınlarının gösterdiği tepki büyük. Terketmek zorunda kalıyorlar. Bu hikayenin ders alınacak yanı şudur: terör kurbanının, terörist infazının haklısı haksızı yoktur, olamaz; asker olsun, sivil olsun, buradaki gibi Kürt kökenli, üstelik de siyasetçi olsun. Hepsi acı verir, hepsi haksızdır. Ölüm kalleşse, teröristin elinden daha da kalleştir. Ve bu olay bir kez daha göstermiştir ki sivil, asker öldürdü diye ayırmanın alemi yok, PKK kan döken bir terör örgütüdür!

Yandex.Metrica