Ötanazi!

Salı, 03 Kasım 2009 - 05:00

Bugünlerde İstanbul’da bir hastanede geçen bir olay nedeni ile ötanezi kelimesi çok kullanılıyor. Bu yeni bir şey mi? Cinayet karşılığımı? Nedir? M.M.

İstanbul’da bir olay oldu. Genç bir kızın hastanede yaşam ünitesinin fişinin çekildiği veya solunum cihazının borusunun gevşetildiği ve bu suretle ölüme terk edildiği haberleri yayınlandı. Bu haberlerde, olaya ötanazi denildi. Bu yeni bir kavram değil. Ötanazi bir kimsenin bazen kendi isteği ile bazen yakınlarının talebi ile acı çekmemesi için öldürülmesi olayıdır. Bu konu Avrupa ülkelerinde tartışılan bir konu olup son yıllarda acı çekmekte olan bir hastaya mahkeme kararı ile acısız ölüm şeklinde yurtdışında uygulandı.
Bu olayda hasta kendisi hakkında öldürülme kararı verilmesini istedi ve mahkeme bu kararı verdi. Bazı hallerde hastanın şuuru yerinde değilse bu talebi yakınları yapar ancak hemen söyleyeyim ki ülkemizde ötanaziye izin yoktur. Yani hastanın veya yakınlarının talebi ile bir kimsenin öldürülmesine izin verilemez ve bu ameliye yapılamaz.
Ülkemizde tıbbın yapacağı şey tedavi ve kaliteli yaşam sağlanması çalışmasıdır. Ötanazi ülkemizde cinayet olarak nitelendirilir ve uygulayan kimse cinayetle yargılanır. Ancak bu olayı ötanazi sorusu üzerine anlattım. Yoksa İstanbul’da geçen olayı bir cinayet veya ötanazi vasıflandırması yaparak anlatmadım.

Kim affeder?
Bir yakınım ceza mahkemesinde yargılanmakta iken dava sonucu hakimin kendisini affettiğini söyledi. Hakim bir kimseyi hangi hallerde affeder? L.N.

Size geçmişten bir şey hatırlatayım. Hani Yeşilçam’ın siyah beyaz filmlerinde babacan komiser rolündeki Hulusi Kentmen bıyıklarını burarak karşısına gelen gençlere “Bu seferlik sizi affettim ama bir daha karşıma gelirseniz karışmam haaa” derdi ya, işte sizin yakınınız da hâlâ bu filmlerin etkisinde olsa gerek. Zira gerek filmdeki babacan komiserin, gerek davaya bakan hakimin ve gerekse bir savcının asla af yetkisi yoktur. Bazı olaylar af gibi algılanabilir.
Örneğin tahkikat yapan savcı olayda suç unsuru görmezse takipsizlik kararı verir ama bu af değildir. Zira af, bir suçun var olması halinde ona ceza vermekten vazgeçmedir. Buna hiç kimsenin hakkı yoktur. Bir hakim baktığı davada suçun oluşmadığını görürse beraat kararı verir. Bu da af değildir. Bir hakim “Sen bu suçu işlemişsin ama ben seni affettim” diyemez. Ancak hakimin, duruşmalarda iyi hali görünen sanığın cezasında bir miktar indirim yapma hakkı vardır ki bu da kanundan gelmektedir. Ülkemizde af çıkarma yetkisi sadece Büyük Millet Meclisi’nin olup bu dahi tartışılabilir bir husustur ki, Meclis’in bu yetkisinin dahi kaldırılması gerekir. Bana karşı suç işlemiş birini dışarıdan birinin affetmesi hukuk mantığına terstir. Okuyucumun arkadaşı affedilmemiştir olsa olsa beraat etmiştir.