Pamuk yolsuzluğunda Bakan avukat, sanık ise savcıymış

Salı, 23 Şubat 2010 - 05:00

Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile Albay Dursun Çiçek'in imzasını taşıdığı iddia edilen İrticayla Mücadele Eylem Planı'nı uygulamaya geçirmekle suçlanarak tutuklanan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner ismi geçen hafta gündeme damgasını vurdu.

Erzincan'da İsmailağa cemaatinin ardından Fethullah Gülen ve cemaatine yönelik soruşturma yürüten Başsavcı İlhan Cihaner, Erzurum özel yetkili savcısı Osman Şanal tarafından gözaltına alındı, mahkeme tarafından da tutuklandı.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) yasaya aykırı davrandığı gerekçesiyle Şanal'ın yetkilerini aldı. Bunun üzerine Başbakan ile uzun bir toplantı sonrasında kameralar karşısına çıkan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, HSYK'yı yetki gaspı yapmakla suçladı. Savcı Şanal'ı şiddetli biçimde savunan Bakan Ergin, Başsavcı Cihaner’in hukuki haklarını savunmada aynı duyarlılığı göstermedi. Bu konuya ilişkin ilginç bir iddia ortaya atıldı.

Uğur Dündar yönetiminde Star TV'de yayınlanan Arena programının dün akşamki konuğu MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, çok ilginç ve tartışılacak bir iddiayı gündeme getirdi.

Vural'a göre Başsavcı İlhan Cihaner ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin ismi ilk kez gündeme gelmiyordu. Vural'ın iddiasına göre İlhan Cihaner 1993 yılında savcılık yaptığı Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde bir pamuk yolsuzluğu soruşturması yürüttü.

Devletten haksız destekleme primi almak için, işlenen pamuğun miktarı yüksek gösterildi.

İşin içinde tüccarından, çırçır fabrikası sahibine kadar tam 33 kişi vardı. Savcı İlhan Cihaner'in yürüttüğü soruşturma sonucunda 33 kişi, 28 gün süreyle tutuklu kaldı.

Devleti milyonlarca lira zarara uğrattığı iddia edilen kişiler arasında şu anda Reyhanlı Belediye Başkanı olan Hüseyin Şanverdi de bulunuyordu.

Şanverdi'nin iş ortağı ve muhasebecisi de operasyon kapsamında tutuklandı. Peki, bilin bakalım, Şanverdi'nin avukatı kimdi? Evet şu anki Adalet Bakanı Sadullah Ergin'di. MHP'li Oktay Vural, şimdi Adalet Bakanı ve tutuklu Başsavcı ilişkisinin o dönem savcı, sanık avukatı şeklinde olduğunu belirterek, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in konuyla ilgili açıklama yapmasını eleştiriyor.

Vural, Adalet Bakanı'nın İlhan Cihaner'den o günlerin intikamını aldığını iddia ediyor. Hatta, 1993 yılında avukat olarak savcı Cihaner'le karşı karşıya gelen Ergin’in yüksek sesle tartıştıklarını hatırlatıyor.

Vural, Cihaner'in tutuklanmasına neden olan Erzurum özel yetkili savcısı Osman Şanal'ın yetkilerinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararı ile kaldırılmasına sert tepki gösterirken, Başsavcı Cihaner'in kanuni haklarını korumamasını da o günlere bağlıyor.

İmzasını reddeden Çiçek sanık, kabul eden Büyükanıt değil

Albay Dursun Çiçek, Nisan 2009 tarihli olduğu iddia edilen İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın altındaki imzanın kendisine ait olmadığını söylüyor. Bilindiği gibi bu belge iktidara karşı bir komplonun belgesi olarak anılıyor. 27 Nisan 2007 akşamı ise Genelkurmay internet sitesine bir e-muhtıra konmuştu. Bu durum, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi siyasete müdahale olarak yorumlanmış, AKP’nin Temmuz 2007 seçimlerinde zaferini sağlamıştı. O dönem hükümet kanadının sert tepkisiyle karşılaşmıştı. Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt emekli olduktan sonra bu bildiriyi kendisinin kaleme aldığını açık açık söylemişti.

Şimdi ortada iki belge var. Birisi Dursun Çiçek’in imzasını kabul etmediği İrticayla Mücadele Eylem Planı. Çiçek imzasını kabul etmiyor ama Ergenekon soruşturması kapsamında sanık konumunda. Diğeri ise Yaşar Büyükanıt imzalı e-muhtıra. Büyükanıt imzasını kabul ettiği halde ne ifadeye çağrıldı, ne mahkemeye çıktı.

Acaba neden?

Dink cinayetinde İçişleri Bakanı Atalay şimdi ne yapacak?

Başbakanlık Teftiş Kurulu, Agos gazetesi yayın yönetmeni Hrant Dink cinayetinde ihmali olan polisleri aklayan İçişleri Bakanlığı'na sert bir yazı göndererek, ‘polisleri aklayan raporun geçersiz olduğunu’ bildirdi.

Hrant Dink'in eşi Rakel Dink, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a 25 Nisan 2007'de bir dilekçe vererek, cinayette ihmali bulunan Trabzon, Ankara ve İstanbul polisi ile Jandarma ve Milli İstihbarat Teşkilatı görevlileri hakkında inceleme yapılması talebinde bulundu.

Kutlu Savaş'ın Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı olduğu dönemde Susurluk Raporu’nu hazırlayan Başmüfettiş Ayşegül Genç ve Mehmet Akın ile Müfettiş Yasemin Tuğçe 1.5 yıllık çalışmanın ardından 2 Ekim 2008 günü raporu tamamladı. Raporda özellikle iki isim açıkça görevi ihmalle suçlandı. Bunlar İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek ve C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'di.

Başbakan Erdoğan bu raporu 2 Aralık 2008 günü imzaladı ve gereğinin yapılması için Adalet ve İçişleri Bakanlığı'na gönderdi. İçişleri Bakanlığı polisler ile ilgili soruşturma açılmasını sağlayacak ‘ön inceleme’ yerine, iddiaların tamamını masaya yatıran bir ‘araştırma raporu’ hazırladı. Sonunda 19 Kasım 2009 tarihli raporla adı geçen geçmeyen tüm polisleri akladı.

Ancak Başbakanlık Teftiş Kurulu bu rapora 18 Ocak 2010 günü sert bir yanıt vererek, Mülkiye Müfettişleri’nin geçersiz işlem yaptığını bildirdi.

Bakalım İçişleri Bakanı Beşir Atalay şimdi ne yapacak? Başbakanlığın yanıtını yok mu sayacak yoksa hukuk yollarının açılmasını mı sağlayacak göreceğiz…