PEN: Yazarlar hapiste kapana sıkışmış durumda

Perşembe, 15 Kasım 2012 - 05:00

Türkiye’deki gazeteci, yazar, yayıncı ve çevirmenlerin tutuklanması ve yargılanması uluslararası alanda alarm veriyor. Bu nedenle uluslararası PEN Yazarlar Birliği, tarihindeki en kalabalık heyetle Türkiye’ye geldi. Önceki gün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile de görüşüp ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmasını istediler.

Dünyanın 20 farklı ülkesinden katılımcıların oluşturduğu PEN heyeti, dün de 15 Kasım “Tutuklu Yazarlar Günü” nedeniyle İstanbul’da bir etkinlik düzenledi. PEN Uluslararası Başkanı John Ralston Saul da heyetin başını çekiyordu. PEN bir de “Türkiye Bildirisi” yayınladı. Bildiride, teröre karşı en etkili silahın ifade özgürlüğü olduğuna vurgu yapıldı.

“Romantik ya da devasa şeyler talep etmiyoruz” denilen bildiride kanunlarda reform, yasaların amaçlarının daraltılması ve şeffaf biçimde uygulanması istendi. PEN bildirisinde bu durumda birçok yazarın serbest kalmasını sağlayacağı ifade edildi. Türkiye’nin durumunu 1990’lara benzeten PEN açıklamasında, şu anda 70 dolayında gazeteci ve yazarın tutuklu bulunduğu ve 60 tanesinin yıllarca sürebilecek davalar içerisinde kapana sıkışmış halde olduğu dile getirildi.

Tutuklu yazarlar hatırası :)


Nedim Şener- Ahmet Şık- Büşra Ersanlı- Ragıp Zarakolu

PEN 15 Kasım Tutuklu Yazarlar Günü, nedeniyle bir etkinlik düzenledi. Dışarıdaki yazarlar hapishanedeki yazarlarla dayanışma adına 200 kelimelik okuma yaptılar. Kitap okuyanlar arasında Odatv davası sanığı olarak ben ve Ahmet Şık ile KCK davası sanığı Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakolu da vardı. Zarakolu, dördümüz bir araya gelince “Örgüt büyüdü Ergenekon KCK oldu”diye espri yaptı. Biz de bu anı fotoğrafla ölümsüzleştirdik.

İyilik yapanın ödülü hapis

12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından 1984 yılında SHP’den Dikili Belediye Başkanı seçildi. İki dönem belediye başkanlığı yaptı. Ara verdi. 1994’ten sonra CHP İzmir İl Başkanlığı yaptı. Belediye Başkanlığı döneminde ilk olarak ilçenin Kordonboyu’nda gün batımında güzel renk veriyor diye kaldırımları kırmızı yaptı.

‘KIZIL BAŞKAN’

Muhalifleri ‘kızıl kaldırımla komünizm propagandası yapıyor’ diye şikayet edince soruşturmaya uğradı. Ardından Dikili’de yaptığı bir parka suikast sonucu öldürülen İsveç Başbakanı Olof Palme’nin adını verdi. Dönemin kaymakamı, Palme’nin komünist olduğunu ileri sürerek parkın adını kabul etmedi ve yine hakkında soruşturma açıldı.

Midilli Adası ile birlikte Dikili Barış ve Dostluk Festivali düzenledi. 8 yıl aralıksız düzenlenen festivale Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Erdal İnönü gibi isimler düşünür, bilimadamı ve sanatçılar konuk oldu. Bu festivaller sırasında Dikili’ye Yunanlılar geldi, kendisi Midilli’ye gitti diye çok sayıda soruşturma geçirdi. Dikili’deki eski garajın satılması ile ilgili hakkında soruşturma açıldı. Tüm soruşturmalardan aklandı ama çok büyük bir suç işledi.

8 YIL 4 AY HAPİS

Dikili’de suyu halka bedava vermeye kalktı. Sayıştay denetçileri yakasına yapıştı. Mahkemeye verildi. Sonunda “sudan 10 tona kadar kullanımda ücret alınmaması” nedeniyle suçlandı. “İhaleye fesat karıştırmaktan” hakkında dava açıldı. Mahkeme 8 yıl 4 ay hapis cezası verdi. Yargıtay da Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven’e verilen 8 yıl 4 ay hapis cezasını onadı. Cebine bir kuruş attığını gören olmadı, halkın sevgisini kazandı. Son seçimlerde SHP’ye Belediye Başkanlığı kazandıran tek isim oldu. Ama halka iyilik karşılıksız kalmadı. Şimdi yaptığı iyiliklerin karşılığını hapiste ödeyecek. Bu da ona ders olsun!