Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Pervari'nin balı çocuklarıdır!

Perşembe, 29 Nisan 2010 - 05:00

Bir kez daha anladım ki Doğu’nun insanıyla Batı’nın insanının birbirini anlaması çok zor. Bir kez daha anladım ki bizim insanlık değerlerimiz ile onların insanlık değerleri çok farklı! Bizim kadına, bizim çocuğa verdiğimiz değeri onların, onların kadına çocuğa vermediği değeri bizim anlamamıza, kabul etmemize imkan yok! Onların gözünde kadının yeri, ahırdaki öküzünden gerideyse, çocuğunun değeri tarlasındaki gübreyse, benim bunu anlamama imkan var mı? Pervarililer’in Belediye Başkanı seçtikleri İsmail Bilen’in, tevcavüz edilerek öldürülen minicik bebekler için “bu bir çocuk oyunudur” demesini içimize sindirebilir miyiz? Olay sonrası aileleri bir araya getirip barıştırmışlar! Sanırsınız çocuklar dövüştü de, biri diğerinin saçını çekti! Sanırsınız seksek oynuyorlardı da, biri yere düştü, dizi kanadı. Sanırsınız ortada cinayet, tecavüz, tehdit, şantaj gibi yüz kızartıcı, mide bulandırıcı suçlar yok da, biri ötekine küstü, onları barıştırıyor! Bunu onlar hazmedebilir, biz hazmedebilir miyiz? Biz kusmak istiyoruz!

‘Balımızı yazın’
“Huzurumuzu bozmayın”
diyor arkadaş. Boğazlarına kadar battıkları çirkefin içinde debelenirken, “huzurumuz yerinde” diyor! “Bize ellemeyin, balımızı yazın” diyor! Yok yaaa? Orası çocukların ırzına geçirilip öldürülmesi halinde bile kimsenin hesabını sormayacağı bir “Vahşi Batı taklidi Vahşi Doğu” mu? Yok öyle! O çocuklar sadece sizin çocuklarınız değildir, onların uğradığı şiddetin üstünü örtemeyeceksiniz. O çocukların sizin oyun diye adlandırdığınız “tecavüze uğrarken”, “ölürken” çıkamayan sesleri olacağız biz! Onların feryatları duyulmadı sanmayın. Biz duyduk ve üstünü örtmeyeceğiz. O minicik cansız bedenin, o tecavüze uğrayıp, öldürülmeye çalışılmış, travma geçirmiş küçük yavrunun adalet takipçisi olacağız. Akrabalık ilişkileri içinde üstü örtülmeye çalışılan şiddetin nedenlerini araştıracak, üstüne gidecek, başka çocukların ölmemesi için, başka çocukların tacize uğramaması için sesimizi çıkaracağız. Bal ha, bal ha! Balımızı yazın diyor adam bize yahu? Bu ne yüzsüzlük yahu! Pervari’nin balı çocuklarıydı, sizin namusunu ve canını koruyamadığınız, adaletini aramadığınız çocukları...

Çocuklar okuyacak tabii
Siirt’te yatılı bölge okulunda okuyan iki kız öğrenciyi neredeyse kentteki bütün kalburüstü erkeklerin taciz ettiğinin ortaya çıkmasının ardından gündeme gelen nedir? Bugün değilse bile yarın, yazmadı demeyin, yazıyorum, yatılı okulları kapatmak! Hatta kızları okula göndermemek! Mademki okula giden kızları taciz ediyorlar, o zaman kızlar okumasın. Evde otursun, 12 yaşına gelince evlensin, evinin kadını, kocasının kölesi olsun! Boşuna değil, dünkü Vakit Gazetesi’nin manşeti buydu: Efendim 28 Şubat kararlarının ardından zorunlu öğretim 8 yıla çıkmış, böylece kızlar okula gitmek zorunda kalmış, yatılı bölge okulları kurulmuş ve işte sonuç, kızlara tecavüz ediliyormuş! Yahu hırsızın hiç mi suçu yok? Onlara tecavüz eden okul müdür yardımcısından, bürokratına, memuruna, hatta okul arkadaşlarına, onları kullanan erkek müsveddeleri sütten çıkmış ak kaşık mı? İlkokulda, ortaokulda, lisede, çeşitli sınıflarda yatılı okudum. Disiplini, ders çalışmayı, zor koşullara uyum sağlamayı, yemek seçmemeyi, yatağımı yapmayı, kendi başıma yaşamayı, başarılı olmayı orada öğrendim. Yatılı okumayı, her çocuğun bir dönem geçirmesi gereken bir eğitim süreci olarak düşünürüm. Tabii gerekli koşulları sağlayacak, çocuğu koruma altına alacaksın. Ne öğretmeni, ne memuru, ne işçisi, ne arkadaşı, ne kız, ne erkek öğrenciye yan gözle bakmayacak. Koruyacak, kollayacak, sevecek, öğretecek. İnsanca davranacak. Bize öyle yaptılar. Ama bugün insanlık vasıflarımızı kaybediyorsak eğer, çocuğu evde odada da saklasan başına kötülük gelir zaten. Ve kötülükle başetmenin en iyi yolu eğitimdir. Hem trafik kazalarında can ve mal kaybı var diye araç üretimini durdurup karayollarını trafiğe mi kapıyoruz Allah aşkına?