Risk ortada herkes kendi kararını versin

a
a
Perşembe, 05 Kasım 2009 - 05:00

Yazılan yüzlerce yazıya ve yapılan bir o kadar televizyon programına rağmen domuz gribi konusunda büyük bir kafa karışıklığı yaşanıyor. Eğitimli insanlar bile domuz gribi karşısında tam olarak ne yapmaları gerektiğini bilmiyor.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile çıktığımız Slovakya seyahatinin ardından Ankara’ya dönünce Kanaltürk Televizyonu’nda Tarık Toros’un hazırlayıp sunduğu Merkez Siyaset programına katıldım. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ın ana konuk olduğu programda bazı gazetelerin Ankara temsilcileriyle birlikte bakana sorular yönelttik. 23.30’da başlayan program izleyicilerden gelen yoğun soruların da etkisiyle gece 01.30’a kadar devam etti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ben aşı olmayacağım, bu konuda bakanım ile aynı fikirde değilim” açıklamasının ardından programa katılan Bakan Akdağ biraz şaşkın ve üzgündü ancak yine de aşılama konusunda uygulanan politikanın doğru olduğunu anlattı. Aslında Başbakan Erdoğan ile aynı şeyi düşündüğünü, Erdoğan’ın risk grubu içinde yer almaması nedeniyle aşılanmayı istememesinin normal olduğunu ifade etti.

Bu konuda Türkiye’de her kesime hakim olan kafa karışıklığının hükümette de hissedildiği anlaşılıyor. Örneğin bazı bakanlar ve milletvekilleri Recep Akdağ gibi düşünürken, kimileri ise Başbakan Erdoğan gibi aşılama için kampanya düzenlemenin gereksiz olduğuna inanıyor.

Erdoğan, aşının şu anda bilinmeyen yan etkilerinin ileride büyük bir siyasi risk yaratmasından endişe etmiş olabilir.

Risk grubu öncelikli

Zira Kanaltürk’ün “Domuz gribi aşısı yaptırmayı düşünüyor musunuz?” anketine katılanların yüzde 40’ı düşünmediklerini, yüzde 31’i ise istemelerine rağmen güvenemediklerini açıkladılar.

Aynı soruyu Bratislava Ankara yolculuğunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e de sorduk. Gül, doktorlar ne diyorsa o yönde hareket etmeyi uygun bulduğunu söyledi. Türkiye’de insanların çoğu, bu tip konularda kişisel kararlar almak yerine liderler nasıl hareket ediyor diye baktığı için siyasetçilerin nasıl davrandıkları çok önemli. Bu nedenle özellikle hükümet temsilcilerinin kamuoyuna bir kararı ilan etmeden önce kendi aralarında bir fikir birliği yapmalarında sonsuz fayda var.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın anlattıklarından benim çıkardığım sonuç şu; bağışıklık sistemi güçsüz insanların, hamilelerin, bronşit, astım gibi kronik sağlık sorunu olanların ve yaşları çok küçük olanlarla ileri yaşta olanların, birinci derecede risk grubu içinde olduklarını akıldan çıkarmamak gerekiyor. Bu gruptakilerin aşılanmalarında yarar var.

Sağlık Bakanı, söz konusu aşıları, bir bilim kurulunun onayı ve denetimiyle Türkiye’ye getirdiklerini ve endişe edilecek herhangi bir şey olmadığını açıkladı. Yayının sonunda Tarık Toros bana da aşı olup olmayacağımı sordu. Ben de kısa süre önce klasik grip aşısı yaptırdığımı ancak domuz gribi için aşılanmayı düşünmediğimi söyledim. Bize gelinceye kadar yüksek risk grubunda bulunan insanların bu aşılardan öncelikle faydalanması gerektiğine inanıyorum.

Bu gribi bazı ilaç şirketlerinin yaydığı ya da kimi ülkelerin bu işin arkasında olduğu tezleri ise ispatlanması güç komplo teorileri gibi görünüyor.

Diğer taraftan domuz gribi ve aşılanma konusundaki görüş ayrılıkları dünyanın her yerinde yaşanıyor. Bu nedenle paniğe kapılmadan gelişmeleri takip etmek ve bilim adamlarının görüşlerine itibar etmek sanıyorum en doğrusu olacak.