Mehmet Ali Birand

RTÜK asıl, salı şovlarını yasaklasın...

Perşembe, 11 Şubat 2010 - 05:00

Ben, her hafta yaşanan grup toplantılarına “salı şovları” adını taktım. Her salı günü, TRT’den canlı yayınlanan bir şov bu... TBMM’de partilerin grupları toplanıyor ve liderler bu toplantıları hem birbirlerine yanıt vermek veya karşı tarafı yıpratmak, hem de teşkilatlarına mesaj vermek için kullanıyorlar.

Kim bir diğeriyle daha iyi alay eder, kim daha iyi bir noktada açığını bulursa veya kim daha sıkı hücum ederse daha çok alkış ve prim sağlıyor.

Salı şovları zaman zaman tadına doyum olmaz esprili taşlamalara dönüşüyor, zaman zaman da gerilimi arttıran kavgalara yol açıyor. Bütün bir hafta boyunca da, bu kavgaların izi sürülüyor.

Bu şovların böylesine yaygınlaşmasının temel nedeni, TRT’nin canlı yayını, ardından da bu yayınların, hemen tün haber kanallarında, hem de aynı gece ana haberlerde yayınlanmasıdır. Dünyanın başka hiçbir parlamentosunda da böyle bir uygulama yoktur. Medyanın her salı günü başka bir iş yapmasına da gerek kalmaz. TRT’nin kanalına geçer ve bu salı şovunu izler. Şov didik didik edilir. Kim ne yaptı, kim uyukladı, kim not tuttu ona bakılır. Nedeni de, salı şovlarının kamuoyunda çok ilgi uyandırmasıdır. İnsanlar bunları konuşur ve tartışır. Bu ilgi de, tiraj ve reyting getirir. Salı şovları çok gözde. TRT’nin de en gözde programı oldu. Kavgayı kimin çıkardığı da belirsizdir.

Tayyip Erdoğan, muhalefeti suçlar ve belaltı vurduklarından dolayı, yanıt hakkını kullandığını söyler. Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli ise, iktidarı eleştirme hakkını kullandıklarını ve Erdoğan’ın sert tutumuna yanıt vermek zorunda olduklarını belirtirler. Yani yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar belli değildir. Ancak gelin görün ki, şovlar biraz çığırından çıkmaya başladı. Gerilimin kaynağı olmaya başladı. Salı günleri yaşananlar, ertesi günlere sirayet ediyor ve ülkenin nabzı yükseliyor.

O zaman da herkes medyaya dönüyor. Medya yüzünden gerilimin arttığı ileri sürülüyor.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dahi Hindistan’dan bu tartışmaya katıldı ve bir öneride bulundu.

Medyanın bir süre için kavga edenleri değil de, birbirleri hakkında iyi şeyler söyleyen politikacıları ön plana çıkarmasını önerdi.

Cumhurbaşkanı’nın bu iyi niyetli yaklaşımını birçok kimse tekrarlar oldu. Anlayacağınız, her zaman olduğu gibi, fatura yine bizlere çıktı.

Sorun medya değil, liderlerin kendileri...

Neden kavga eden politikacılara “Yaptığınız ayıptır arkadaşlar!” denmiyor, hatta parti içi disiplin uygulamasına gidilmiyor, buna karşılık BRAVO diye alkış tutuluyor da, medya suçlanıyor?

Neden liderler birbirlerine hakarete yakın şekilde vurmaktan vazgeçmiyorlar veya yakın çevreleri bu yönde telkinde bulunmuyorlar da, fatura medyaya çıkarılıyor?

Zira medyayı susturmak daha kolay da ondan. Kimse liderlere “Susun artık” demek cesaretinde bulunamaz.

Liderler de güç gösterisi için bu tempoyu sürdürürler. Arada bizler kalırız.

Benim başka bir önerim var.

Bu şovları engellemek söz konusu olamayacağına göre, gelin bari zararı azaltma yoluna gidelim.

RTÜK, dizilerde kimin öpüşeceğini izleyip, aile içi ilişkilerin senaryolara dönüşmemesi konusunda toplum mühendisliği yapacağına, TRT ile bir anlaşmaya gitsin. Kavga olduğu anda TRT kanalı görüntü vermesin!

Tabii bunun için liderlerin onayı gerekecek.

Ne dersiniz?

Mesajcıyı dövmek yerine, mesajı verenlerin kendilerine hakim olmaları daha doğru olmaz mı?

RTÜK üyelerinin birbirinden anlamsız kimi cezalarını bizler bizzat biliyoruz. Kendilerinin bu toplumun değerlerini yeniden oluşturmakla görevli olduklarını sanıyorlar. Buna karşılık gerçek görevlerini yerine getiremiyorlar.

Hiç birbirimizi aldatmayalım. Görelim bakalım, RTÜK ile TRT kolları sıvasınlar.