Sadakatin sırrı genlerde değil partnerinizde ve sizde saklı!

a
a
Pazar, 30 Mayıs 2010 - 05:00

Neden bazılarının ilişkileri sürüyor, bazıları ise bitiyor ya da sadakatsizlikler sebebiyle büyük yara alıyor? Bitmek bilmeyen bu tartışmaya bir süre önce yeni bir boyut eklendi. Şu malum ‘aldatma geni’nden söz eden araştırma. Hakkında o kadar çok şey yazıldı ki mutlaka okumuşsunuzdur ama ben yine de küçük bir hatırlatma yapayım. İsveç’in Karolinska Enstitüsü biyologlarından Hasse Walum tarafından yapılan bu araştırmanın sonuçlarına göre bir ilişkide birlikte olduğu insanı aldatan kişilerin genetik bir mutasyona sahip oldukları ve bu genetik farklılığın kişilerin sadakat anlayışları ve davranışlarında değişikliklere yol açtığını iddia etmişti. Araştırmanın sonucunda ortaya çıkan iddia şundan ibaretti: Bazı kişilerde bulunan bu farklı gen, vücudun bağlanma hormonu olarak bilinen vasopresinin beynimizde salgılanışını etkiler ve bu da bazılarını daha sadık bazılarını da daha aldatmaya meyilli kılar!

Bilim dünyasında köprünün altından akan sular durulmak bilmez malum. Bu iddiayı da şimdi farklı bir noktaya sürüklüyor yeni araştırmalar. Ve yine sözüne, araştırmalarına güvenilir uzmanlar “Sadakat zaman içinde öğrenilen ve kazanılan bir şey” diyorlar şimdi de... Yanlış anlamayın, ‘genetik faktörler kişinin sadakat performansını belirlemede söz sahibi değil’ demiyorlar, sadece “Her şey genlerle açıklanamaz” diyorlar. Kanada’da McGill Üniversitesi’nde John Lydon önderliğinde yapılan ilginç bir araştırma serisinin sonuçlarına göre; bazı kişiler tamamen kendi seçimlerine dayalı olarak, en baştan çıkarıcı durumlarda bile partnerine sadakatini koruyabiliyor! Dr. Lydon, partnerine sadık kalmayı seçen kişilerin karşılarına çıkan en çekici insanların bile çekiciliğini değerlendirirken çok ‘eli sıkı’ davrandığını belirtiyor. Yani doğal bir reaksiyonla ilişkilerini korumaya alıyorlar.

Peki eşleri hiçbir koşulda yok olmayan bir sadakatle bir arada tutan şey gerçekte nedir? Bu konuya New York’taki Stony Brook Üniversitesi’nden psikolog Arthur Aron yaptığı yeni ve geniş kapsamlı araştırmalarla yeni bir boyut getiriyor. Psikolog Aron’a göre yukarıdaki sorunun cevabı ‘aşk’ değil! Sadakat düzeyini belirleyen tamamen farklı bir şey: Kişinin sadakati büyük ölçüde partnerinin kendi yaşamını ne kadar etkilediği ve ufkunu ne kadar genişlettiğiyle ilgili. Aron bu olaya ‘kendini genişletme’ diyor. Yani bazı ilişkilerde partnerler karşılıklı bir ‘büyüme’ sağlıyor. İlişkiye girdiğimiz zaman karşımızdaki kişi bizim bir parçamız haline geliyor ve böylece bu yeni ekle birlikte büyüyoruz. Kimi ilişikilerde büyüme sınırlı oluyor ve ilişkinin başlamasından bir süre sonra duruyor. Taraflardan biri veya her ikisi de birbirlerine olan ilgiyi kaybetmeye başlıyor. İşte o zaman sadakatsizlik karşımıza ciddi bir sorun olarak çıkabiliyor.

Yenilik sağlıklı süren ilişkilerde anahtar kavramı

“Bir ilişkiye karşılıklı yeni şeyler getirmeye, partnerimizi büyütmeye ve zenginleştirmeye devam edebildiğimiz sürece sadakat sorunu yaşanmıyor” diyor Aron. Yeni ortak heyecanlar aşkı zamana karşı zırhlandırıyor ve ilişkide karşılıklı tatmin duygusunu arttırıyor. Her ilişkide böyle bir alışveriş mümkün değil tabii. İlişkilerin ancak yüzde 10’unda 4 senelik beraberlik sonunda çiftler aynen başlangıçta duydukları mutluluk ve tatmini hissediyorlar. “Yine az olmakla birlikte beraberliklerinin 30. veya 40. yılında, en başta olduğu gibi mutluluk ve aşk duyan çiftler de yok değil” diyor Aron. Ve ekliyor: “Bu söylediğim boş bir laf değil. Aksine bu tür bir ilişki yaşayan insanlar üzerinde FMRI taraması ile tespit edilmiş bir gerçek.”

Yani yapılan beyin taramalarında 30-40 senelik evli çiftlerde de yeni aşıklarda görülen beyin aktiviteleri görülebiliyor. “Bu durum herkese nasip olmasa da, ömür boyu süren bir aşkın kesinlikle mümkün olduğunu kanıtlıyor” diyor psikolog Arthur Aron. Peki bu şanslı durumun bir reçetesi var mı? sorusuna ise şöyle cevap veriyor: İlişkide yenilik! Tabii başka önemli unsurlar da var. İyi ve sağlıklı bir diyalog çok önemli. Mesela tarafların anksiyete veya depresyon gibi sorunlarının olmaması ilişkide belirleyici öneme sahip. Reçeteyi çiftler kendilerine yazmalılar. Belirli aralıklarla partnerinizle oturup kafa kafaya verin ve kendinize birkaç aylık bir liste yapın. Bu listeye şimdiye kadar yapmadığınız heyecan verici ve birlikte paylaşmaktan hoşlanacağınız şeyler ekleyin.

Hiç operaya gitmediniz mi? Ekleyin listenize! Bara gidip içki içmek taa ilişkinizin başında yaptığınız bir şey miydi? Ekleyin listenize! Veya macera olabilecek bir geziye katılmaya ne dersiniz? Psikolog Aron’un dediğini gibi bu reçete sadece ve size ve partnerinize özel. İsteyince yapılmayacak şey yok gibi bir şey. Sadakat de bunlardan biri. Kısaca sadakatin sırrı genlerde değil, ilişki içinde kendinizi nasıl eğittiğinizde saklı... 10 Sadakatin sırrı genlerde değil partnerinizde ve sizde saklı!