www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN87,8830 %-0,01
  • BIST78946 %0,40
  • EURO2,8585 %-0,21
  • USD2,2065 %-0,32

Ritm bozukluğuna yeni tedavi yöntemleri

Felç geçirme riskini artıran kalp ritm bozukluğunun tedavisinde yeni yöntemler kullanılıyor

15 Şubat 2011 - 11:09
Yazı Boyutu:

Toplumda sık rastlanılan ve kalp çarpıntısı nedeni olan atriyal fibrilasyon denilen ritim bozukluğu, artık kalpteki düzensiz elektriksel aktiviteye bağlı anormal kalp ritimlerini tedavi etmek için kullanılan yeni "antiaritmik" ilaçlar, kanın pıhtılaşmasını önleyici yeni ilaçlar ve ilaç dışı ablasyon denilen yakma / dondurma yöntemleri ile tedavi edilebiliyor.

Uzmanlar, yeni teknolojinin sunduğu kan sulandırıcı ilaçların en az daha önceden kullanılan ilaç kadar etkin olduğunu, bununla birlikte kan sulanma düzeyinin takibi gerektirmediğinden hem hasta, hem de izleyen doktora yüksek konfor sağladığını belirtiyor.

Medicana Intarnational Ankara Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı hekimlerinden Doç. Dr. Erdem Diker, halk arasında kalp ritim bozukluğu olarak bilinen "Atriyal Fibrilasyon"'un, klinik uygulamada en sık görülen ve hastaneye yatış nedenleri arasında en başta yer alan, hatta ölüm nedenleri içinde ilk sıralarda bulunan bir hastalık olduğunu söyledi.

RİTM BOZUKLUĞU FELÇ GETİRİYOR

Ritim bozukluğunun inme (felç) riskini de artırdığını vurgulayan Diker, Türkiye’de her yıl yaklaşık 200 bin kişide inme görüldüğünü belirtti. Diker, yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte bu riskin her geçen gün daha da arttığına dikkati çekerek, "Bu felçlerin yüzde 70’i yeni, yüzde 30’u ise eskiden felç geçiren hastaların tekrar felç olması şeklindedir. Tüm felçlerin dörtte üçü 65 yaşın üzerindedir. 55 yaşın üzerinde her 10 yılda bir kişinin felç geçirme yaşı 2 katına çıkmaktadır" dedi.

ABD’de her 40 saniyede bir kişinin felç geçirdiğini ifade eden Diker, 40 yaşında birinin bu yaşından itibaren hayatı izlendiğinde bu kişiler arasından üç kişiden birinde kalp ve damar hastalığı ile karşılaşıldığını, dörtte birinde de kalp ritim bozukluğu ortaya çıktığını söyledi.

Diker, kalp ritim bozukluğu bulunan hastalardaki pıhtıların yaklaşık yarısının beyine gidip inmeye yol açarken, diğer yarısının vücudun diğer organlarına gidip (böbrek, bağırsak, kalp) problemlere yol açabildiğine işaret etti. Kalp ritim bozukluğunun, ek bir kalp hastalığının da olduğu durumlarda kalbin pompalama gücünde yaklaşık yüzde 20-30 azalmaya neden olabildiğini ifade eden Diker, "Uzun dönemde yüksek kalp hızı ile beraber olan kalp ritim bozukluğu, kalp yetmezliğine yol açabilir" uyarısında bulundu.

Kalp ritim bozukluğu bulunan hastaların en az yüzde 10’unda altta yatan bir kalp hastalığı saptanamadığını ifade eden Diker, "Alkol veya aşırı kafein kullanımı, stres, bazı ilaçlar, metabolik bozukluklar veya ağır enfeksiyonlar da etkili olabilir. Bazı hastalarda ise hiçbir neden bulunamaz" dedi. Diker, hastalığın çarpıntı başta olmak üzere enerji kaybı ve yorgunluk, sersemlik hissi, bayılacak gibi olma veya baş dönmesi, göğüste rahatsızlık hissi (ağrı, basınç veya huzursuzluk) ve nefes darlığı (günlük aktivitelerle hissedilen nefes darlığı) ile kendini gösterdiğine işaret etti.

"PIHTI ATMASI NEDENİYLE FELCE NEDEN OLUYOR"

Diker, kalp ritim bozukluğunun ciddi bir hastalık olduğunu, ancak tam bir tedavi yöntemi bulunmadığını dile getirdi. Kalp ritim bozukluğu bulanan hastalarda, çok sık çarpıntı şikayeti olduğunu anlatan Diker, "Özellikle 50 yaşın üzerindeki hastalarda en sık çarpıntı nedenidir. Kaygı ve endişeyi artırır, hastanın yaşam kalitesini bozar, çevresindekileri huzursuz eder. Sık sık acil servislere müracaattı gerektirir" diye konuştu. Bunun dışında "pıhtı atması nedeniyle felce neden olduğunu" vurgulayan Diker, ’ Atriyal fibrilasyon şeklinde kalp ritim bozukluğu olan bir kişinin, hayatı boyunca felç geçirme riski yüzde 30’dur. Bu, toplum sağlığı açısından çok ciddi bir orandır. Kişi, felç sırasında ölebilir ya da kalıcı arıza bırakabilir" dedi. Diker, atriyal fibrilasyonun tüm dünyada görülme sıklığının ortalama yüzde bir olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Türkiye’de hastalığın görülme sıklığı ise 0-80 yaş aralığında 1.25’tir. 50 yaşın üzerine çıkıldığında bu oran yüzde 2-3’tür. 80 yaşın üzerinde ise yüzde 10’lara ulaşmaktadır. Bunun üçte birinin inme geçirdiğini düşünüldüğünde, Türkiye’de yılda 200 bin kişi felç geçirmektedir. Bunların da yaklaşık yüzde 25’i ritim bozukluğuna bağlı ortaya çıkmaktadır."

"KOYU YAPRAKLI YEŞİLLİK, İLACIN ETKİSİNİ AZALTIYOR"

Kalp ritim bozukluğunu ortadan kaldıracak bir tedavi metodu olmadığını vurgulayan Diker, şunları kaydetti: "Eskiden bu hastalığın bir tedavi metodu yok iken, şimdi yeni tedavi metotları gündeme geldi. Eskiden bu hastalık için kullanılan tek bir ilaç vardı. Bu ilaç, önceleri fare zehiri olarak kullanılmış, daha sonra pıhtılaşmayı önlediği fark edilince insanlarda da felçleri önlemek amacıyla uygulanmaya başlanmış. Mevcut tedavide, söz konusu ilaç, her gün belli dozlarda hasta tarafından kullanılarak, beyne pıhtı atma riski azaltılıyordu. Ancak ilaç, kanı sulandırdığından kanama riski yaratıyor ve bunun için de hastanın sürekli kan düzeyinin ölçülmesi gerekiyor. Bu amaçla hastanın düzenli olarak haftada bir veya ayda bir kan vermesi, belli testleri yaptırması, buna göre tekrar doz ayarlaması yapılması gerekiyor. İlaç, aynı zamanda yenilen yiyeceklerle de etkileşiyor. Örneğin, koyu yapraklı yeşillik yendiğinde ilacın pıhtı atma önleyici etkisi azalırken, romatizma ilacı ile birlikte kullanıldığında hastada bir anda mide ya da burun kanamasına yol açabiliyor."

"ARTIK TEDAVİ MÜMKÜN"

Diker, tıpta son teknolojide gelinen noktada yeni geliştirilen bazı ilaçlarla hastalığın olma ihtimali ve bunun riskleri azaltılabildiğini söyledi. Tıpta "Antiaritmik" olarak tanımlanan ilaçların, kalpteki düzensiz elektriksel aktiviteye bağlı anormal kalp ritimlerini tedavi etmek için kullanıldığını belirten Diker, bunun dışında kanın pıhtılaşmasını önleyici ilaçların da kullanılmaya başlandığını ifade etti.

Diker, "bu ilaçların en az daha önceden kullanılan ilaç kadar etkinliği olduğunu, bununla birlikte kan sulanma düzeyinin de takip edilmesine de ihtiyaç bırakmadığını" vurguladı. Son ilaçların, hem hastaya hem de hasta yakınlarına konfor sağladığını dile getiren Diker, ilaç yöntemlerinin dışında kalp içerisinde yakma tedavileri uygulandığını anlattı.

Medicana Intarnational Ankara Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı hekimlerinden Doç. Dr. Diker, "Bunlarla ritim bozukluğu ortadan kaldırılıyor. Yeni teknolojinin sunduğu ilaçlarla artık hem ritim bozukluğu, hem pıhtı atması önlenebiliyor, hem de ritim bozukluğunu ortadan kaldıracak ilaç dışı yöntemler uygulanabiliyor" diye konuştu.


YORUMLAR

Bu haberle ilgili hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yazan siz olun