Seçimden mühim

Çarşamba, 22 Haziran 2011 - 05:00

Kılıçdaroğlu’na sorarsanız, yüzde 50’yi oluşturan ahali “kendisine eziyet eden iktidara sevdalandığı için” oy verdi.

Onun yardımcısı Hurşit Güneş’e sorarsanız, aynı ahali “iktidardan korktuğu için” yüzde 50 oy verdi. (Örnek de İnan Kıraç’ın aldığı risk.)

Düşünün.

Sevda oyu... Korku oyu.

Bunlar aynı sandıkta buluşuyor.

Kılıçdaroğlu yorgun olduğu için onu mazur görebilirim. Ama en mantıklıları olan Hurşit Hoca beni şaşırtıyor.

Ne demek korku?

Gizli oy’un hiçbir kıymet-i harbiyesi yok mu?

[[HAFTAYA]]

*** 

Bunları duyduktan sonra, yüzde 50’nin analizini yapmak artık lüzumsuz bir zahmet.

En iyisi, yüzde 26’nın analizini yapmak.

Ki Şahin Mengü öyle yapıyor.

Özetle diyor ki:

- CHP, değişim değil, başkalaşım yaptı.

Nezaketi elverseydi belki diyecekti ki:

- Tanınmaz hâle geldi.

Aslında başkalaşım da bir hamledir. 3 ayda değil, 3 günde bile toplumu heyecanlandırır. Nitekim Özal, başkalaşım’ı çabucak enjekte etti. Ve yüzde 45 oy aldı... Yâni, eski 4 eğilim’i kaynaştırmak başka, 5 benzemez başka.

Öyleyse...

CHP’ninki “başkalaşma” bile değil. Olsa olsa Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma.

***

Her neyse.

Şimdi Kurultay yanlıları Kılıçdaroğlu’na diyorlar ki:

- Sen kal, arkadaşların gitsin.

El cevap: Beraber geldik, beraber gideriz... mi acaba? Yoksa “kusura bakmayın arkadaşlar, herkes başının çaresine baksın” mı?

İşte, bütün mesele bu.

Seçim, seçimdir. Kazanırsın, kaybedersin. Bir seçime daha girersin. Yine kazanırsın veya kaybedersin. Dünya’nın sonu değil.

Ama bu sınav, bir mizaç testi ve tespiti olacak... Kılıçdaroğlu dürüst insan’dır. Zannetmem ki arkadaşlarını satsın.

Öyle değil mi?

Seçim kazanmaktan ve kaybetmekten daha önemli değil mi?