Cem Kerpiççiler

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170745.cem_kerpiççiler_17.png

Şehit mezarında şampiyonluk huzuru

Perşembe, 12 Ağustos 2010 - 14:00

Armanın peşinde bir ömür

Abdülkerim Bayraktar için her renk yeşil beyazdı. Aşık olduğu takımının hiçbir maçını kaçırmaz, armasının ardından her deplasman maçına koşardı. Bursaspor tribünlerinin unutulmaz pankartı "Seni annem gibi sevmiştim" deki gibi takımı onun için bir kulüpten çok daha büyük bir anlam taşıyordu.

Abdülkerim Bayraktar bazen sevgilisini bazen her kavgaya birlikte girdiği bir dostunu dinlemeyip huzuru, aşkı, cesareti, direnmeyi ve paylaşmayı bulduğu tribünlere koşuyordu.

"Ölüm Allah'ın emri ayrılık olmasaydı"

1987 yılında üniversiteyi kazanan Abdülkerim Bayraktar'ın hüzünlü yüzünü görenler şaşırıp kalıyordu. Hacettepe Üniversitesi Maliye bölümünü kazanan Abdülkerim, Bursaspor'dan nasıl ayrı kalacağını kara kara düşünüyordu. Ankara'da takımından uzak kalacak olan Abdülkerim durmadan "Ölüm Allah'ın emri ayrılık olmasaydı" diye mırıldanıyordu. Hayatta her şeyden vazgeçebilirdi takımı dışında. Ankara otobüsünde gözlerinde yaş bavulunda yeşil beyaz atkılar, formalar ve yüzlerce tribün hatırası vardı.

Renkler farklı tribün aynı

Yeşil beyaza hasret üniversite kantininde gezerken Ankaragücü taraftarlarıyla tanıştı Abdülkerim. Gurbetteydi ve dokunuyordu yalnızlık. Tribünleri dostluğu, soğukta birbirine sığınıp ısınmak için tezahürat yapmayı, son sigarayı birlikte içmenin keyfini ve takımının tünelden nazlı bir gelin gibi çıkışını görmeyi çok özlemişti. Üniversiteden Ankaragüçlü arkadaşları tribüne davet etti bir gün Abdülkerim'i. Bursa'nın en ateşli taraftar gruplarından Teksas'ın liderlerinden Abdülkerim, Bursaspor forması giyip atkısını takarak Ankaragücü tribününe gitmeye başladı. Ayrı renklere sevdalı olsalar da onları buluşturan nokta takımları için besledikleri duygulardı.

Dostluğu müjdeledi

Abdülkerim'i kabul etmek de hiç de zorlanmadı Ankaragücü taraftarı. Onun takımına duyduğu sevgiye saygı gösteriyor ve tribünde omuz omuza olmaktan gurur duyuyorlardı. Ankaragüçlülerin 'Abdül ağabeyi' olmuş ve iki takım arasında bugüne kadar süren dostluğun temelini atmıştı. Dönerbıçaklı kavgaların satırlı çatışmaların arasında farklı renklere sevdalı taraftarlar arasında saygı duyulacak bir dostluğun müjdecisi olmuştu Abdülkerim. Fakat bir kere ayrılığa abone olmuştu ve üniversiteden mezun olunca yeni bir gurbet daha bekliyordu onu...

Takımına kavuşamadı

Hayatını adadığı takımından uzaktı ve bu sefer vatani görevini yapmak için Mardin'in Savur ilçesindeydi. Abdülkerim Asteğmen bir an önce görevini tamamlayıp annesi kadar özlediği takımına kavuşmak istiyordu. Tim komutanı olan Abdülkerim Asteğmen 1993 yılında teröristlerle çıkan bir çatışmada şehit düştü. Bursaspor'un şampiyonluğunu görmeden ölmemek için yüzlerce kez dua etmişti belki de. Abdülkerim'in ardından Bursaspor'un ilk maçında müthiş bir tören düzenlendi. Sarı lacivert formalı bir grup taraftar stadın ortasına çıkıp “Abdül ölmedi kalbimizde yaşıyor” pankartı açarak şaşırttı herkesi. O günden sonra Bursasporlular her maçın 6. dakikasında "Ankara" diye, Ankaragüçlüler de her maçın 16. dakikasında "Bursa" diye bağırarak dostluklarını tüm aleme bir kez daha haykırıyorlar.

Eminim şimdi çok daha huzurlusun

Abdülkerim'in hayatını adadığı takımı onun şehit olmasından 16 yıl sonra müthiş bir performansla İstanbul Oligarşisi'ne başkaldırıp şampiyonluğa uzandı. Bursasporlular hiçbir zaman unutmadıkları Abdülkerim'i bu kez hep hayalini kurduğu şampiyonluk kupasıyla ziyaret etti. Hem de aralarında takımın yöneticileriyle birlikte. Takımın, taraftarların ve yöneticilerin hep istediğin gibi dimdik ve el ele mezarının başında buluştu. Sakın ağlama ve şampiyonluğun tadını çıkar, o hep kıskanarak izlediğin kupaya sarılarak. Eminim şimdi çok daha huzurlusundur gittiğin yerde Abdülkerim Asteğmenim.