'Sessiz çığlık'

a
a
Pazartesi, 27 Eylül 2010 - 05:00

İsmail Çevikbaş, 2004’te Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı (TESYEV) Bursiyerler Toplantısı’nda tanıştığı genç üniversitelilerle, ‘Genç Girişim Grubu’ adlı gençlik topluluğunu kuran ve hâlâ başkanlığını yürüten bir arkadaşımız. İsmail Çevikbaş 1984 Isparta doğumlu. Görme engelli olan İsmail, 2002’de Kayseri Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Ana Bilim Dalı Sosyal Bilgiler Öğretmenliği bölümünü kazandı, Temmuz 2006’da lisans eğitimini başarıyla tamamladı.

[[HAFTAYA]]

Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nde memur olarak görev yapan İsmail Çevikbaş, yine aynı üniversitede Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı’nda tezli yüksek lisans eğitimine devam ediyor.

Zorluklar

Engellilerin ülkemizde karşılaştığı zorlukları, eğitim haklarının asgari düzeyde sağlanması, hatta yaşama hakkının bile tartışma konusu olduğunu düşünen İsmail Çevikbaş, bu yılbaşında Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkez Başkanlığı’na sunulan ‘Sessiz Çığlık’ adlı projesinin kabulünden sonra çalışmalara başladı. Proje kapsamında tüm Türkiye’de saha inceleme ve araştırması yapılarak engelli ve engelli ailelerin, engellerinden dolayı yaşadıkları komik, dramatik ve trajik olaylar hikayeleştirilerek toplanıyor. Aralarından seçilen hikayeler basılı ve sesli kitap olarak piyasaya çıkarılıyor.

Kitapçık yapıldı

Bu amaçla 30 Haziran 2010’da çalışmalarını tamamlayan ‘Sessiz Çığlık’ projesi uygulayıcıları, edindikleri bilgileri engellilerden dinledikleri yaşanmış hikayeleri aynı isimde küçük bir kitapçıkta bir araya getirdi. Aşağıda sizlere bunların bazılarından örnekler sunuyoruz. Güler misiniz, ağlar mısınız o da artık size kalmış.

Görme Engelli Ressam Eşref Armağan’a yapılan tuhaf yol tarifi

Görselliğin öncelikli olduğu bir sanatı icra eden doğuştan görme engelli tek Türk ressam Eşref Armağan, bir gün yolda yürürken bir şeye basar. Bastığı şey, yuvarlak ve yaylı bir şeydir. Tabii biraz korkar. Dengesini kaybeder ve düşer. Meğerse bastığı şey, bir kanalizasyon işçisinin kafasıymış. Adam çok kızar ve bağırır “Kör müsün ulan?” Armağan “Evet, körüm” diye cevap verir. Adam çok utanır ve mahcup olur. Neyse, Eşref Armağan düştüğü yerden kalkar, üstünü başını silker ve işçiye sorar “Postaneye nasıl giderim?” Adam biraz düşündükten sonra cevap verir. “Şu tabelayı görüyon ya, aha ordan sağa dön, yukarı!”

Şükrü Sürmen’in taksi bulma macerası

1945 Trabzon doğumlu mimar ve yüksek mühendis Şükrü Sürmen, tekerlekli sandalyeye bağımlı yazar ve araştırmacıdır. Engelliler ve yaşlıların hayatını kolaylaştıran şehir ve mimari çevre alanlarında yaptığı büyük çalışmalarıyla ün yapmıştır. Şükrü Sürmen’in 1990’da yaşadığı bir olayı kendi ağzından dinleyelim: “İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Taksim’deki Taşkışla binasının önünde tekerlekli sandalyemle taksi bekliyorum. İşaret ettiğim taksilerin hiçbiri durmuyor. Bir arkadaşım bana yardımcı olmak ve kendisi bir taksi durdurmak istiyor. Bir taksi duruyor ve geri geri geliyor. Ve sonra arkadaşım eliyle beni gösterince taksi hizama gelmekten vazgeçip hızla uzaklaşıyor. Bir taksiye binebilmem için, bir saat uğraşmamız gerekiyor.”

‘Kambur müstahdemin adı nedir?’

Profesör, sosyoloji ve sosyal hizmetler bölümünde okuyan üniversite birinci sınıf öğrencilerine final sınavlarında dersle ilgili akademik sorular yöneltir. Sınıfın hemen bütün öğrencileri en son soruya geldiklerinde birden tuhaflaşırlar. Soru şu şekildedir: “Her gün sınıfları temizleyen kambur müstahdemin adı nedir?” Çoğu, bunun bir şaka olduğunu düşünür. Bazıları ise bu sorunun düşük puanlı olduğunu hesap eder ve üzerinde pek fazla durmaz. Kambur müstahdemi, yerleri silerken hemen her gün görmelerine rağmen hiçbir öğrenci onun ismini bilmez ve soruyu cevapsız bırakıp kağıtlarını teslim eder. Bir öğrenci, son sorunun final sonuçlarına dahil olup olmadığını sorar. Hoca bütün öğrencilere yönelir ve şöyle cevap verir: “Tabii dahildir. İş hayatınız boyunca bedensel engellilerle hep karşılaşacaksınız. Toplumumuzda bizden farklı birçok insan yaşamaktadır. Her birisi sizin ilginizi ve dikkatinizi hak eden insanlardır. Onlara en azından bir gülümsemeniz ve ‘Merhaba’ demeniz yeterlidir. Çocuklar, sosyal bilimlerin hedefi sosyal çevreyi görerek, değişik insanlarla iletişim kurarak toplum bilgilerine vakıf olmaktır. Yoksa kuru bilgiler, toplumsal hayata bir katkı sağlamaz.” Öğrenciler bu dersi hayatları boyunca unutamazlar.

‘Kulaklarımda çınlayan sadece bir kahkaha’

Ankara Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencisi İ.Ö. Ankara’da şehirlerarası otobüs terminali civarında elinde bavulları ile taksiden iner. Kendisini fark eden bir beyefendi “Yardımcı olayım” diyerek bavulları alır. Ve koluna girdiği İ.Ö. ile birlikte yürümeye başlar. Bu sırada adamın telefonu çalar ve dururlar. “Tüh kapandı, kontörüm de yok” der. Görme engelli kendisine yardım eden beyefendinin zor durumda olduğunu düşünerek sesli cep telefonunu tereddüt etmeden çıkarıp verir. Telefonun nasıl kullanılacağını da tarif eder. Adam telefonunu aldıktan sonra biraz uzaklaşır ve ileriden bir kahkaha sesi gelir. Görme engelli genç belki özel görüşme yapıyordur diyerek ses çıkarmaz ve beklemeye koyulur. Aradan tam 20 dakika geçer ve ses iyiden iyiye kesilmiştir. Görme engelli gencin yanına bir başkası yaklaşır ve ne beklediğini sorar. Görme engelli genç “İleride konuşan beyefendide telefonum var, onu bekliyorum” der. Adam da ikisinden başka hiç kimsenin olmadığını söyleyince görme engelli gencin kulaklarında telefonunu alan adamın kahkahası çınlar.

Anne ve spastik çocuğu

Türkiye’de bir anne, tekerlekli sandalyedeki spastik çocuğu ile bir çay bahçesinde çay içmek ister. Masalar sıkışık yerleştirilmiş olduğundan tekerlekli sandalyenin aralardan geçmesi hayli zordur. Diğer taraftan çocuğun manzarasının da müşterileri rahatsız ettiğini gören veya öyle düşünen işletme sahibi, anneye, “Bunu buraya getirmeyin” der. Anne, itiraz etmeye çalıştıysa da sonuç alamaz. Çünkü bütün müşteriler sessiz kalır.

ÇENGELLİ PANO

Adana Çevre Koruma Müdürlüğü

Adana-Çukurova’da yaşıyorum. Mahallemizde çok köpek var. Onların korkusundan sokağa çıkamıyorum. Bu konuda Çukurova Belediyesini aradım ve bana Adana Çevre Koruma Müdürlüğü’nün telefonunu verdiler. Yetkililerle konuştum. Engelli olduğumu ve sokak köpekleri yüzünden dışarı çıkamadığımı anlattım ama aldığım cevaplar çok kötüydü. Daha sonra bana “Ekip gelecek” dediler. 1 hafta bekledim, kimse gelmedi. Yeniden aradım. Telefon, adres bilgilerimi verdim ve gelen ekibin beni bulmasını istedim. 03.08.2010’da Adana Çevre Koruma Müdürlüğü’nü tekrar aradım. Telefona çıkan, araçlarının 15 gündür bozuk olduğunu, tamir edilince geleceklerini söyledi. Bu nasıl bir devlet kurumudur anlamış değilim. Ne olur bana yardım edin.

Nimet Koyuncu

Karslılar Mah.82098 Sokak. No:8

Çukurova/Adana

‘Düşene tekme atmak çok kolaymış’

9 Ağustos 2010’da ‘Çengelli Pano’ köşesinde yazıma yer verdiğiniz için teşekkür ederim. Kızlarım için yardım istedim ama arayanlar benimle evlenmek istediklerini söyledi. Niyetleri yardım etmek değildi. Yazıyı okuyanlara “Allah rızası için üç ayların yüzü gözü hürmetine bana ve kızlarıma yardım edin” dedim. Bir iş istedim. “Kızım kalp hastası, diğeri okuyor”dedim. Ama bu dünyada şunu anladım ki düşene bir tekme vurmak daha kolay, elini tutup yardım etmek daha zormuş. Postaneye gidip bakıyorum 4 TL bile yatıran olmadı. Benim sadece maddi ve manevi yardıma ihtiyacım var. İşe ve kafamı sokacak bir göz odaya. Lütfen dalga geçmeyin. Bu sizin de başınıza gelebilir. Unutmayın düşmez kalkmaz bir Allah var.

Nevin Yılmaz

Tel: 05394623474