Seyhan Arman: Beden farklıydı ruha uydurdum

Cumartesi, 06 Mayıs 2017 - 05:00

37 yaşındaki trans kadın Seyhan Arman 22 yıllık ödüllü bir oyuncu. Geçtiğimiz aylarda BBC tarafından seçilen ‘Yılın Başarmış 100 Kadını’ arasına giren Türkiye’den tek isim. Sahneden vakit buldukça çeşitli sivil toplum kuruluşları ile çalışan Seyhan Arman tek başına bir dernek gibi. Bugünlerde ise onu en meşgul eden şey ‘Küründen Kabare’. Kendi yazdığı oyunun kahramanı ise lafını asla esirgemeyen trans kadın ‘Serpil’…

Seyhan, oyunculuğa nasıl başladın?

Adana’da doğdum, 20 yaşıma kadar orada yaşadım. 15 yaşında Adana’da sahneye çıkmaya başladım. Alaylıyım. Çocuk tiyatrosu, radyoculuk, palyaçoluk, tıpatıp şov yaptım. 20 yaşında İstanbul’a geldim. İstanbul’da farklı gruplarla tiyatro yaptım, Engin Alkan’ın 3 oyununda rejide çalıştım. Ondan çok şey öğrendim.

Nasıl geldin?

Bir Çanakkale turnesi sonrasında İstanbul’a 15 gün kalmak üzere geldim. O kadar çok tiyatro vardı ki. Şok geçirdim. Her gün bir oyuna gittim. Dahası Adana’da bulamayıp kendi yaptığım tüm sahne malzemelerinin burada mağazaları vardı. Baktım cennet. Buraya yerleşmeye karar verdim.

Ailen nasıl izin verdi?

Aileme hiç sormadım. Anneannemle yaşıyordum. Zaten özgür bir çocuktum.

İstanbul’da tutunmak kolay oldu mu?

Hiç öyle bir özgüvenim olmamasına rağmen Beyoğlu’nda saçma bir yerde şarkıcılık yaptım. Aslında bir şarkcıyı oynuyordum. Benim için tiyatro gibiydi. Sonra da ‘drag queen’ şovları başladı. Ardından dizilerde küçük roller buldum.

Cinsiyet geçiş süreci ne zaman başladı?

İstanbul’a gelmeye karar verdiğimde otobüse binmeden kaşımı yay gibi aldırdım. Adile Naşit’e benzedim! O benim için bir özgürlük gösterisiydi. Saçlarım zaten uzundu. O otobüse bindiğim an başlamıştı. Gerçi 37 yaşındayım, 38 yıldır -ana rahmine düştüğüm andan beri- transseksüelim. Küçük bir çocukken farklılığımı hissettim. Adını koyamadığım halde kabul ettim.



Hangi filmlerde oynadın, hangi ödülleri aldın?

2010 tarihli ‘Teslimiyet’ Türkiye’de ana kastında trans bireylerin olduğu ilk film. O filmle 22. Ankara Film Festivali’nden jüri oyunculuk özel ödülü aldım. ‘Güneşi Gördüm’ün tüm kastı ödüle layık görüldü. ‘Çekmeceler’de küçük bir rolüm vardı. ‘Hiç’ diye bir bağımsız filmde de bir şarkıcıyı oynadım. ‘Gassal’, ‘Gelin’, ‘Nerdesin Aşkım’ ,’Kuyu’ vb çok fazla kısa filmde oynadım. Başrolünü oynadığım ‘Nerdesin Aşkım’ Avrupa ve Amerika’da çok festival gezdi. ‘İnsan Hakları’ ve ‘En İyi Film’ ödüllerini aldı.

Ünlüsün diyebilir miyiz?

Ben hep ünlüydüm aslında. Adana’da beni okullarında palyaço olarak gören çocuklar mahalleye girdiğimde alkışladığında onlara ünlüydüm. Radyoda çalışırken dinleyicilerimiz için ünlüydüm. Şu anda da belki LGBT camiasında ünlüyüm. Gerçi ün ve şöhret benim için artık önemli bir yerde durmuyor. Hollywood’da başrol oynasam bile bir şey değişmez. Kaşem artar sadece. İnsanların beni tanımasını ve onlara bir şeyler anlatmayı seviyorum o kadar.

Ekranda yer alsan, popüler bir filmde oynasan yüzün daha çok tanınmaz mı?

Sektörün durumuyla ilgili bir şanssızlığım var. Trans birey olduğum için beni tek bir role hapsediyorlar. Başka bir şeyi oynayamazmışım gibi düşünüyorlar. Sufle aldığımda bile şoktan şoka giriyorlar. Ama bu benim işim. Bunu yapmak zorundayım. Bazen oynuyorum beğenmiyorum. Yönetmen “Ay muhteşem” diyor. Hayır muhteşem değil aslında. Çünkü ben onun için travestiyim, transseksüelim. Oyuncu değilim. Bu sebeple vasat bile olsa muhteşem geliyor. Bir başka yönden baktığında da beni trans rollerinde de oynatmıyorlar. Akıllarındaki imaja uymuyorum. Sinema dünyamızda trans deyince kafasına peruk takmış bir adam bekliyorlar.

Biyolojik bir kadını oynadın mı hiç?

Menekşe ve Halil’ dizisinde mesela. Seks işçiliği yapıyor ama senaryoda trans birey olduğu yazmıyor. 2 filmde daha benzer bir roldeydim. Adı konmamış karakterlerdi. 2 çocuklu bir ev hanımını oynayamam belki ama başka bir sürü şeyi oynarım. Ben oyuncuyum, seyirciyi inandırdığım sürece varım. Halit Ergenç’in ‘Sultan Süleyman’ olmadığını bilmiyor muyuz? Biliyoruz! Ama oynarken inanıyoruz.

Amerikan dizilerinde sık sık trans oyunculara rastlıyoruz.

Sorun bizde zaten. Mesela Ayta Sözeri ‘Kayıp Şehir’de çok iyiydi. Sonra karakterin translığının telaffuz edilmediği rollerde oynadı. Seyirciyi inandırdı. Yani ne kadar ‘yutturabilirsen’. ‘Matmazel Coco’ olarak ‘İşte Benim Stilim’e çıktım. Youtube’da bir tane bile olumsuz yada transseksüellikle ilgili yorum yok. Oynayabiliyorsan, inandırıyorsun.



Travesti ve transseksüellerin sadece eğlence ve fuhuş sektöründe iş bulabilmesi gibi bir sorun var. Sen bir yandan da LGBTİ aktivistisin. Oyunculukla aktivistlik bir arada nasıl yürüyor?

Öğretmen, eczacı, doktor, diş hekimi trans bireyler de var. Fakat bu işlerde çalışmak için biyolojik kadına benzemek, rol yapmak gerekiyor. Ben sesimle, varoluşumla, duruşumla ‘Buradayım’ diyorum. Rol yapmıyorum. Trans kimliğimle sahneye televizyona çıkıyorum. Bu konuda konuşuyorum. Çünkü cinsiyet kimliğimden utanmıyorum.

Diğer trans arkadaşlarımdan farklı değilim. “Farklısın” denmesini hakaret sayıyorum. Ama bu özgüvenle yürüdüğüm için fark yaratıyorum. Bir öğretmen arkadaşım cinsiyet geçiş sürecini tamamlamadan önce seks işçiliği yapıyordu. O zaman kötüydü şimdi iyi mi? İnsanları mecburiyetleri üzerinden yargılamamak lazım. Bunun mücadelesini veriyorum. Ben ‘normalleşmiş’ bir hayat yaşıyorum. Otobüse metroya binebiliyorum ama birçok arkadaşımız bunu yapamıyor. Ben zaten yapabildiğim için hak savunuculuğuna devam etmemek özüme ihanet etmek olur.

Peki bir şeyler değişiyor mu?

Toplum erkek ve kadınlara nasıl rol biçiyorsa translara da “Şöyle olmalısın” diye dayatıyor. Bize öğretilen translık sapsarı saçlar, mini etekler, gündüz gözüyle bile pavyon makyajıyla gezmek. Fakat ben o değilim. Herhangi bir kadınla aynıyım. Çok makyaj da sevebilirim, sevmeyebilirim. Frapan da olabilirim, olmayabilirim. Bizden önceki jenerasyon trans kimliğiyle barışamamıştı. Dayatılanı oynuyorlardı. Ama bunu örgütlenerek aşıyoruz. Seçme şansımızın olduğunu görüyoruz. Yeni nesil çok daha bilinçli. Ben umutluyum. Trans bireylere biçilmiş olan seks işçiliği durumu da değişecek.

Hangi sivil toplum kuruluşlarıyla çalışıyorsun?

Ben her örgütle çalışıyorum. Birçok yerden konuşmacı, performansçı olarak çağrılıyorum. Ankara Pembe Hayat Derneği, Trans Misafrhanesi, Çorbada Tuzun Olsun… Sosyal medya üzerinden küçük kampanyalar yapıyorum bazen, yada var olan kampanyalara destek veriyorum.

BBC seni nasıl buldu ve 2016’nın başarmış 100 kadınından biri seçti?

Kendilerine göre vardır bir eleme şekilleri herhalde. Nasıl, neden diye sormadım. Hatta çok da önem vermedim. Yurt dışından gelen bir şeylere daha fazla değer veriyoruz galiba. Benimle ilgili kısa bir belgesel yaptılar ve onu yayınladılar.

Peki ‘Küründen Kabare’ye gelelim. Sen yazdın değil mi oyunu?

Yazmak zorunda kaldım! Sinema kadar olmasa da tiyatro dünyamız da transfobik. İlk etapta “Ay ne cici trans birey tiyatro da yapıyor” diye yaklaştılar. Bana çok uygun rolleri bile erkeklere oynattılar. Öte taraftan hayatımı idame ettirmek, paramı kazanmak için Coco’yu oynuyordum, bir yandan da tiyatroda kendimi var etmeye çalışıyordum. Ama oyun zamanlarında çalıştığım için bağımsız olmam gerektiğini düşündüğümden tek kişilik bir oyun yapmak istedim. Uzun bir süre uygun bir oyun bulamayınca da kendim yazmaya karar verdim.



Küründen Kibariye

Neler var oyunda?

Aslında benden beklenen bu olduğu için bir trans bireyi oynamak istemiyordum. Ama baktım cebimden bu çıkıyor ‘Diyarbakırlı Deli Serpil’i yazmaya başladım. Diyarbakırlı değil, deli de değil. Peki neden adı bu? Onu oyunda anlatıyor Serpil. ‘Küründen Kabare’ çok gerçek bir hikaye. İçinde kendi yaşadıklarım da var, şahit olduklarım da. Bir yandan orijinal, bir yandan klişe. Seyircinin görmek istediği bir şeyi gösterirken başka bir pencere açmayı da umuyorum. Üç amacım var, biri ana akım tiyatroda kendimi var etmek. Benden beklentisi olan seyirci kitleme iyi bir şey sunmak. Aynı zamanda kendi ruhumu tatmin etmek. Bir üniversiteden, etkinlikten vs çağrıldığımda artık gidip transeksüellik şudur budur anlatmak istemiyorum. Gel konuş dediklerinde oyunu oynayıp çekilmek istiyorum. Çünkü oyun zaten benim anlatacağım her şeyi anlatıyor.



Malum imaj nedeniyle bir transseksüelin acılarını anlatması bekleniyor. Kesin tecavüze uğramıştır şiddet görmüştür, seks işçiliği yapıyordur... Bunun en rahatsız edici tarafı ne?

Ötekileştirilmek. Soruyorlar: Trans birey nasıl aşık olur? Ben bir kadınınım. Annen ablan nasıl aşık oluyorsa, öyle. Transseksüellik fiziksel değil ruhsal bir durum. Bedenim farklıydı onu ruhuma uydurdum. Seninle aynı şeyi hissediyorum. Bana aynı fırsatlar verilmemiş olabilir. Bazen bazı oyuncular bir tans oynayacakları zaman benden danışmanlık alıyor. Fakat hep bir tip yaratmaya çalışıyorlar. Sen erkeksin ve kafana peruk taktığın an zaten ‘fiziksel’ olarak transsın. Onun üstüne bir şey yapınca saçma bir yere gidiyor. Yanlış algı ve ötekileştirme var. Herkesi bir etiketin altına hapsetmek istiyorlar. Ama her birey farklı. Kafalarındaki imajı yıktıklarında anlayabilirler ancak.

Görmeyi seçtikleri örneklerin ötesine bakmadıkları için belki de durum böyle…

Ya da gösterilmediği için. Suçu tamamen ‘’diğer’’ insanlara atmamak lazım. Serpil diyor ki “Siz benim dönmeliğimi merak ediyorsunuz, değil mi? Utanmayın insan kendine benzemeyeni merak eder sonuçta.” Serpil bu kadar rahat. Serpil biliyor ne olduğunu. Sorunu ‘Küründen Kabare’de cevaplıyorum. Hem seyirciye beklentisini veriyorum, hem onlara başka bir pencere açıyorum.

Bir yandan da bir sürü ‘tokat’ atıp gönderiyorum. Sadece transseksüel olmakla ilgili değil, hayata, kadınlara, erkeklere, insana dair bir şey anlatıyorum. Oyuna gelenler çok eğlenecek, çok üzülecek. Karmaşık duygulara girecek. Oyun bittiğinde “E ne oldu?” demeyecekler. Çok dolu çıkıp düşünecekler. O gün Serpil ile uyuyacaklar. Ona hazırlıklı gelsinler.


 - Melisa İclal Yamanarda’nın yönettiği oyunun ilk gösterimi 13 Nisan’da Afife Jale Sahnesi’nde yapıldı. Yarın İzmir’de, 9 Mayıs’ta Ortaköy Afife Jale Sahnesi’nde ve 18 Mayıs’ta Ankara’da sahnelenecek. Sonraki oyun tarihlerini www.kurundenkabare.com web sayfasından veya Instagram hesapları @kurundenkabare yada @seyhanarman’dan takip edebilirsiniz.

 - Seyhan Arman’ın alter egosu Matmazel Coco, İstanbul’da ve Kıbrıs’ta gece kulüplerinin tozunu attıran bir Diva! İkisi de birbirinden ‘O’ diye bahsetmeyi tercih ediyor. Neredeyse aralarında rekabet var! Eğlence dünyasında ünlü olan Matmazel Coco bakalım Seyhan Arman’ın artan ününü kıskanacak mı!
Yandex.Metrica