Şili değil, Varto ile karşılaştırınca fark yok

Salı, 09 Mart 2010 - 05:00

Topraktan yapılan kerpiç evlerin altında kalan 51 kişinin öldüğü Elazığ depremi, Şili depremiyle kıyaslanıyor. Şili’de depremin büyüklüğü 8.8 idi, Elazığ’da 6.0 oldu.

Şili’deki deprem yerin 35 kilometre altında, Elazığ’daki 5 kilometre altında meydana geldi.

Şili’de deprem 1.5 dakika sürdü, Elazığ’da 60 saniye. Şili’de depremde 452 kişi öldü, Elazığ’da 51 kişi yaşamını yitirdi. Bu yolla Elazığ’da daha küçük bir depreme rağmen hasarın büyüklüğüne dikkat çekiliyor.

Ancak Elazığ’daki depremi Şili ile değil Varto depremiyle karşılaştırmak daha doğru sonuçlar çıkarmamızı sağlayacaktır.

19 Ağustos 1966 günü saat 14.22’de Erzurum’un Hınıs, Tekman, Çat; Bingöl’ün Karlıova; Muş’un Varto ilçesinde bir deprem meydana geldi. 44 yıl önce yaşanan bu deprem dört bin kişinin yaşamını yitirdiği yer olan Varto adıyla anılır.

Varto depremi, yalnız deprem karşısındaki çaresizliği değil, Türkiye’nin doğusundaki sefaletin fotoğrafını da belleklere kazımıştır.

Ve o fotoğrafların içinde en çarpıcı olanı, kerpiç evlerin toprak yığını haline dönüşen enkazlarıdır. O enkazların önünde ekmek peşinde, çadır peşinde koşan çaresiz kadın ve çocuk görüntüleri hâlâ gazete arşivlerindedir. Arşivi ve hafızasında fotoğraf olmayanlar yan yana koyduğumuz iki fotoğrafa iyi baksın.

Birincisi 44 yıl önce Varto’dan; yaşlı bir kadın yıkılmış evinin önünde...

İkinci fotoğraf ise 8 Mart 2010 günü Kovancılar köyünde çekildi. Yine yaşlı yoksul bir kadın Kerpiç binanın enkazı üzerinde yürüyor.

Sizce 44 yıl önce çekilen fotoğraflarla dün çekilen arasında fark var mı? Evet var, fotoğraflardan birisi renkli diğeri siyah beyaz.

Onun dışında her şey aynı. Fotoğraflar depremin sonucu yanında Türkiye’deki yoksulların kaderi hakkında yeterli bilgi vermiyor mu?

Kerpiç sonuçtur

Açıklamalara bakarsanız depremde ölenlerin sorumlusu hemen bulundu.

Başbakan, “Bu kerpiç yapılanmanın, ne yazık ki faturası, bedeli ağır olmuştur.” dedi. Yani fatura kerpice kesildi.

Oysa kerpiç sebep değil sonuçtur. Yoksulluğun sonucudur.

Bu yoksulluğu yenmediğimiz sürece daha çok canlar kerpiç altında kalır.

TÜRKLERE GÖRE 'KADININ YERİ EVİDİR'
Kadının yeri neresidir? Bu sorunun cevabını arayan araştırmaya katılan Türkler’in yüzde 52’si “Evidir” diye cevap vermiş. Türkiye’yi bu kötü listede geçen tek ülke var; Hindistan.

Hindistan’da ‘kadının yeri evidir’ diye düşünenlerin oranı yüzde 54. Yani Türkiye yalnız iki puanla Hindistan’ın arkasında.

Dünyada daha kötüsü yok. Böyle giderse Türkiye seneye Hindistan’ı da geçer. Böylece ‘kadına sosyal hayatta verdiğimiz yer’ bakımından geri kalmış ülke listesinin ilk sırasına oturmuş oluruz.

Bu rakamlar Reuters Haber Ajansı tarafından Dünya Kadınlar Günü için Ipsos isimli araştırma kuruluşuna yaptırılan anketten alındı. Dünya gayri safi hasılasının yüzde 75’ini temsil eden 23 ülkede, ankete katılan yetişkinlerin yüzde 74’ü, ‘kadının yeri evidir’ ifadesini doğru bulmuyor. Toplam 24 binden fazla yetişkinin katıldığı bu anket, nüfusun yalnızca yüzde 26’sının ise bu ifadeyi doğru bulduğunu gösteriyor.

Dünyanın doğusu kadını evde görmek istiyor. Japonya (yüzde 48), Çin (yüzde 34), Rusya (yüzde 34), Macaristan (yüzde 34) ve Güney Kore (yüzde 33) bu ülkeler arasında.

‘Kadının yeri evidir’ ifadesini kabul etmeyen ve kadınları evin dışında da görmek isteyenler ise dünyanın batı yarımküresinde yoğunlaşmış durumda.