Şimdi İstanbul zamanı

Salı, 19 Ocak 2010 - 05:00

İstanbul artık resmen 2010 Avrupa Kültür Başkenti oldu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin başta olmak üzere kabinenin neredeyse tüm bakanlarının, 40’a yakın ülkenin temsilcilerinin katıldığı Haliç Kongre Merkezi’ndeki açılış töreni ve İstanbul’un 7 ayrı noktasında yapılan görsel şölen bu kente yakışır nitelikteydi. İnsanlığın ortak mirası İstanbul, bir yıl boyunca gururla taşıyacağımız ve her türlü zengin etkinlikle hakkını vermeye çalışacağımız bir Avrupa şehridir. İstanbul, tarihi, kültürü, medeniyeti ve insanlarıyla, geçmişi ve geleceğiyle yüzü Avrupa’ya dönmüş bir şehirdir. İstanbul, Avrupa kültürünü özümsediği kadar, Avrupa kültürünü şekillendirmiş bir şehirdir.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi, İstanbul sadece bir yıllığına Avrupa Kültür Başkenti payesini taşıyacak ancak var olduğu sürece Avrupa’nın bir kültür merkezi olma payesini hiç kaybetmeyecek.

Dünyanın seçkin kentleri, o kentte yaşayanlar tarafından sahiplenilmiştir. Parisliler kendilerini Parisli, New Yorklular New Yorklu, Londralılar Londralı olarak tanımlar. Aklımız ve gönlümüzdeki İstanbul’a ulaşmanın İstanbullular olmadan mümkün olamayacağını bilmeliyiz. Bu sebeple İstanbul’da yaşayanların İstanbullulaşması ve kendilerine ‘Ben İstanbulluyum’ demeleri gerekir. Bir kentin sorunlarını en iyi o kentte yaşayan bireyler ve topluluklar bilebilir ve çözebilirler.

İstanbul’un tarihi ve kültürel değerlerinin farkına varmak, kentin fiziksel, kültürel ve sosyal dönüşümünü gerçekleştirmek, aidiyet hissederek İstanbul’u sahiplenip korumamız gerekiyor. Resmi olarak Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul’da yaşayan her bireyin, İstanbul dostluk halkasının bir parçası olarak İstanbul’u geleceğe taşıması gerektiğine inanıyorum.

Bu halkanın bir parçası olan Bilfen Okulları da İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında önemli bir çalışma gerçekleştirdi. Okullarımızda okuyan yaşları 11 ile 14 arasında değişen 500 öğrenci, İstanbul’u anlatan 500 kıyafet tasarladı. Kimi kız kulesinin zarafetini taşıdı kıyafetine, kimi boğazını, surlarını, Galata Kulesi’ni... Öğrencilerimiz aynı şehirde farklı kültürleri, farklı inanışları ve farklı müzikleri ile birlikte yaşamayı anlattılar. Biz kendi adımıza bu keşfi başlattık. Ama 2010 boyunca İstanbullular İstanbul’u yeniden keşfetmeli. Çünkü şimdi İstanbul zamanı…