Sorularla Kabataş olayı / Kim hangi yüzde 50'yi sersem yerine koyuyor?

Cumartesi, 07 Mart 2015 - 14:00

* Kabataş olayının, yalan olduğu ortaya çıkınca AKP artık gündeme getirmez diye düşünüyorduk.  "Alemi kör milleti sersem mi sanırsınız? Olay aydınlandı" diyerek konunun kapandığını sanıyorduk. Ama cumhurbaşkanımız tekrar açtı.

* Kabataş'ta birilerinin halkın yüzde 50'sini sersem sandığı kesin... Kesin de; acaba hangi yüzde 50'si? Bu yazının konusu olayın detaylarına hakim olmayan ya da unutan okura bu soruya yanıt vermesi için bilgi vermektir.
 
Kabataş olayının kaynağı nedir?

Dönemin başbakanı Erdoğan, Gezi olayları sırasında 1 Haziran 2013'te İstanbul Kabataş'ta AKP'li bir belediye başkanının gelini ve bebeğin saldırıya uğradığını meydanlarda haykırmaya başladı. Sonra AKP yanlısı Star gazetesinde, mağdur kadınla Elif Çakır imzalı bir söyleşi yayınlandı.

İddiaya göre neler yaşandı?

Star'a konuşan kadın 70-100 üstü çıplak, başı bantlı eli sopalı adamın, sırf başörtülü diye kendisini yol ortasında sürükleyip küfürler ederek dövdüğünü söylüyordu. 3-4 kişi üzerine işemiş. Bebeğini de havalara atmışlar, arabasını fırlatıp bir kenara atmışlar. Yeni Şafak gazetesinde yayınlanan polis ifadesine göre de kadın yüzüstü kapaklandığını, başına birinin cinsel bölgelerine de başka erkeklerin cinsel organıyla sürtündüğünü söylüyordu. Bunlar o an binlerce kişinin olduğu Kabataş'ta yaşanmış. Ellerindeki bira şişelerini kahkaha atarak tokuşturuyorlarmış. Yani Türk filmlerinin kötü adamı, büyük aktör Erol Taş'ı hatırlatan sahneler bunlar. Binlerce kişiden sadece bir dede ve torunu yardım etmeye çalışmış ama dayak yemiş.

Olayın etkisi nedir?

AKP medyası dayağın görüntüleri olduğunu söylüyordu. Olay inanılmazdı ama birçokları inanmak zorunda hissediyordu. Hiçbir gazetenin, bu denli aleni yalan söyleyecek kadar alçalabileceğini düşünemiyordu. Hem alçalamazdı hem de basit bir polis soruşturmasıyla şipşak ortaya çıkabilecek bir yalanı söyleyecek kadar aptal olamazlardı. Yalancının mumu yatsıya kadar yanardı. Kabataş gibi merkezi bir yerdeki onlarca mobese kamerası olayı mutlaka kaydetmişti, yüzlerce de tanık olmalıydı. Birçok kişi mutlaka cep telefonuna da olayı kaydetmişti. Olayı çözmek için uzman polis olmanıza bile gerek yoktu. Olaya bir süre inanan Gezi eylemcileri seslerini biraz kısmıştı. Ama artık bu tip basının ar damarı ve habercilik zekası standartları konusunda daha net fikirler var.

Polis ne yaptı?

Polis iyi çalıştı. Mobese görüntülerini izledi. Yetinmedi tanık bulmak için o an cep telefonu Kabatas' tan sinyal veren yüzlerce kişiyi bulup sordu. Bir tek tanık tek bir cep telefonu çekimi bulamadılar. Kabataş gelinine yardım ederken dayak yiyen dede ve torunu hastaneye gitmiş olmalıydı. Kayıtlara bakıldı. Yoktular.. ne kameralarda ne de kayıtlarda. Kadının aldığı Adli Tıp Raporu diz iç bölgelerinde birtakım yaralanmalardan bahsediyordu. Olay gerçekse 70-100 üzeri çıplak adam dayak atıp ancak bu kadar hasar verebilmişti.

Görüntüler nereden çıktı?

Basit polis soruşturması nedense sonuçlanmadı. Ve görüntüler Şubat 2014'te ortaya çıktı. Kadın söylendiği saatte, kocasıyla yürüyüp sakince arabasına biniyordu? Görüntüleri sorgulayanlar için söyleyelim, kayıtlar polis dosyasından basına sızdı. Yalan ortaya dökülmüştü.

AKP'ye faydası ne oldu?

Erdoğan, o haber sayesinde tabanını Gezi'ye düşman edip karşı cepheyi tahkim edebilmişti. Şu çok açık ki o dönem birileri "Bu bir yalan. Ama bugünleri atlatalım sonra kim öle kim kala" dedi. Yalan haberin mumu yatsıya kadar yansa bile işini yapmıştı.

Bunu biliyor muydunuz?

Kabataş gelininin avukatının bizim ifademize bazı eklemeler yapıldı diye açıklama yaptığını biliyor muydunuz?

Kabataş neden tekrar gündeme geldi?

Avukat Fidel Okan yazı yazdı. Özetle dedi ki "Kabataş AKP'liler arasında bire bin katılarak büyütülmüş büyük bir yalandır. Bu bizim kitleye büyük zarar verdi. Sümeyye Erdoğan'a CHP'nin suikast yapılacağı yalanı da böyle bir etki yaratır. Bu oyuna gelmeyin!"
 
Fidel Okan nereden bilebilir?

Fidel Okan, Kabataş gelini haberini patlatan Elif Çakır'ın avukatıdır. Yalana o dönem birinci elden tanıktır. olayın yalan olduğu görüntülerle çıkınca Elif Çakır ağlayarak Fidel Okan'ı aramış. Kendisi de avukatı olarak, Elif Çakır'a, gelin hakkında suç duyurusunda bulunmasını tavsiye etmiş.

Fidel Okan muteber tanık mıdır?

Fidel Okan, Çakır'ın avukatlığının yanı sıra paralel soruşturmasında cemaat aleyhine en önemli savcılık tanığıdır. En azından paralelle mücadele davasına baş koyan AKP'liler için muteber bir tanık olmalı. AKP'li siyasetçiler cemaate karşı güvendiği tanığa, Kabataş'ta neden güvenmesin? Kazanın doğurduğuna inanıyorsun öldüğüne neden inanmıyorsun öyle değil mi?

AKP nasıl yeniden harekete geçti?

5 Şubat'ta AKP'li gazetelerde 13 köşe yazısı, "Diliniz KABA, vicdanınız TAŞ..." başlığıyla çıktı. Mekanizmayı artık ezbere bildiğimiz için bir gün sonra Erdoğan'ın konuya girmesi için ısınmaya başlama emri aldığını anlamıştık. Nitekim cumhurbaşkanımız ertesi gün şunları söyledi: "Bir anne yanında çocuğu olduğu halde Kabataş ’ta tacize maruz kaldı. Kimse o kadını taciz edenleri kınamadı, peşine düşmedi. Tacize uğrayana ise etmediklerini bırakmadılar."

Kimse tacizcileri kınamadı mı?

Erdoğan öyle diyor ama haberler iddialar ortaya atıldığı anda Gezi eylemlerindeki herkes bir anda"Tacizcileri hemen yakalayın" diye haykırmaya başladı. Hatta olaya ilk günler tam iman eden Gezi'deki bir grup Kabataş' tan Taksim'e başörtülülere destek için yürüyüş bile yaptı! Ayrıca Gezi'de biri çocuk 6 ölüm var. "Kim kime ne etmiş" bir düşünelim. Zeytinyağı gibi üste çıkmak deyimini de hatırlayalım.  

Mobese görüntüleri esas mı?

Abdülkadir Selvi "Mobese görüntülerini esas alarak saldırıyı yok sayamazsınız" diye yazdı. Yahu sizin basın "Görüntü var" diye aylarca davul çaldı. Ayrıca görüntüyü görmüşsen, görüntü esastır. Gözümüze inanmayıp, Selvi'ye mi inanalım. Uyanığa bak. Yaptıkları, "Kadının beyanı esastır" ilkesini bile istismar etmektir.  

Sahi camide içki de içilmişti?

Gezi sırasında Erdoğan "Camide içki içildi, görüntüleri cumaya yayınlanacak" demişti. İlk anda insanlar iyi niyetle "Ülkemizin özü sözü bir koskoca başbakanı cuma diyorsa yayınlar. Birkaç gün bekleyin" dedi. 88 cuma geçti. Dün bekledik yine yayınlanmadı. Dolmabahçe olayı Kabataş'ın ikiz kardeşidir. Unutulmasın..

Nefret siyaseti ne işe yarar?

AKP'li medyanın parti politikaları doğrultusunda halkın yüzde 50'siyle, diğer yüzde 50'si arasında nefret oluşturmak üzere hareket ettiği kesin. Çünkü nefret oluşursa karşı bloka geçişler azalır, statüko korunur.

Kim yüzde 50'yi sersem yerine konuyor?

"Kabataş'ta olay oldu" diyenler ile "Olmadı" diyen iki kesimden birinin kendi kitlesini kandırdığı kesin. Şimdi tekrar düşünün. Kim kendi kitlesini aptal yerine koyuyor?